Ülke Pazar Araştırmaları

Pakistan

Genel Ekonomik Durum

1947 yılında bağımsızlığına kavuşarak İngiliz Hindistanı'nından (British India) ayrı bir devlet haline gelen ve 1972 yılına kadar Batı Pakistan ve Doğu Pakistan (bugünkü Bangladeş) olmak üzere aralarında 1700 km mesafe olan iki bölümden oluşan bir ülke olan Pakistan Pakistan Güneydoğu Asya'da yer alan, doğusunda Hindistan, batısında Afganistan ve İran, kuzey doğusunda Çin, ve güneyinde Arap Denizi olan bir ülkedir. Pakistan'ın başkenti İslamabad'dır. Başlıca şehirleri; Karaçi, Faysalabad, Hiderabad, Gujranvala, Lahor ve Peşavar'dır. Pakistan dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında dokuzuncu sırada yer almaktadır. Nüfus artış hızı yaklaşık %3 civarındadır. Pakistan'da çalışabilir işgücü nüfusun %28'ini oluşturmaktadır. Nüfusun %50'si tarımda, %18'i imalat sektöründe bulunmakta ve %17'si de ticaretle uğraşmaktadır. İşsizlik oranı kentlerde %9, kırsal alanlarda %6 civarındadır.
Pakistan'ın ekonomik gelişiminde tarım sektörünün büyük payı vardır. Ülkede gayri safi yurt içi hasılanın %24,6'sını tarım sektörü oluşturmaktadır. Başlıca tarım ürünleri; pamuk, buğday, pirinç, şeker kamışı ve mısırdır.
Pakistan'ın endüstriyel büyümesinde tekstil sektörü ağırlıklı rolü üstlenmektedir. Pek çok tüketim malı açısından kendi kendine yeterli olan Pakistan'da pamuk ve yün dokumacılığı, hazır giyim sanayi, deri ve deri mamulleri, çimento, sağlık ürünleri ve şeker, meşrubat gibi işlem görmüş gıda maddeleri Pakistan'ın temel endüstri malları arasında yer almaktadır. Ayrıca kimyasal madde üretimi de ülkede önemli bir gelişme göstermiştir.
GSYİH’nın Kaynaklarındaki % Değişim

 

 

2000/2001 Dönemiª

1996-2001 Dönemi Yıllık Ortalama

Tarım

-2,5

2,0

Sanayi

4,2

2,0

Hizmetler

4,4

3,9

GSYİH

2,6

2,9


Kaynak: Pakistan Country Report, The Economist Intelligence Unit, April 2003

Pakistan'da ekonomi politikaları 1950'li yıllardan bu yana beşer yıllık kalkınma planları çerçevesinde yürütülmektedir.İlk planda istikrarlı büyüme ve ekonominin yeniden yapılanması hedeflenmiştir. 1950'li yıllarda sanayileşmeye öncelik verilmiş, 1960'lı yıllarda ise tarım sektörü önem kazanmakla birlikte sanayi yatırımlarının ve yatırım teşviklerinin artırılmasına çalışılmıştır. Sözkonusu dönemde belirlenen hedeflere ulaşılmış ancak, büyümenin sağladığı avantajlardan nüfusun sadece küçük bir bölümü yararlanmıştır.

1970 yılında, Üçüncü Kalkınma Planının sonlarına doğru, yatırım teşviklerinin boşa harcandığı ve gelir dağılımının giderek bozulduğu gözlenmiştir. Bu nedenle sanayi sektöründe yeni yaptırımlar uygulamaya konmuş ve gelir dağılımında adalet sağlanması öncelik kazanmıştır. Petrol şoku ve dünya piyasalarında gözlenen durgunluk nedeniyle Pakistan ekonomisi bu dönemde beklenen büyüme hızına ulaşamamıştır.

1977 yılındaki rejim değişikliğinden sonra 1978/1979-1982/83 yıllarını kapsayan Beşinci Planın hedefleri yeniden belirlenmiştir. Bu planda ekonominin istikrar kazanması, dengeli büyüme, bölgesel farklılıkların giderilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinde altyapı tesislerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. İkinci petrol krizi ve 1980'li yılların başlarında fiyatlarda gözlenen düşüşe rağmen, sözkonusu planda belirlenen hedefler gerçekleştirilmiştir. Reel GSYİH büyüme hızı %6,4 olarak gerçekleşmiştir. Altıncı Kalkınma Planında hedeflenen %6,5 GSYİH büyüme oranı kuraklığın meydana getirdiği tarımsal ürün kaybına rağmen gerçekleşmiştir. Bu dönemden itibaren özel sektörün Pakistan ekonomisindeki rolü giderek artmaya başlamıştır. Özelleştirme, ekonomi politikası olarak uygulanmaya başlanmış, Pakistan Hükümeti devlet bankalarının ve sanayi girişimlerinin özelleştirilmesi yolunda önemli adımlar atmıştır.

Ekonomideki gerileme ve buna eş olarak talepteki düşüş, enflasyonu 1996/97 mali yılı dönemindeki %11,8'lik orandan 1998/99 mali yılında %4 dolaylarına düşürmüştür. GSYİH'daki %4,5'lik büyümeye karşın enflasyon oranının 2002 yılı ortalaması olarak %3,5 gibi düşük bir oranda tahakkuk etmiştir.

Pakistan ekonomisinin büyüme performansına dönemler itibariyle bakıldığında, 1980'ler boyunca yıllık ortalam % 6 olan oranın 90'ların ilk yarısında %5, ikinci yarısında ise %4 olarak tecelli ettiği görülür. Ekonominin ve ihracatın sadece pamuk-tekstil ve buğday üçlüsü olarak son derece dar bir tabana sıkışmış olması, ülke ekonomisini doğal olarak dış şoklara ve dalgalanmaların etkilerine açık ve "kırılgan (fragile)" bir hale getirmektedir. Kamu açıkları ve dış açıklar gibi makroekonomik dengesizlikler de istikrarlı ve yüksek büyüme oranlarının önündeki en ciddi engeller olarak durmaktadır. Zor bir yıl olan 2001 yılı %2,7 gibi başarılı sayılabilecek bir büyüme oranı ile geçildikten sonra, kesin olmayan rakamlara göre 2002 yılında %4,5 oranında büyüme gerçekleşmiştir. Ambargoların kalkmasının da verdiği etkiyle 2003 yılı beklentileri olumludur.

Gerçekten, 2003 yılına ilişkin olarak, Dünya ekonomisinde global planda 2002 yılı için büyüme beklentisi hakim olmakla birlikte, Pakistan'ın başlıca ticaret partnerleri olan A.B.D. ve Almanya'da beklenen düşük büyüme hızlarının, Pakistan'ın başlıca ihraç malları olan, tekstil (ki toplam ihracatının %63'ünü oluşturmaktadır) ihracatını yavaşlatacağı ve buna bağlı olarak büyüme hızını %1'in altında tutacağı (%0,9) yönündeki beklentileri kuvvetlendirmektedir.2003 yılında da 2002 yılının performansına çok yakın
(%4,6) büyüme performansı bekleyen Pakistan'da Hükümet'in uluslararası çevrelere nazaran büyüme oranındaki "daha iyimser" beklentisi, anılan dönemdeki başta şeker kamışı ve buğday üretimi olmak üzere, genel olarak tarımsal rekoltede beklenen canlanmadır. Bu çerçevede, buğday üretiminin 20 milyon ton, şeker kamışı üretiminin ise 46,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği resmi rakamlarca açıklanmıştır (Pakistan Tarım Bakanlığı).

İmalat sanayi ise, 11 Eylül 2001 saldırısından sonra geniş çaplı bir bunalıma girmekle birlikte, hemen ertesinde lağvedilen Amerikan yaptırımları ve sektöre açılan yeni krediler sayesinde toparlanma yoluna girmiş ve zor bir yıl olmasına rağmen2001 yılında gerçekleşen % 8,6'lık oranın bir hayli altında da olsa en az %2 oranında büyüme beklentisi hakim olmuştur. Bu alandaki en büyük handikap, 2002 yılının Mayıs ayı sonlarında Hindistan ile girilen siyasi ve askeri gerginlik olacaktır. Gerginlik, bu bölgede (Afganistan sorununun ön plana çıkması nedeniyle) ikinci plana düşmüş gibi görünmesine karşın, sürekli bir "potansiyel rahatsızlık kaynağı" olarak ortada durmakta ve ekonomik performansın üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

Bu çerçevede, Pakistan ekonomisinin 2002 mali yılında oldukça iyi bir performans sergilediği görülmüştür.11 Eylül sonrasında Pakistan'ın dış ilişkilerinde yaşanan önemli gelişmeler doğrudan veya dolaylı olarak birçok makro-ekonomik gösteryeyi olumlu bir şekilde etkilemiştir. Ticaret açığı 2001 yılına oranla daha da düşerken, 2002 yılının ikinci yarısında artmaya başlayan ihracat önceki yılın düzeyine ulaşmış, ithalat düşmüş, cari hesap fazla vermiştir. İşçi transferlerindeki büyük artış, artan resmi transferler ve faiz ödemelerinden sağlanan tasarruflar Pakistan Merkez Bankası'na döviz rezervlerini en yüksek seviyesine çıkarma imkanı sağlamıştır. Döviz alımı suretiyle enjekte edilen rupi likiditesi Pakistan Merkez Bankası'nın para politikasını kolaylaştırmıştır. Değer kazanan rupi ithal girdi maliyetlerini düşürürken enflasyon % 3.5'e inmiş, dış borç yeniden yapılandırma ve yurt içi borçlardaki daha düşük faiz oranları borç servisi yükünde azalmaya neden olmuştur. Bu da hükümetin finansal açığı kapatma gayretlerini desteklemiştir. 11 Eylül olaylarının ekonomi üzerinde hala bazı olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bunlar arasında, rupi olarak ithalat rakamlarının düşmesi ve bunun sonucu olarak vergi tabanının erimesi nedeniyle vergi gelirlerinin düşük düzeyde gerçekleşmesi, 10 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılamaması, yabancı yatırımcıların yeni yatırımlar konusunda tereddütte kalması ve terörist gruplara karşı yürütülen operasyonlar nedeniyle kanun ve düzenin sağlanmasının zorlaşmış olması sayılabilir.

Dış ekonomik ilişkilerdeki iyileşmelerin etkileri gözardı edilemezse de, göstergelerin 11 Eylül olaylarından önce de iyiye doğru bir trend yakaladığı bir gerçektir. Önceden var olan bu iyileşme trendi 11 Eylül olayllarından sonra 2002 mali yılında ivme kazanmıştır.

Bu temel olumlu göstergelere rağmen ekonomi 2002 yılında bazı olumsuzluklar da içermiştir. Reel milli gelirdeki % 3.6'lık artış daha çok bir kaç alt sektörden kaynaklanmıştır. Arka arkaya üç yıldır devam eden su sıkıntısı temel tarımsal ürünlerin düşmesine yol açmıştır. Genel % 1.4'lük tarımsal büyüme neredeyse tamamen hayvancılık sektöründeki performans yüksekliğine bağlı kalmıştır. İmalat sektörü daha iyi bir performans sergilemiştir. 2002 yılındaki % 4.4'lük artış esas itibariyle bir önceki yılın % 7.6'lık oranından düşükse d
e Afganistan'daki çatışmalar ve Hindistan ile sınır sorunları nedeniyle ekonomik ortamdaki belirsizlikler olumsuz etkilemiştir. Yerel ekonomiyi hedef alan bazı sektörler (elektronik, otomobil imalatı, şeker vb.) yılın büyük bölümünde oldukça iyi bir performans sergilemiştir. Batı pazarlarına daha fazla giriş imkanı elde etmesi ve faiz oranlarındaki önemli düşüş tekstil sektörünün 2002 yılı ikinci yarısında canlanmasına katkıda bulunan faktörler olmuştur. Sonuç olarak, % 5.1'lik büyüme ile hizmet sektörü 2002 yılındaki büyümeye damgasını vurmuştur.

Pakistan Ekonomisinde 2001-2002 Mali Yılı sonu itibariyle elde edilen veriler ile 2003 Mali Yılı sonu hedefleri aşağıda yer almaktadır.


 

 

Malî Yıl

Malî Yıl

-

Malî Yıl

 

2001

2002

-

2003

-

-

HEDEF

GERÇEK

HEDEF

BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE ARTIŞ ORANI

 

GSYİH REEL ARTIŞI

2,5

4

3,6

4,5

TARIM

-2,6

2

1,4

2,4

TEMEL ÜRÜNLER

-9,8

-0,2

-0,5

0,3

SANAYİ

7,6

5

4,4

AĞIR SANAYİ

8,6

6,5

4

6

HIZMETLER

4,8

4,4

5,1

5

TÜFE (Malî Yıl 91=100)

4,4

5

3,5

4

YURT İÇİ KREDİLER

3,7

6,7

2,4

5,5

İHRACAT (FOB)

7,4

7

-0,7

13,4

İTHALAT (FOB)

4,1

0,3

-3,6

7,4

GSYİ NİN ORANI OLARAK

 

TOPLAM YATIRIMLAR

15,9

15,2

13,9

14,5

ULUSAL TASARRUFLAR

13,9

15,2

15,4

12,3

VERGİ GELİRLERİ

13

13,9

12,9

TOPLAM GELİRLER

16

17,3

17,1

17,1

BÜTÇE HARCAMALARI

21,3

22,3

23,7

21,1

BÜTÇE AÇIĞI

5,3

4,9

6,6

4

CARİ İŞLEMLER AÇIĞI

0,6

4,5

İÇ BORÇ

50,1

46

DIŞ BORÇ

60,3

54,4

TOPLAM BORÇ

113,2

102

Pakistan'ın kalkınma programlarının uygulanmasında, uluslararası finans kuruluşları önemli rol oynamaktadır. IMF ile Ekim 1997'de yapılan anlaşma ile Pakistan vergi reformlarını, ticaretin liberalleştirilmesini ve sübvansiyonların kaldırılmasını içeren orta vadeli makroekonomik reformlar uygulamaya başlamış ve bunun için 1,56 milyar dolarlık yapısal düzenleme kredisi elde etmişti.. Hükümet 1997'nin sonlarına doğru başgösteren istikrarsızlık ve anayasal bunalımları öne sürerek 1997/98 döneminin ilk yarısında bu hedeflere ulaşmada başarısız olunduğunu belirtmiştir.Kasım 2000'de ise, IMF ile Eylül 2001'e değin süren 600 milyon dolarlık bir stand-by düzenlemesi üzerinde mutabık kalındığı duyurulmuş ve Pakistan Hükümetinin bu çerçevede pek çok IMF koşulunu kabul ederek kamu maliyesi üzerinde giderleri kısıcı, gelirleri ise artırıcı yönde düzenlemelere gideceği ifade edilmiştir.
IMF'in Pakistana sağladığı "standby" kredisi, gittikçe sıkışan likiditeye önemli bir rahatlama getirmiş olmasının yanı sıra, Paris Klubü çerçevesinde borç erteleme anlaşmaları imzalama sürecine devam edilmesini sağlamıştır. Paris Klubü borç erteleme anlaşmalarında, IMF ile gerekli anlaşmaların imzalanmaması durumunda, anlaşmaların yürürlükten kalkacağı maddesi bulunmaktadır. Bu noktada IMF'nin Pakistan'ın yeniden kredilendirilmesine ilişkin olarak aldığı karar, hukuksal anlamda eski borç erteleme anlaşmalarının devamını sağlamış ve yeni borç erteleme anlaşmaları müzakerelerine başlamak için hukuksal ve psikolojik bir platform oluşturmuştur.
IMF kredisinin açılmış olmasının Pakistan ekonomisine sağladığı diğer önemli dolaylı katkı ise, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finansal kuruluşlar ile diğer uluslararası ve ulusal kredi kuruluşlarının ve uluslararası yatırımcıların Pakistan'ın mali güvenilirliği konusundaki tereddütlerini bir ölçüde gidermiş olmasıdır. Bu çerçevede, sözkonusu uluslararası finans kuruluşları Pakistan'a yönelik kredi hatlarını yeniden hayata geçirmeye başlamışlardır.
Ekonomik Tahminler (aksi belirtilmedikçe yıllık % değişim)

 


ªCari
bTahmin
Kaynak: Pakistan Country Report, The Economist Intelligence Unit, April'2003


Pakistan’da elektrik enerjisinin üç ana kaynağı bulunmaktadır. Temel üretim hidro (%53) ve termik (%45) enerji alanlarında iken, nükleer enerji üretimi sadece %2 oranında kalmaktadır.

Pakistan’ın hidroelektrik enerji potansiyelinin sadece küçük bir bölümü kullanılmıştır. Üretimin tüm kaynakları kullanılarak elde edilen 13.000 mv enerjinin 5.000 mv’lik kısmı hidroenerji ile üretilmiştir. Pakistan’ın Su ve Enerji Geliştirme Kuruluşu WAPDA, hidroelektrik enerji kaynaklarını geliştirmek için Alman Kalkınma Kuruluşu(GTZ) ile işbirliği halinde Indus Nehri üstünde ve nehrin ayaklarında 25 enerji üssü kurmayı planlamaktadır. Çalışma 2002 yılında tamamlanacaktır.Hükümet ayrıca Synergics Energy Development ve Norconsult International tarafından Azad Jammu ve Kaşmir’de yapılacak 500 mv olarak önerilen Kohala hidroelektrik projesinin tamamlanmasını uygun bulmuştur.

Pakistan, bağımsız enerji projeleriyle enerji üretimini artırmayı amaçlamaktadır. Toplam kapasitesi 8.430mv olan 34 bağımsız enerji projesinden 15 tanesi finansal düzenlemelerdeki başarısızlıklardan dolayı iptal edilmiştir. Butto hükümetinin enerji politikalarıyla çatışan çok sayıdaki uluslararası acenta hazinenin mali kayıplarının önlenmesi için yeni enerji kuruluşlarına tarifeler konulmasını, tüm teşvik ve vergi muafiyetlerinin kaldırılarak rekabetçi bir mekanizma kurulmasını önermişlerdir.

Doğal gaz Pakistan’da, ülkenin enerji ihtiyacının %36’sına cevap veren ikinci önemli enerji kaynağıdır. Pakistan’da doğal gazın bulunması endüstriyel gelişme için büyük imkanlar sağlamıştır. Doğal gazın %48’i sanayi sektörü tarafından kullanılmaktadır.

Pakistan petrol açısından fakir bir ülkedir ve bu yüzden ana ithal maddelerin biri petroldür. Ham petrolün ancak %37’si Pakistan’da çıkarılmaktadır.Pakistan Hükümeti kıyılarda petrol araştırması yapılabilmesi için yeni bir paket düzenlemiştir. Bu paket düşük vergi oranları, deniz araştırma ücretleri ve kira bedellerinin ödenmesi, araştırma şirketlerine üretim ikramiyeleri verilmesi gibi olanaklar önermektedir. Pakistan’ın kıyı tortul havzası Birleşik Krallığın Kuzey Denizine eşit olan 200.000 km2’lik bir alanı kaplamaktadır. Yakın zamanda sadece yedi araştırma kuyusu açılmıştır. Yabancı şirketlere petrol arama lisansları verilme işlemleri hızlandırılmaktadır. Bu bağlamda ABD kaynaklı United Meridien yardımcılığında UMC Pakistan firmasına 8 milyon dolar maliyeti olan iki araştırma kuyusu için iki lisans verilmiştir. Aynı şekilde İngiltere ve Polonya kaynaklı şirketlere de petrol arama lisanslarından verilmiştir.

Pakistan metalik mineraller ve enerji kaynakları açısından fakir bir ülkedir, fakat metalik olmayan mineraller açısından zengin kaynaklara sahiptir. Pakistan’ın sahip olduğu başlıca mineraller şunlardır: Mermer, Çin kili, krom, kömür, dolomit, alçı taşı, silis kumu, sülfür, barit, boksit/laterit ve demir cevheri.

kaynak: www.igeme.gov.tr


 |    E-Pazarlama - Elektronik Pazarlama   |   İhracat Hizmetleri   |   Dış Ticaret Hizmetleri   |   Tekstil İhracat Hizmetleri   | 
 |   Global Pazarlama Hizmetleri   |   İnternetle Pazarlama Hizmetleri   |   Ülke Pazar Araştırmaları    | 

© 2004 Copyright By ihracathizmetleri.com.  All rights reserved.
Web Tasarım Firması