Rusya Federasyonu,
büyük bir ekonomik gücün temeli olan doğal kaynaklara ve insan
gücüne sahip dünyadaki belli başlı ülkelerden biri konumundadır.
Rusya Federasyonu 1992 yılında merkezi planlı sistemden serbest
piyasa ekonomisine geçiş için köklü ekonomik reformlar
uygulamaya başlamıştır.
Yegor Gaidar hükümeti tarafından başlatılan ve adı geçenin
yerine göreve gelenler tarafından 1993-1998 yılları arasında
sürdürülen ekonomik reformlar dört ana başlık altında
özetlenebilir.
Mali Denge: Uygulanacak politikalarla, makro ekonomik dengenin
tesisi, düşük ve öngörülebilir enflasyon, güvenilir para birimi,
pozitif ancak makul faiz oranları, finanse edilebilir bütçe
açığı ve artan ancak karşılanabilir talep hedeflenmiştir.
Uluslararası Piyasalara Açılım: Ticari engellerin ve teşviklerin
kaldırılması yoluyla ülkeyi uluslararası ticaret ve yatırımlara
açma amaçlanmıştır. İthalata karşı korunma ve hammadde
ihracatının sınırlandırılmasını talep eden endüstriyel
lobilerden gelen baskıya rağmen, Rusya Federasyonu bu konuda
gelişme sağlamıştır.
Yapısal Reformlar: Hükümet özelleştirme, monopollerin önlenmesi,
piyasaya girişi önleyen engellerin kaldırılması ve mülkiyet
hakları konusunda düzenlemelere yer vermiştir.
Ancak, uygulanan politikalar bazı olumsuz sonuçları da
beraberinde getirmiştir. Sözkonusu olumsuzluklardan bir kısmı
bugünkü gelişmeleri de etkilemiştir. Bu olumsuzluklar,
- Yüksek Enflasyon,
-Devletin ekonomik süreç üzerindeki kontrolunun zayıflaması ve
yasal düzenlemelerin sınırlı olması neticesinde ekonomide
kriminal unsurların ortaya çıkması,
- Üretimin düşüşü ve talepteki daralma,
- Tasarruf ve yatırımlardaki düşüş,
- Gruplar arasında önemli gelir ve refah farklılığı,
- Yapısal refomlar ve düşen üretimle birlikte işsizlikte görülen
artış,
olarak ifade edilebilir.
Sözkonusu olumsuzlukların uygulanan önlemler ile uzun vadede
giderilmesi amaçlanmış ise de bazı olumsuzluklar günümüze de
taşınmıştır.
Bununla birlikte, üç haneli enflasyonla birkaç yıl mücadele eden
Rusya Federasyonu, 1995 yılında makro ekonomik dengeyi sağlamış
ve bu durum 1998 Ağustos’undaki ekonomik krize kadar devam
etmiştir. Bu dönemde, sözkonusu denge esas olarak parasal
politikalar ile Merkez Bankası’nın döviz kurunu dengelemedeki
başarısına dayanmıştır. Ancak, mali politikalarda başarılı
olunamamış, borç yükü arttığı gibi bütçe dengesi
sağlanamamıştır.
Rusya Federasyonu’nda 1998 Ağustos ayında Rublenin devalüasyonu
ile başlayan ve kısa vadeli borçların ertelenmesi neticesini
doğuran ekonomik kriz ortaya çıkmıştır.
Kriz iç ve dış dinamiklerden kaynaklanmıştır. Dış etkenleri,
Asya ülkelerinde oluşan mali kriz ile dünya enerji
fiyatlarındaki düşüş, iç etkenleri ise serbest piyasa
ekonomisine geçiş sırasında izlenen istikrar politikalarının
yeterli mali ve yapısal reformlarla desteklenememesi
neticesinde, bütçe gelirlerinin toplanmasında yaşanan zorluklar
ile sözkonusu gelirlerde artış sağlanamaması, giderlerin dış
borçlanmayla karşılanmaya çalışılması, kısa vadeli borçlanmanın
artması, yatırımların sınırlılığı ve üretimde artış
sağlanamaması ile ödemeler dengesindeki açık beklentileri
oluşturmuştur.
Kriz iç ve dış etmenlerin karşılıklı etkileşimi neticesinde
ortaya çıkmıştır. Asya piyasalarındaki krizi müteakiben yabancı
yatırımcıların Rus sermaye piyasasından çıkmaları Ruble üzerinde
baskı yaratmış, mevcut döviz rezervleri ile Merkez Bankası
Rubleyi belirlenen koridor içerisinde tutamamış, dalgal
anmaya
bırakmıştır. Ruble, krizin ortaya çıktığı 17 Ağustos sonrasında
birkaç hafta içerisinde Dolar karşısında %217 değer kaybetmiş ve
Ruble Dolar paritesi 1$=6.3 Rubleden 1$=20 Rubleye yükselmiştir.
Bununla birlikte kısa vadeli borç ödemeleri moratoryum ilan
edilerek askıya alınmıştır.
Krizin sonuçları ise esas olarak, yüksek enflasyon (1999 yıl
sonu enflasyonu %84,4), halkın satın alma gücünde önemli
düşüşler ve gelir dağılımındaki dengesizliğin daha da artması,
talepteki azalma ve işletme sermayelerini kaybeden firmaların
iflasları ile birlikte ekonomideki durgunluk, üretimde düşüş,
dış ticarette gerileme, yabancı sermayenin Rusya’ya bakışının
olumsuz olarak değişmesi şeklinde belirtilebilir.
Rus ekonomisinde 1998 yılı Ağustos ayında yaşanan kriz
etkilerini 1999 yılı ikinci çeyreğine kadar sürdürmüştür. Ancak,
gerek devalüasyonun etkisi gerekse uluslararası piyasalarda
artan petrol ve metal fiyatları etkisiyle ekonomide bir iyileşme
görülmüştür. İhracattaki artış Rusya’nın döviz rezervlerinde
artışı beraberinde getirmiş ve Rubleyi kuvvetlendirmiştir.
Sanayi üretiminde görülen artış nedeniyle GSYİH 1999 yılında
%3,2 oranında büyümüştür. Sanayi üretiminde görülen artışın
nedeni ise devalüasyonu müteakiben ithal mallarının pahalı hale
gelmesi neticesinde yerel üretimdeki artış ve ithal ikamesi
etkisidir. İthal ikamesi tüketim malları ithalatının azalması
yoluyla enflasyonun döviz kuruna bağlılığını da düşürmektedir.
Bu durum ise enflasyonun yükselmesini engellemektedir.
2000 yılında GSYİH yıllık bazda %9 oranında artmıştır. Bu artış
oranı otuz yılın en iyi performansıdır. Ancak, 2001 yılında
GSYİH büyüme hızında bir düşüş olmuş ve büyüme hızı %5 olarak
gerçekleşmiştir.. Sözkonusu iyileşme iç talebdeki ve endüstriyel
üretimdeki artıştan kaynaklanmaktadır. 2002 yılı ilk altı ayında
ise GSYİH artış oranı %3,8 olarak gerçekleşmiştir.
Rusya ile ticari ortakları arasında enflasyon farklılığı,
Rublenin değer kazanmasına sebep olmuştur. Ancak, 2000 yılında
Ruble 1998 krizi öncesindeki seviyesinin %38 oranda daha aşağı
seviyede bulunmaktadır.
Mali politikalarda da başarı sağlanmış olup vergi gelirlerinde
artış, harcamalarda kısıntı sağlanmıştır. Yüksek petrol
fiyatları ve işletmelerin karlılığı vergi artışını da
beraberinde getirmiştir. 1999 yılında GSYİH’nın %1,5’i olan
Federal Bütçe açığı 2000 yılı sonunda GSYİH’nın %2,5’i oranında
fazla vermiştir.
İthalat sabit kalırken, ihracat değer olarak yükselmektedir.
2000 yılı sonunda, ticaret fazlası 60,7 milyar $ olmuştur. Bu
da, GSYİH’nın %24’üne tekabül etmektedir.
Rus ekonomisini yönlendirecek Viladimir Putin’in 10 yıllık
ekonomik programının aşağıdaki unsurları içermesi
beklenmektedir.
Fiyat
Serbestisi: Fiyatlar serbest bırakılmış, bu suretle
fiyatların, piyasalarda arz talep dengesini ve kaynak tahsisini
sağlama fonksiyonunun yerine getirmesi amaçlanmıştır.
Mali Denge: Uygulanacak politikalarla, makro ekonomik
dengenin tesisi, düşük ve öngörülebilir enflasyon, güvenilir
para birimi, pozitif ancak makul faiz oranları, finanse
edilebilir bütçe açığı ve artan ancak karşılanabilir talep
hedeflenmiştir.
Uluslararası Piyasalara Açılım: Ticari engellerin ve
teşviklerin kaldırılması yoluyla ülkeyi uluslararası ticaret ve
yatırımlara açma amaçlanmıştır. İthalata karşı korunma ve
hammadde ihracatının sınırlandırılmasını talep eden endüstriyel
lobilerden gelen baskıya rağmen, Rusya Federasyonu bu konuda
gelişme sağlamıştır.
Yapısal Reformlar: Hükümet özelleştirme, monopollerin
önlenmesi, piyasaya girişi önleyen engellerin kaldırılması ve
mülkiyet hakları konusunda düzenlemelere yer vermiştir.
Ancak, uygulanan politikalar bazı olumsuz sonuçları da
beraberinde getirmiştir. Sözkonusu olumsuzluklardan bir kısmı
bugünkü gelişmeleri de etkilemiştir. Bu olumsuzluklar,
Yüksek Enflasyon,
-Devletin ekonomik süreç üzerindeki kontrolunun zayıflaması ve
yasal düzenlemelerin sınırlı olması neticesinde ekonomide
kriminal unsurların ortaya çıkması,
- Üretimin düşüşü ve talepteki daralma,
- Tasarruf ve yatırımlardaki düşüş,
- Gruplar arasında önemli gelir ve refah farklılığı,
- Yapısal refomlar ve düşen üretimle birlikte işsizlikte görülen
artış,
olarak ifade edilebilir.
Sözkonusu olumsuzlukların uygulanan önlemler ile uzun vadede
giderilmesi amaçlanmış ise de bazı olumsuzluklar günümüze de
taşınmıştır.
Bununla birlikte, üç haneli enflasyonla birkaç yıl mücadele eden
Rusya Federasyonu, 1995 yılında makro ekonomik dengeyi sağlamış
ve bu durum 1998 Ağustos'undaki ekonomik krize kadar devam
etmiştir. Bu dönemde, sözkonusu denge esas olarak parasal
politikalar ile Merkez Bankası'nın döviz kurunu dengelemedeki
başarısına dayanmıştır. Ancak, mali politikalarda başarılı
olunamamış, borç yükü arttığı gibi bütçe dengesi
sağlanamamıştır.
Rusya Federasyonu'nda 1998 Ağustos ayında Rublenin devalüasyonu
ile başlayan ve kısa vadeli borçların ertelenmesi neticesini
doğuran ekonomik kriz ortaya çıkmıştır.
Kriz iç ve dış dinamiklerden kaynaklanmıştır. Dış etkenleri,
Asya ülkelerinde oluşan mali kriz ile dünya enerji
fiyatlarındaki düşüş, iç etkenleri ise serbest piyasa
ekonomisine geçiş sırasında izlenen istikrar politikalarının
yeterli mali ve yapısal reformlarla desteklenememesi
neticesinde, bütçe gelirlerinin toplanmasında yaşanan zorluklar
ile sözkonusu gelirlerde artış sağlanamaması, giderlerin dış
borçlanmayla karşılanmaya çalışılması, kısa vadeli borçlanmanın
artması, yatırımların sınırlılığı ve üretimde artış
sağlanamaması ile ödemeler dengesindeki açık beklentileri
oluşturmuştur.
Kriz iç ve dış etmenlerin karşılıklı etkileşimi neticesinde
ortaya çıkmıştır. Asya piyasalarındaki krizi müteakiben yabancı
yatırımcıların Rus sermaye piyasasından çıkmaları Ruble üzerinde
baskı yaratmış, mevcut döviz rezervleri ile Merkez Bankası
Rubleyi belirlenen koridor içerisinde tutamamış, dalgalanmaya
bırakmıştır. Ruble, krizin ortaya çıktığı 17 Ağustos sonrasında
birkaç hafta içerisinde Dolar karşısında %217 değer kaybetmiş ve
Ruble Dolar paritesi 1$=6.3 Rubleden 1$=20 Rubleye yükselmiştir.
Bununla birlikte kısa vadeli borç ödemeleri moratoryum ilan
edilerek askıya alınmıştır.
Krizin sonuçları ise esas olarak, yüks
ek enflasyon (1999
yıl sonu enflasyonu %84,4), halkın satın alma gücünde önemli
düşüşler ve gelir dağılımındaki dengesizliğin daha da artması,
talepteki azalma ve işletme sermayelerini kaybeden firmaların
iflasları ile birlikte ekonomideki durgunluk, üretimde düşüş,
dış ticarette gerileme, yabancı sermayenin Rusya'ya bakışının
olumsuz olarak değişmesi şeklinde belirtilebilir.
Rus ekonomisinde 1998 yılı Ağustos ayında yaşanan kriz
etkilerini 1999 yılı ikinci çeyreğine kadar sürdürmüştür. Ancak,
gerek devalüasyonun etkisi gerekse uluslararası piyasalarda
artan petrol ve metal fiyatları etkisiyle ekonomide bir iyileşme
görülmüştür. İhracattaki artış Rusya'nın döviz rezervlerinde
artışı beraberinde getirmiş ve Rubleyi kuvvetlendirmiştir.
Sanayi üretiminde görülen artış nedeniyle GSYİH 1999 yılında
%3,2 oranında büyümüştür. Sanayi üretiminde görülen artışın
nedeni ise devalüasyonu müteakiben ithal mallarının pahalı hale
gelmesi neticesinde yerel üretimdeki artış ve ithal ikamesi
etkisidir. İthal ikamesi tüketim malları ithalatının azalması
yoluyla enflasyonun döviz kuruna bağlılığını da düşürmektedir.
Bu durum ise enflasyonun yükselmesini engellemektedir.
2000 yılında GSYİH yıllık bazda %9 oranında artmıştır. Bu artış
oranı otuz yılın en iyi performansıdır. Ancak, 2001 yılında
GSYİH büyüme hızında bir düşüş olmuş ve büyüme hızı %5 olarak
gerçekleşmiştir.. Sözkonusu iyileşme iç talebdeki ve endüstriyel
üretimdeki artıştan kaynaklanmaktadır. 2002 yılı ilk altı ayında
ise GSYİH artış oranı %3,8 olarak gerçekleşmiştir.
Rusya ile ticari ortakları arasında enflasyon farklılığı,
Rublenin değer kazanmasına sebep olmuştur. Ancak, 2000 yılında
Ruble 1998 krizi öncesindeki seviyesinin %38 oranda daha aşağı
seviyede bulunmaktadır.
Mali politikalarda da başarı sağlanmış olup vergi gelirlerinde
artış, harcamalarda kısıntı sağlanmıştır. Yüksek petrol
fiyatları ve işletmelerin karlılığı vergi artışını da
beraberinde getirmiştir. 1999 yılında GSYİH'nın %1,5'i olan
Federal Bütçe açığı 2000 yılı sonunda GSYİH'nın %2,5'i oranında
fazla vermiştir.
İthalat sabit kalırken, ihracat değer olarak yükselmektedir.
2000 yılı sonunda, ticaret fazlası 60,7 milyar $ olmuştur. Bu
da, GSYİH'nın %24'üne tekabül etmektedir.
Rus ekonomisini yönlendirecek Viladimir Putin'in 10 yıllık
ekonomik programının aşağıdaki unsurları içermesi
beklenmektedir.
a-Mali
Reformlar
Vergi oranlarında
değişikliğe gidilmiş olup, gelir vergisi %13'e indirilmiştir. Bu
değişiklikle amaç, mümkün olduğunca gelirin beyan edilmesini
sağlamaktır.
Reformlar ise, devlet harcamalarını kademeli olarak GSYİH'nın
%30'una indirmek, sanayiye nakit yardımları ve teşvikleri
kaldırmak, sosyal yardımları devletin ödeyebileceği seviyeye
indirmek, eğitim, sağlık ve savunma alanında harcamaları
artırmak, halihazırda uygulanan istenildiği kadar ödeme esasına
dayanan emekli keseneklerinin belirli bir oran üzerinden
ödenmesini sağlamak, emeklilik yaşını kadın ve erkekte 65'e
yükseltmek, kamu çalışanları sayısını azaltmak ve bunlara
verilen maaşları yükseltmek olarak özetlenebilir.
b-Yapısal
Reformlar
Anılan reformlar,
büyük devlet tekellerini yeniden yapılandırma, demiryolu
altyapısını ve hizmetlerini iyileştirme, elektrik monopolünü (EVS)
üretim, iletim ve dağıtım ünitelerine ayırma, yerel idarelerin
elektrik piyasasındaki etkisini azaltma, Gazpromu daha şeffaf
hale getirme, rekabet politikasını geliştirme, uluslararası
muhasebe standartlarının 2002 yılına kadar tüm orta ve küçük
ölçekli firmalara uygulanmasının sağlanması, adli sistemi
güçlendirme, tarım reformunun önkoşulu olarak arazi piyasasını
oluşturmak, kredili ev sahibi olma sisteminin geliştirilmesi, iş
kurma sürecinin basitleştirilmesi olarak ifade edilebilir.
c-Mali Sektör Reformu
Sözkonusu reformun
amacı, ödeme güçlüğü içerisinde olan bankaların likidite
sıkıntısının giderilmesi, bankacılık sistemini yabancı rekabete
açmak ve mevduat sigorta fonunun kurulmasıdır.
Ekonomideki göreceli tüm iyileşmelere rağmen, gelecekte
ekonomideki durum, önemli ölçüde Rus Hükümetinin yapısal
reformlardaki başarısına bağlı görünmektedir. Öte yandan, dış
piyasalardaki olası olumsuz gelişmeler de ekonomiyi olumsuz
olarak etkileyebilecektir.
Enflasyon
Devlet İstatistik
Komitesi verilerine göre 1999 yılı enflasyonu %36,5 olarak
gerçekleşmiştir. 2000 yılındaki enflasyon oranı %20,2'dir. 2001
yılında enflasyon oranı %21,6 olmuştur. 2002 yılı ilk altı
ayında ise enflasyon oranı %17 olarak gerçekleşmiştir.
Döviz Rezervi
1998 yılı sonunda
7,8 milyar $ olan net döviz rezervi 1999 yılı sonunda 8,4 milyar
$'dır. 1999 yılı sonu itibarıyla altın rezervleri ise 4 milyar $
seviyesindedir. 2000 yılı sonunda döviz rezervi, 3,7 milyar $
altın olmak üzere 27,9 milyar $'dır. 19 Temmuz 2002 tarihi
itibarıyla ise döviz ve altın rezervi 42,5milyar $'dır.
GSYİH’nın
Sektörel Dağılımı
2001 yılında
tarımın GSYİH'daki payı %7,2'dir. Bu oran, 1990 yılında %15,4
seviyesinde bulunmaktaydı. Sözkonusu düşüş, kırsal kesimde
işsizlikten çok gizli işsizliğe neden olmuştur. Tarım, 2000
yılında Rusya Federasyonu'nda nüfusun %13,4'ünün istihdam
edildiği bir sektör konumundadır.
2001 yılında endüstrinin GSYİH'daki payı %40 olup, istihdamdaki
payı ise ,0%22,6'dır. Parekende ticaret ve hizmetlerin payı
GSYİH'daki oranı 1991 den itibaren önemli değişikliğe uğramış ve
artış göstererek 2001 yılında %54 olmuştur.
Diğer taraftan, Rus resmi tahminlerine göre kayıt dışı ekonomi
GSYİH'nın % 40-50'sine ulaşmaktadır. Bu oran gelişmiş
ekonomilerde %10 seviyesinde bulunmaktadır.
1992'ye kadar kişiler arasında keskin bir gelir farklılığı
olmayan ülkede, bugünkü gruplar arasındaki gelir dağılımı
farklılığını ve ekonomik sistemin unsurlarını anlayabilmek için
1992 sonrasında işletmelerin mülkiyet yapısını şekillendiren
özelleştirmeyi ve gerçekleşme biçimini kısaca incelemekte yarar
olduğu düşünülmektedir.
Özelleştirme
Yapısal reformlar
içerisinde önemli bir yer tutan ve bugünkü sistemin
unsurlarından biri olan işletmelerin özel mülkiyete devrini
sağlayan özelleştirme, kısa bir dönem içerisinde ve diğer Doğu
Bloğu ülkelerindeki uygulamalarla karşılaştırıldığında göreceli
olarak organize olmayan bir şekilde gerçekleştirilmiştir.
1990'lı yılların başında özelleştirme ile kamunun elindeki mal
varlığının mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde özel kişilere
devri öngörülmüştür. Bu çerçevede sermayenin geniş bir kesime
yayılmasını ve sermaye piyasası kuruluşuna temel teşkil etmek
üzere her Rus vatandaşına kupon "voucher" verilerek, bu kuponla
özelleştirilen firmalardan hisse almaları planlanmıştır.
Voucher'lerin değeri genel olarak kabaca 6 haftalık ücretin
değerine eşit bulunmaktaydı. Rus halkına 146.064 milyon kupon
dağıtılmıştır. Ancak, sistem uygulamada istenen sonuca
ulaşamamış bir kısım kişiler bu kuponları ikinci el piyasada
toplayarak işletmeleri satın almıştır.
İşletmelerin çalışanlara devrini öngören uygulama ile de
sermayenin geniş kitlelere yayılması amacına ulaşılamamış, bu
uygulamada da işletme yöneticileri çalışanların paylarını bir
şekilde alarak işletme mülkiyetine sahip olmuşlardır.
Ancak, bu noktada dikkate alınması gereken unsurlardan biri,
kamu mallarının 1992-1994 yılları arasında, çok kısa bir sürede
devrinin gerçekleştirilmesidir. 1994 yılına gelindiğinde,
110.000 devlete ait işletmede mülkiyet devrinin sağlandığı ve
1994 yılında GSYİH'nın 2/3'ünün ise devlet mülkiyetinde olmayan
işletmelerce oluşturulduğu görülmektedir. Rus resmi rakamlarına
göre 1997 yılı başında, özel sektör firmaları imalat
işletmelerinin %75'ini, imalatın ise %85'ini oluşturmakta Rus
işgücünün %80'den fazlası da özel firmalarda çalışmaktadır.
Devlete nakdi bir gelir sağlamayan özelleştirmenin 1. aşaması
sonunda genel olarak kamudan devir alınan şirketlerin yönetim
yapılarında değişiklik olmamış, işletmelere yeni bir teknoloji
transferi de gerçekleşmemiştir. Sözkonusu hızlı mülkiyet
devrinde, Rusya Federasyonu'ndaki o dönemdeki siyasi
çalkantıların etkisinin olduğu ve eski sistemin esası olan kamu
mülkiyetinin bir an önce tasfiyesinin gerçekleştirilmeye
çalışıldığı görülmektedir.
Özelleştirmede, 1995 sonrasında farklı bir yöntem izlenmiş, bu
dönemde hükümet borçlanma karşılığı elindeki büyük devlet
kuruluşlarının hisselerini mali gruplara devir etmiştir.
Özelleştirme konusu devlet kuruluşlarının mülkiyeti, belirli bir
mali güce sahip grupların eline geçmiştir. Mali ve endüstriyel
gurupların ülke ekonomisindeki etkinlikleri de böylece
artmıştır.
1997 yılı sonrasında, 2. aşamadaki özelleştirme stratejisi
tekrar gözden geçirilmiş ve çeşitli eleştirilerin yapıldığı
sistemde, firma bazında ihale esas alınmış, şirketlerin gerçek
değerlerinin tespitine ağırlık verilmiştir. Ancak, 1998 yılında
yaşanan ekonomik kriz özelleştirme çalışmaları üzerinde olumsuz
etki yaratmıştır.
Ekonomik
Sektörler
Tarım
Ülkenin kuzey
bölgelerindeki toprak yapısı tahıl ve benzeri diğer ürünler
üretimi için elverişli olmadığından üretim, Rusya'nın güney
bölgeleri ile batı Sibirya'da gerçekleştirilmektedir. Ülkenin
kuzeyinde ise hayvancılığa ağırlık verilmiştir. Toplam arazinin
%32'si tarıma elverişli olup %45'i ormanlık arazidir.
Hububat üretimi 1980'li yılların ortalamalarının aşağısındadır.
Üç yılda bir hüküm süren kuraklık üretimde düşüşlere neden
olurken, aşırı kimyevi maddeler kullanımı, endüstriyel kirlilik,
toprağın yoğun işlenmesi ve bazı bölgelerdeki yanlış ürün seçimi
toprağın verimliliğini düşürmüştür.
Sovyet döneminde zorla gerçekleştirilen tarımın
kollektivizasyonu, çoğu tarımsal işletmede verimsizliği
beraberinde getirmiştir. Kronik sermaye yetersizliği ve devlet
yardımlarına bağımlı olmak bugünkü işletmelerin karşılaştığı
sorunlardır. Anayasada toprakta özel mülkiyet hakkı teyit
edilmekle birlikte, mevcut yasal düzenlemede bu hak henüz
tanınmamıştır. Ayrıca, arazinin alınacak kredilerde teminat
olarak gösterilememesi çiftçilerin kredi imkanlarını ortadan
kaldırmaktadır. Bu husus işletmelerdeki verimsizliğin de
kaynağını teşkil etmektedir.
1990'lı yıllarda devamlı olarak ekili arazi miktarında azalma
izlenmektedir. Özellikle bu durum hububat üretiminde
belirgindir. 1998 rakamları dikkate alındığında hububat
üretiminin 1992 senesi üretiminin %55'i seviyesinde olduğu, 1998
şeker pancarı üretiminin ise 1992 seviyesinin %58'i olduğu
görülmektedir. Patates ve ayçiçeği yağı üretiminde ise bu
oranlar sırasıyla %80 ve %100'dür.
Hayvancılıkta da aynı eğilim sürmekte ve üretimde azalma
izlenmektedir.
Ancak,1999-2001 yılları arasında tarımsal üretimde %27 oranında
bir artış olmuştur.
1998 yılındaki mali kriz etkileri ile birlikte elde edilen 48
milyon tonluk hububat üretimi, 1953 senesinden beri istihsal
edilen en az üründür. 1998 yılı krizi, tarımsal işletmelere
finansman sağlanmasını rasyonel hale getirme çalışmalarını da
olumsuz etkilemiştir.
Rusya Federasyonu belli başlı kereste üreticisi ve ihracatçısı
konumundadır. 75 milyar m3 stoku olduğu tahmin edilmektedir.
Dünya rezervlerinin 1/4'ünden fazlasını oluşturmaktadır. Kereste
alanlarının hızlı biçimde kullanımı, üretimi doğuya
kaydırmıştır. Sibirya'da işlenmiş kereste üretiminin 1/3'ü
gerçekleştirilmektedir. Son yıllarda üretimde önemli düşüşler
görülmektedir. 1990-1998 yılları arasında kereste, kağıt ve
selüloz üretimi 2/3 oranında azalmıştır. Ancak ihracat 1995
sonrasında artış göstermiştir.
Sovyetler Birliği dağıldığında, Rus balıkçılık endüstrisi
dünyada Japonya, ABD ve Çin'den sonra 4. sırada yer almaktaydı.
Halen, taze ve dondurulmuş dünya balık üretiminin %25'i ile,
dünya konserve balık üretiminin üçte biri Rusya'da
gerçekleştirilmektedir. Ancak, üretimde bu sektörde de düşüşler
izlenmekte olup, konserve balık üretimi 1997 yılında 467 milyon
kutu olmuştur. Bu miktar, 1992 yılında 1.3 milyar kutuydu. 2001
yılında balık ve diğer deniz ürünleri üretimi ise 3,7 milyon ton
olmuştur. Bununla birlikte, balık ve diğer deniz ürünlerinde
ihracat artmaya devam etmektedir. 2001 yılında balık ve diğer
deniz ürünlerinin %80'i ihraç edilmiştir.
Endüstri
Sovyet döneminde
endüstri temeline bakıldığında, işletmelerin enerji yoğun,
teknoloji ağırlıklı veya düşük katma değerli temel işlemeye
dayalı sanayilerde veya savunma sanayinde yoğunlaştığı
görülmektedir. Üretim ise devlet sübvansiyonları ile
arttırılmıştır. Sovyetler Birliği sonrasında devlet
desteklerinin kaldırılması neticesinde, işletmeler yatırım için
yeni kaynaklar bulamamış üretim önemli ölçüde azalmıştır.
1998 yılındaki endüstriyel üretim, 1990 yılındaki seviyenin
%45'i düzeyindedir. Belli başlı endüstrilerdeki 1998 yılı
üretiminin 1990 yılındaki üretimine oranı aşağıda
gösterilmektedir.
Elektrik üretimi %76,4
Yakıt %66,6
Kimya ve petrokimya %42
Makine yapım ve metal işleme %37
Demir işleme %52,4
Demirdışı Metaller %53,2
2001 yılı verileri dikkate alındığında, endüstriyel üretimin
%20'sini yakıt ve enerji oluşturmaktadır. Üretim içerisinde
diğer sektörlerin aldığı pay ise aşağıdaki gibidir.
Makina ve metal işleme sanayi % 20
Metalürji % 17
Gıda işleme sanayi %14-15
Kimya ve kimyevi ürünler % 7,3
Kağıt ve selüloz sanayi % 4,8
Hafif endüstri % 2
Elektrik % 10
Rusya Federasyonu 1999 yılında endüstriyel üretimde artış
sağlamıştır. Bu artış, Rublenin devalüasyonu sonucunda, Rus
ürünlerinin ithal mallara karşı fiyatlarının ucuz kalması
neticesinde ithal ikamesine dayalı endüstrilerdeki üretim
artışından kaynaklanmıştır. Fiyatı ucuz kalan malların ihracatı
da bu trende olumlu katkı sağlamıştır. 1999 yılının ilk
çeyreğinde bir önceki yıla göre %1.6 oranında düşen üretim,
yılın kalan 9 aylık döneminde önemli performans göstererek bir
önceki yıla göre %16,5 oranında artmıştır. Yıllık artış ise
resmi rakamlara göre %8 seviyesindedir. 2000 yılında endüstriyel
üretim %9, 2001 yılında %5,8, 2002 yılının ilk yarısında ise
%3,2 oranında büyümüştür.
Üretim, orta ve büyük ölçekli işletmelerde düşerken, küçük
işletmeler ve ortak girişimlerde artış göstermektedir.
Madencilik
Rusya Federasyonu madencilik sektöründe de önemli bir üretici ve
ihracatçıdır. Dünya petrol rezervlerinin %10'u Rusya'da
bulunmaktadır. Üretimdeki düşüşe rağmen dünya üretiminin %10'u
yine Rusya tarafından realize edilmektedir.
Dünya üretim rakamları dikkate alındığında, doğal gaz üretiminin
%30'u, antrasitin %10'u, demir cevherinin %14'ü , demir dışı
metal cevherinin %10-15'i, aliminyumun %12-13'ü Rusya'da
üretilmektedir. Genel olarak da üretim tek bir işletme
tarafından gerçekleştirilmektedir. Elmas üreticisi Almaz şirketi
dünya üretiminin ¼'ünü, Norisk Nickel şirketi ise nikel dünya
üretiminin %30'unu, platin üretiminin ise %40'ını üretmektedir.
1990'lı yıllarda dahili piyasada metallere olan talebin düşmesi
ile demir ve demirdışı metallerin ihracatında önemli artışlar
olmuştur. İhracattaki bu artış, işletmelerin kontrolü konusunda
yoğun rekabeti de beraberinde getirmiştir. Ancak, 1990'ların
sonundaki metal fiyatlarındaki düşüş ve enerji fiyatlarındaki
yükseliş neticesinde sektör, üretimi arttırmak için yeniden
yapılanma ve modernizasyon gereği ile karşılaşmıştır.
İşletmelerin mülkiyeti konusundaki anlaşmazlıklar tamamen
çözülmeden uzun vadeli yatırımlar beklenilmemektedir.
Rusya'daki kömür endüstrisi 1980'lerden beri kriz içerisinde
bulunmaktadır. Kriz 1992 yılından itibaren daha da
derinleşmiştir. Mevcut madenlerin 2/3'si, gaz ve toz nedeniyle
tehlikeli addedilmektedir. Düşen verimlilik ve devlet desteğinin
azaltılması nedeniyle işletmeler işçi ücretlerini ödeyememekte,
güvenlik ve modernizasyon için gerekli yatırımı yapamamaktadır.
Yer altındaki madenlerde verimlilik ABD'dekinin 1/12'si
seviyesindedir.
Enerji
Rusya, sahip
olduğu doğal kaynaklar bakımından dünya enerji piyasasının önde
gelen ülkelerinden biridir. Dünyanın en büyük doğalgaz
rezervlerine sahip olan Rusya, kömür bakımından yapılan
sıralamada tüm dünya ülkeleri arasında üçüncü, petrolde ise
sekizinci sırada yer almaktadır. Rusya, dünyadaki doğalgaz
rezervlerinin %33'üne tek başına sahiptir. Petrol rezervlerinin
ise 25 milyar varilin üzerinde bulunduğu tahmin edilmektedir.
Rusya Federasyonu'nun toplam ihracatının %40'ını enerji ve ham
petrol oluşturmaktadır. Vergi gelirlerinin %60'ı da bu sektörden
sağlanmaktadır.
Rusya Federasyonu'nun enerji üretim miktarı aşağıda
gösterilmektedir.
Miktar: Milyon Ton
|
|
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
|
Ham Petrol |
297 |
294 |
295 |
313 |
337 |
|
Petrol Ürünleri |
177 |
164 |
169 |
154,1 |
348 |
|
Doğal Gaz (m3) |
571 |
591 |
591 |
555 |
581 |
|
Kömür |
245 |
232 |
249 |
258 |
269 |
|
Elektrik (Milyar kwh) |
834 |
826 |
845 |
876 |
888 |
Kaynak: T.C
Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
Rus ekonomisinde
en başarılı sektör olmasına rağmen, enerji sektörü sorunlarla
karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunlar, teknolojinin demode
olması, verimsiz işletmecilik, sektördeki sosyal sorunlar olarak
sıralanabilir.
Petrol rafinerileri ekipmanının %20'si, kömür ve petrol çıkarma
ekipmanının ise %50'si ekonomik ömrünü tamamlamıştır.
Enerji ihracat miktar ve değerleri ise aşağıdaki tabloda yer
almaktadır.
Miktar: Milyon
Ton, Değer: Milyon $
|
|
1998 |
1998 |
1999 |
1999 |
2000 |
2000 |
|
|
Miktar |
Değer |
Miktar |
Değer |
Miktar |
Değer |
|
Ham Petrol |
137 |
10.275 |
137 |
10.275 |
144.5 |
25.319 |
|
Petrol Ürünleri |
54 |
4.246 |
54 |
4.246 |
61.8 |
10.769,3 |
|
Doğal Gaz (*) |
201 |
13.346 |
201 |
13.346 |
193.8 |
16.644,1 |
|
Kömür |
23 |
626 |
23 |
626 |
43.4 |
1.142,9 |
* Milyar M3
Kaynak: T.C Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
Petrol
140.569 milyon ton
olan dünya rezervleri içinde Rusya'nın petrol rezervleri 6.609
milyon ton seviyesindedir. Petrol rezervlerinin %67.6'sı Batı
Sibirya'da, %15.7'si Doğu Sibirya'da, %2.6'sı Ural Bölgesinde,
%2.5'i Volga Bölgesinde bulunmaktadır.
Lukoil, Yukos, Surgutneftegaz, Tyumen oil, Sidanko, Sibneft,
Slavneft, Eastern Oil, Onako, Komitek, Grozneft ve Rosneft en
büyük petrol şirketleridir. Petrol üretimi 80'li yılların ikinci
yarısında önemli artışlar kaydetmiş ve 1987 yılında en üst
seviyesine çıkarak 570 milyon tona ulaşmıştır. Petrol üretimi bu
noktadan sonra endüstriyel talebin azalması ve yatırımlar için
mali kaynak yetersizliği nedeniyle, devamlı düşme göstermiş ve
1999 yılında 295 milyon tona düşmüştür. Aralık 1998 den itibaren
yükselen petrol fiyatlarına rağmen düşüş devam etmektedir.
Sermaye yatırımı ve ekipman azlığı üretimindeki düşüşte önemli
etkendir. Hükümet ihraç vergisi uygulamasına devam
etmektedir.(15euro/ton)
Bazı petrol alanlarındaki tükenme de üretimi olumsuz olarak
etkilemektedir. Ancak, 2000 yılında üretim 323 milyon tona
yükselmiştir. 2001 yılında artış devam etmiş ve üretim 337
milyon ton olmuştur. 2002 yılı ilk yedi ayında ise üretim %8,2
oranında artarak 207,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
Rusya Federasyonu'nun petrol ve gaz ihracatı 2000 yılı
itibarıyla 136 milyon tondur. Toplam ihracatın %58'ini petrol ve
gaz ihracatı oluşturmaktadır. Eski Sovyet Cumhuriyetleri dışına
gerçekleştirdiği ihracatın toplam ihracat içerisindeki payı 1992
de % 53 iken, 1998 yılında %89'a yükselmiştir. Önemli ithalatçı
ülkeler İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya'dır.
İhracat için Baltık Denizinde 3 yeni terminal ( Üst-Luga, Bukhta
Batereinayaat ve Primosk) ile Baltık Boru Hattı yapımı
planlanmaktadır. Rus petrol ihracatı esas olarak Baltık Denizi
ve Karadenizde yer alan terminaller aracılığı ile yapılmaktadır.
Avrupa'ya petrol ihracında diğer bir yol Druzhba boru hattıdır.
Hattın günlük kapasitesi 1,2 milyon varildir. Boru hattı
Ukrayna, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan
üzerinden Almanya'ya ulaşmaktadır.
Belli başlı petrol üretim alanları Samotlor, Romashkiw, Mamontov,
Fedorov, Lyantor, Arlan, Krasnolenin, Vatyegan, Sutormin'dir.
Doğal gaz
Rusya Federasyonu, doğalgaz rezervlerinin büyüklüğü açısından
dünyada ilk sırada yer almaktadır. Rezervlerinin toplamı 1700
trilyon kübik feettir. (48.1 trilyon m3)
Sovyetler Birliği'nin dağılımı ile doğal gaz üretiminde düşüş
görülmüştür. Ancak, bu düşüş diğer üretim düşüşlerine göre daha
az olup, üretimde 1992-1998 yılları arasında %8 oranında düşüş
görülmektedir. Yıllık üretim 20.9 trilyon kübik feet (591 milyar
m3) seviyesindedir. Tüketimde ise daha hızlı bir düşüş
mevcuttur. 1992'de 467 milyar m3 olan tüketim %15 oranında
azalarak 1998'de 390 milyar m3 e düşmüştür. Üretim fazlası olan
201milyar m3 ise diğer ülkelere ihraç edilmektedir. 201 milyar
m3 üretim fazlasının 119 milyar m3 ünün ihracatı ise Avrupa
ülkelerine yapılmaktadır. İhracat yapılan başlıca Avrupa
ülkeleri Almanya, İtalya, Fransa, Finlandiya ve Türkiye'dir.
2001 yılı dogal gaz üretimi 581 milyar m3'tür. 2002 yılı ilk
yedi ayında ise doğal gaz üretimi %3.5 oranında artarak 345.8
milyar m3 olarak gerçekleşmiştir.
Rusya'nın doğal gaz endüstrisi, Gazprom şirketi tarafından
kontrol edilmektedir. Gazprom, Rus gaz üretiminin %95'ini
gerçekleştirmekte ve dünya gaz rezervlerinin 1/5'ini kontrol
etmektedir. Ayrıca, Gazprom'un ödediği vergiler Federal
Hükümetin tahsil ettiği vergilerin %25'ini oluşturmaktadır.
Üretim yapılan başlıca alanları, Urengoy, Yamburg, Medvezh,
Orenburg, Severo-Urengoy, Vyhgapurov oluşturmaktadır.
Rusya ile eski Sovyet Cumhuriyetleri arasında doğal gaz
bedellerinin ödenmesi konusunda anlaşmazlıklar bulunmaktadır.
Özellikle, Ukrayna ve Beyaz Rusya'nın Rusya Federasyonu'na
önemli miktarda borcu bulunmaktadır. Rusya Federasyonu, Batıya
doğal gaz ihracatının %90'ını Ukrayna'daki boru hatlarının
kullanımı ile gerçekleştirmektedir. Rusya Federasyonu Yamal-Europa
hattının 1. bölümünü tamamlamış olup, ülkemizle olan Mavi Akım
projesinin uygulamaya konulması ve halen yapımı süren Baltık
denizi yoluyla, Almanya'ya ulaşacak boru hattının tamamlanması
ile Ukrayna üzerinden gaz ihracatı bugünkü seviyesinin 1/3'üne
düşecektir. Bu durum ise Batı Avrupa pazarlarına ihracatı
kolaylaştıracaktır.
Kömür
Sovyetler
Birliği'nin dağılması ile birlikte kömür üretiminde ve
tüketiminde azalış trendi izlenmiştir. Üretim 1992-1998 yılları
arasında %33, tüketim ise yaklaşık %30 düşmüştür. Üretim ve
tüketimdeki bu düşüş Rus ekonomisini yeniden yapılandırma
yönünde alınan önlemlerle yakından ilişkilidir. Yeniden
yapılandırma verimsiz madenlerin kapatılmasını, kaynakların
ekonomik yönden karlılık gösteren işletmelere aktarılmasını
öngörmektedir. Halen işletmelerin borçları işçi ücretlerinin
ödenmesini mümkün kılmamakta, gerekli malzeme ve teçhizat
alınamamaktadır.
Başlıca kömür üretim alanları Chelyabinsk, Donetsk, Kansk-Achinsk,
Kuznetsk, Lena, Moskova, Pechora, Raychikhinsk, Güney Yakutistan,
Taymyr, Zyryanca'dır.
1998 yılı itibarıyla, kömür rezervleri 173 milyar ton, üretim
ise 232 milyon tondur. Ülke, dünyanın 3. büyük rezervlerine
sahip bulunmaktadır. 2001 yılı üretimi ise 269 milyon ton'dur.
Elektrik
1992 yılında 964
milyar kilowattsaat olan üretim 1998 yılında %20 oranında
azalarak 826 milyar kilowatsaate düşmüştür. Aynı dönemde
tüketimde de benzeri bir seyir izlemiş, 1992 yılında 880 milyar
kilowattsaat olan tüketim, 1998 yılında 703 milyar kilowattsaate
düşmüştür. 2001 yılı üretimi ise 888 milyar kilowattsaattir.
Rusya Federasyonu 440 termal ve hidroelektrik santrale, 9 adet
nükleer santrale sahiptir. Nükleer enerji santralleri, toplam
elektrik üretim kapasitesinin %13'ünü oluşturmaktadır.
Hidroelektrik santral kapasitesi ise toplam kapasitenin
%20'sidir.
Toplam enerji üretim kapasitesi 205 gigawatt'tır. Kapasite,
düşüşlere rağmen iç talebi karşıladığı gibi ihracata da imkan
sağlamaktadır.
Elektrik sektörü, çoğunluk hissesi devletin sahip olduğu UES (Unified
Energy Systems of Russia) adlı kuruluş tarafından kontrol
edilmektedir. Kuruluş Rusya dağıtım sisteminin %70'ine sahiptir.
Önemli yatırım ve teçhizat yenilemesi olmadığı taktirde, bazı
bölgeler itibarıyla elektrik ihtiyacı olması beklenilmektedir.
Halen, yeni ünite ve hat yapımı oldukça sınırlı durumdadır.
Rusya'nın 2001-2005 döneminde gerekli yatırımları yapması için
yıllık 6-11 milyar $ kaynağa ihtiyacı olduğu ifade edilmektedir.
Abonelerinden para toplanamaması yatırım finansmanının iç
kaynaklarca karşılanmasını zorlaştırmaktadır. UES doğal gaz
santrallerini kömür ve diğer yakıtlara çevirme yönünde
çalışmalar yapmaktadır.
BDT ülkeleri ile ihracat bedellerinin tahsili konusunda
problemler mevcuttur. Jeotermal enerji santralleri kurulması
yönünde Kamçatka bölgesinde çalışmalar bulunmaktadır. Halen bu
bölgede jeotermal bir santral faaliyette olup, 2010 yılına kadar
geliştirme çalışmaları yapılmaktadır.
Bankacılık
Rusya'daki ticari
bankacılık 1980'li yılların sonunda şekillenmiştir. 1988 yılında
kooperatifler yasası ile devlet bankaları dışında ilk bankalar
oluşturulmuştur. 1990'lı yılların başındaki enflasyonist dönemde
bankacılık karlı hale gelmiş, bankalar asli bankacılık görevleri
dışındaki faaliyetlerden önemli kazançlar elde ederek
genişlemişlerdir. 1994 yılında banka sayısı 2500'ün üzerine
çıkmıştır. Sıkı olmayan düzenleme ve lisans politikaları da
sayısal artışta etkili olmuştur.
Bankalar, Rusya Federasyonu'ndaki özelleştirme ile de büyük
işletmelerin hisselerine sahip olmuşlardır. 1995 sonrasında
Rublenin aşırı değerlenmesi ve bankaların bu ortamda dövizde
açık pozisyon almaları ve önemli miktarda forward kontrata
gitmeleri 1998 krizinde bankaları taahhütlerini yerine getiremez
durumda bırakmıştır. Diğer taraftan, kurun baskı altında, reel
faizlerin ise yüksek olduğu kriz öncesi dönemde bankalar kısa
dönemli hazine kağıtlarına yatırım yapmışlardır. Ağustos 1998 de
devletin morataryum ilan etmesi bankaları likidite problemi ile
karşı karşıya bırakmış, devalüasyon sonrası aktiflerde yabancı
para cinsinden çok büyük düşüşler oluşmuştur. Bu ise bankaların
büyük kısmının batmasına sebep olmuş ve devlet desteği
olmaksızın faaliyetlerini sürdürmelerini imkansız hale
getirmiştir. Faaliyette bulunan kredi kuruluşlarının sayısı 2000
yılı Nisan ayında 1.333'dür. 2002 yılı ortalarına kadar ise
faaliyette bulunan kredi kuruluşlarının ve kayıtlı bankaların
sayısı yaklaşık 2000'in altındadır.
Bankacılık sektörünün yeniden yapılanması görevi Merkez Bankası
ile yeni oluşturulan ARCO (Agency for Restructuring Credit
Organizations) adlı kuruluşa verilmiştir.Anılan kuruluşca
bankalar, mali durumu iyi olanlar, mali kriz nedeniyle likidite
sorunu olanlar, yönetim ve kredi uygulamaları nedeniyle likidite
sorunu olanlar ve iflas edecek bankalar şeklinde
gruplandırılmıştır. Yeniden yapılanmanın mali portresi oldukça
büyük olup, bütçe imkanları ile karşılanması çok zayıf bir
ihtimal olarak görülmektedir.
Yabancı Sermaye
Sovyetler
Birliği'nin dağılmasından itibaren ülkeye yabancı sermaye
girişi, ülkenin büyüklüğü ve ekonomik potansiyeli dikkate
alındığında önemli bir boyuta ulaşamamıştır. Bu durum ise siyasi
istikrarsızlık ve yasal düzenleme eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar 1996 yılı
sonrasında artış göstermiştir. Bu artış, ticari yasa ve
düzenlemelerdeki nisbi iyileşme ile döviz kurundaki istikrardan
kaynaklanmaktadır. Ağustos 1998 krizini müteakiben yabancı
sermaye girişinde bir düşüş gözlenmiştir. Doğrudan yabancı
yatırım miktarı 1998 yılında 3,3 milyar $ olarak
gerçekleşmiştir.1999 yılında ise bu rakam 4,2 milyar $'dır.
Doğrudan yabancı yatırımların önemli miktarı, sanayiden çok
ticaret ve hizmet kesiminde yoğunlaşmıştır. Sanayiye yapılan
yatırımlar içinde önemli yeri petrol ve enerji sektörü
almaktadır. 2000 yılında doğrudan yabancı yatırım miktarı 4,4
milyar $ olmuştur. 2001 yılında ise doğrudan yabancı yatırım
miktarı bir önceki yıla göre %10 oranında azalarak 31,9 milyar $
düzeyinde gerçekleşmiştir.
2000 yılında doğrudan yabancı yatırımlar 1999 yılına göre
artarak toplam yatırımlar içerisinde %40.4 oranında, diğer
yatırımlar ise bir önceki yıla göre artarak %58.3 oranında pay
almıştır. 2001 yılında ise doğrudan yabancı sermaye yatırımları
2000 yılına göre %10 oranında azalarak toplam yatırımlar
içerisinde %27,9 oranında, diğer yatırımlar ise bir önceki yıla
göre %53 oranında artarak %68,9 oranında pay almıştır.
Rusya Federasyonu’nda Nitelikleri İtibarıyla Yabancı Sermaye
Yatırımları (milyon $)
|
|
1999 |
% |
2000 |
% |
2001 |
% |
|
GENEL TOPLAM |
9.560 |
100,0 |
10.958 |
100,0 |
14.258 |
100,0 |
|
Doğrudan Yabancı Yatırımları |
4.260 |
44,6 |
4.429 |
40,4 |
3.980 |
27,9 |
|
Portföy Yatırımları |
31 |
0,3 |
145 |
1,3 |
451 |
3,2 |
|
Diğer Yatırımları (Ticari ve diğer
krediler) |
5.269 |
55,1 |
6.384 |
58,3 |
9.827 |
68,9 |
Kaynak: T.C
Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
Rusya
Federasyonu’nda 1.1.2002 tarihi itibarıyla toplam yabancı
sermaye yatırımları ise aşağıdaki tabloda belirtilmektedir.
(milyon $)
|
Ülke |
Doğrudan Yatırım |
Portföy Yatırımı |
Diğer Yatırımlar(*) |
TOPLAM |
% |
|
Almanya |
1.512 |
28 |
4.546 |
6.086 |
17.1 |
|
ABD |
4.083 |
90 |
1.604 |
5.625 |
15.8 |
|
G.Kıbrıs |
3.729 |
468 |
1.110 |
5.307 |
14.9 |
|
İngiltere |
1.898 |
126 |
1.788 |
3.812 |
10.7 |
|
Fransa |
354 |
0.1 |
2.928 |
3.282 |
9.2 |
|
Hollanda |
2.148 |
22 |
372 |
2.542 |
7.1 |
|
İtalya |
180 |
2 |
1.332 |
1.514 |
4.2 |
|
İsviçre |
271 |
32 |
467 |
770 |
2.2 |
|
İsveç |
603 |
5 |
122 |
730 |
2.1 |
|
Japonya |
349 |
1 |
350 |
700 |
2.0 |
|
|
|
|
|
|
|
|
TOPLAM |
18.169 |
1.230 |
16.225 |
35.624 |
85,3 |
(*) Ticari
krediler, diğer krediler, mevduat
Kaynak: T.C Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
Rusya
Federasyonu’nda 1.1.2002 tarihi itibarıyla gerçekleştirilen
yabancı sermaye yatırımlarının toplamı 35,6 milyar $’dır. Bu
yatırımın 18,1 milyar $’ı doğrudan yabancı yatırımlar, 16,2
milyar $’ı diğer yatırımlar, 1,2 milyar $’ı ise portföy
yatırımlarıdır.
Rusya
Federasyonu'nda 2001 Yılı Sektörler ve Bölgeler İtibarıyla
Yabancı
Sermaye Yatırımları
|
1998 |
1998 |
1999 |
1999 |
2000 |
2000 |
2001 |
2001 |
|
ÜLKELER |
TOPLAM DEĞER |
ÜLKELER |
TOPLAM DEĞER |
ÜLKELER |
TOPLAM DEĞER |
ÜLKELER |
TOPLAM DEĞER |
|
Almanya |
2.848 |
ABD |
2.921 |
ABD |
1.594 |
G. Kıbrıs |
2.331 |
|
ABD |
2.238 |
Almanya |
1.695 |
Almanya |
1.468 |
ABD |
1.604 |
|
Fransa |
1.546 |
G.Kıbrıs |
923 |
G.Kıbrıs |
1.448 |
İngiltere |
1.553 |
|
İngiltere |
1.591 |
Gibraltar |
780 |
Hollanda |
1.231 |
İsviçre |
1.341 |
|
G.Kıbrıs |
917 |
İngiltere |
734 |
İsviçre |
784 |
Hollanda |
1.249 |
|
İsviçre |
411 |
Hollanda |
541 |
Fransa |
743 |
Almanya |
1.237 |
|
Hollanda |
877 |
İsviçre |
405 |
İngiltere |
599 |
Fransa |
1.202 |
|
İsveç |
146 |
Fransa |
312 |
İsveç |
308 |
Virgin Adl. |
604 |
|
Lüksemburg |
228 |
Finlandiya |
248 |
Japonya |
117 |
Avusturya |
423 |
|
Finlandiya |
185 |
Lüksemburg |
88 |
İtalya |
116 |
Japonya |
408 |
|
TOPLAM |
11.773 |
TOPLAM |
9.560 |
TOPLAM |
10.958 |
TOPLAM |
14.258 |
Kaynak: T.C
Moskova Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği
Rusya
Federasyonu’nda yatırım yapan ülkelerin başında 6.086 milyon $’lık
yatırımı ile Almanya gelmektedir. Bunu, 5.625 milyon $’lık
yatırımı ile A.B.D izlemektedir. A.B.D ve Almanya’yı, G. Kıbrıs,
, İngiltere, Fransa, Hollanda, İtalya, İsviçre ve İsveç
izlemektedir.
Rusya
Federasyonu’nda 2001 Yılı Sektörler ve Bölgeler İtibarıyla
Yabancı Sermaye Yatırımları (milyon $)