Ülke Pazar Araştırmaları

Libya

Genel Ekonomik Durum

Ekonomik Yapı ve Ekonomi Politikası

Hükümet 1980'li yıllar öncesinde büyük ölçüde petrole dayalı olan ekonomik yapıyı çeşitlendirmek amacıyla bir kaç ekonomik gelişim planı uygulamaya koymuş; ancak bu planlar 1981'de başlayan gelir düşüşü ve 1986'da petrol fiyatlarında yaşanan düşüş nedeni ile işlerlik kazanmamıştır. Belirtilen süreçte, ekonominin gelişimi ve serbestisi için bir dizi uygulamayı hayata geçiren hükümetin bu girişimleri dönemsel duraklamalar ile kesintiye uğramış ve istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır. Ancak ülke yine de; hidrokarbonlar (petrol ürünleri ve türevleri) gibi stratejik olarak görülen sektörlere yabancı sermaye yatırımlarını çekmeyi başarmıştır. Bununla birlikte; yönetim, ağır sanayi ve turizm alanında da direkt yabancı sermayeyi ülkeye çekmeyi amaçlamaktadır.

Ülke ekonomisinde, hidrokarbonlar baskın bir yere sahiptir. Öyle ki; tahminlere göre 2003 yılı toplam ihracatın % 92 sini, kamu gelirlerinin ise % 78 ini sadece bu kalem oluşturmuştur. Ayrıca, bahsedilen sektörün GSYİH'deki payı % 45 seviyesindedir. Sanayi ve tarım sektörleri GSYİH'nin % 5 ile % 10'u arasında bir büyüklüğe sahiptir. Petrole dayalı bir ekonomiye sahip olan Libya, 1970'lerde ve 1980'lerde sanayi ve tarım sektörlerindeki gelişimi hızlandırmaya yönelik girişimlerde bulunmuş, 1990'larda ülke ekonomisinde yaşanan gerilemeler nedeniyle bu girişimler neredeyse durma noktasına gelmiştir. Takip eden dönemlerde ise petrol fiyatlarının iyileşmeye başlaması ve hidrokarbonlar ile ilgili yatırımlara uygulanan uluslararası faiz oranlarının düşmesi; sektörel çeşitlendirme yönündeki baskıların azalmasına neden olmuştur. Ancak hükümet yine de, özellikle ağır sanayi olmak üzere diğer sektörlere yabancı sermaye çekme konusunda isteklidir.

Nüfus, tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği Akdeniz kıyısında yoğunlaşmaktadır. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ne göre; 2001 yılında işgücünün % 6'sı tarım sektöründe çalışmaktadır. Petrol üretimi ise ülkenin doğusunda yoğunlaşmaktadır. Geçmiş yıllarda güneybatı Fezzan bölgesinde yeni petrol alanları açılmış olmasına rağmen, üretim Bingazi'nin güneyindeki Sirte Havzası'nda yoğunlaşmaktadır.

Hükümet, petrol üretiminin 2005 yılında 250.000 varil/günlük hedefine ulaşması için petrol aramalarına ayırdığı ödeneği arttırmış ve üretime bir takım ayrıcalıklar tanımıştır. Birleşmiş Milletler'in Eylül 2003'de Libya'ya uygulanmakta olan yaptırımları kaldırması ise petrol firmalarının ülkedeki çalışmalarına hız vermelerine neden olmuştur.

1992-1999 da uygulanan yaptırımlara rağmen; halkın yaşam standardı bölge ülkelerine göre yüksektir. Hükümet, hidrokarbonlardan elde ettiği gelir sayesinde gıda, eğitim, sağlık ve yerleşim konularında halka bir takım destekler sağlamaktadır.
Ekonomik Performans

1992 yılında 7430 $ olan kişi başı nominal GSYİH, BM yaptırımları sonrasında düşüş trendine girmiş ve 1999 yılında 5466 $ seviyesine inmiştir. Gerçekleştirilmiş olan devalüasyonun kişi başı gelirde 1.094 $ lık bir düşüş yaşanmasına neden olmasına rağmen petrol fiyatlarının iyileşmesi ve uygulanmakta olan yaptırımların azaltılması kişi başı gelirde önemli bir artışa neden olmuştur. Bu gelişmeler ise ekonominin neredeyse tamamen petrole dayalı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Libya ve ABD arasındaki ilişkilerin eskiye nazaran iyileşmiş olması, ülkeyi Dünya Ticaret Örgütü üyeliği için yapacak olduğu başvuruda umutlandırmaktadır. Ancak, Libya'nın bunun için bir takım reformları yerine getirmesi gerektiği de açıktır.
Yaptırımlar

Terörizme destek verdiği iddiası ile 1970'lerin sonunda Libya'ya askeri ekipman ihracını yasaklayan ABD, ilerleyen yıllarda ise Libya'dan petrol ithali ve ülke ile olan her türlü ekonomik ilişkinin kesilmesi şeklinde bir takım sert önlemleri hayata geçirmiştir. Bu ise Libya petrol piyasasında lider olan Amerikan şirketlerini ve piyasayı ciddi şekilde etkilemiştir. 1988 yılında Lockerbie üzerinde Pan Am jetine gerçekleştirilen saldırıdan ve 1989 yılında Nijer üzerinde UTA uçağının düşürülmesinden Libya vatandaşlarının sorumlu tutulması; ülkenin uluslararası arenadan izole olmasına neden olmuştur. Şüphelilerin Libya tarafından yargılanmak üzere teslim edilmemesi üzerine; BM, ülkeye karşı 1992 yılında bir takım yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. Ancak; 1999 yılında Lockerbie davasında yargılanan iki Libyalı şüphelinin Libya tarafından teslim edilmesi sonucunda BM, aynı yılın Nisan ayında yaptırımları askıya almıştır. BM, son olarak; Libya'ya karşı askıya aldığı bu yaptırımları 2003 yılının Eylül ayında kaldırmıştır.

BM'nin yaptırımlarını askıya aldığı dönemde, ABD kendi yaptırımlarını Ağustos 2001'e kadar sürdürme kararı almış ve o tarihten itibaren 5 yıllık bir süre için tekrar uzatmıştır. Ocak 2001'de, Lockerbie davasındaki şüphelilerden biri suçlu bulunmuş ve mahkumiyet kararı verilmiştir. Verilmiş olan bu mahkeme kararına karşı yapılan temyiz başvurusu ise Mart 2002'de reddedilmiştir. Libya ve Avrupa arasındaki ilişkiler, BM yaptırımlarının askıya alınması ve Libya'nın Ağustos 2003'de Lockerbie saldırısındaki sorumluluğu kabul ederek mağdurların ailelerine 2,7 milyar $ tazminat ödemeyi kabul etmesiyle; kademeli olarak iyileşmeye başlamıştır.

ABD'nin 1970'ler sonrasında Libya'ya karşı uygulamaya başladığı ekonomik yaptırımlar, direkt olarak petrol piyasasını hedeflemediği için ülkenin ekonomi politikasına olan etkisi asgari düzeyde olmuştur. 1986 yılında ise ABD hükümeti, Amerikan şirketlerinin Libya'daki faaliyetlerini azaltmaları yönündeki yaptırımları hayata geçirmiştir. Petrol piyasasındaki yatırımların anılan tarihten itibaren azalmış olması; 1988 yılında Trablus'u Avrupalı şirketler için üretimde yaşanan kıtlığı telafi edilmesine imkan tanıyan, üretim-paylaşım anlaşmaları sunan çekici bir kent haline getirmiştir. Libya'da petrol alanında çalışma sürdüren 5 Amerikan şirketinin faaliyetleri 1986 yılında dondurulmuş ve Libya Hükümeti ile aralarında bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Libya Hükümeti, bu şirketlere istedikleri zaman ülkeye dönebilecekleri konusunda garanti vermiştir. Ancak, ABD'nin Ağustos 2001'de yaptırımları yenilemesi üzerine, Libya Hükümeti anlaşma yaptığı Amerikan şirketlerine bir yıl içinde ülkeye gelmezler ise haklarını kaybedeceklerini bildirmiş; bununla beraber bir yıllık süre geçmesine rağmen bunu uygulamaya koymamıştır.

ABD, Libya'ya karşı olan tutumunu, Devlet Başkanı Kaddafi'nin kitle imha silahları programından vazgeçildiğini ve Amerikalı ve İngiliz nükleer, kimyasal ve biyolojik silah denetmenlerine tanınacak denetim izninin arttırılacağını belirttiği tarih olan, Aralık 2003'e kadar değiştirmemiştir. Londra ve Washington tarafından diplomatik zafer olarak değerlendirilen bu gelişmelerin ardından, Libya ile ilişkiler geliştirilmiş, ABD ambargoların gözden geçirileceğini belirtmiş ve Nisan 2004'de ticari ambargoları kaldırarak; ikili ticari ve finansal faaliyetlere izin vermiştir.
Devlet Kontrolü ve Özel Sektör

Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin yönetime geldiği yıllarda benimsemiş olduğu bir takım kurallar doğrultusunda hükümet yabancı yatırımlara ek olarak ağır sanayi, tarımsal alanlar, bankalar, sigorta şirketleri ve hizmet firmalarını özelleştirmiştir. 1977 yılında çıkartılan ek bir yasa ile yukarıda sayılanlar dışında kalan tüm ekonomik faaliyetlerin devlet kontrolü altına alınması kararlaştırılmıştır. Bu uygulamalar sonucu ülkede bir takım ekonomik zorluklar ile karşılaşılmış hatta yiyecek kıtlığı baş göstermiştir. Sadece 1988 yılında, petrol fiyatlarındaki ani düşüş ve ABD yaptırımlarının etkisi ile hükümet ekonomide özel mülkiyete yönelik bir takım imtiyazlar vermiştir. Özel sektörün serbestleştirilmesine yönelik çalışmalar; 1996 yılının ortalarında, yolsuzlukla mücadele ve ticari hayatı düzenleme gibi görevler ile hükümet tarafından kurulan komitenin uygulamaları ile aniden kesilmiştir. Bu kapsamda, ithal ürün satan pek çok işyeri kapatılmış, işyeri sahipleri mahkum edilmiş ve hükümetteki bakanların faaliyetleri inceleme altına alınmıştır. Fakat, daha sonra bu komitenin kendisi yolsuzlukla suçlanmış ve hükümet tarafından lağvedilmiştir. 1999 dan beri ise, özel sektörün gelişimi için ticaret ve ithalat ile ilgili bir takım kanunlar çıkartılmıştır. Devlet Başkanı Kaddafi'nin oğlu olan Ekonomi ve Finans Bakanı Sayf Al-İslam Kaddafi tarafından 2002 yılında, hedeflerinin özelleştirme ve serbestleşme ile pazar ekonomisine doğru bir değişimin olduğu açıklanmıştır. Aynı açıklamalar, Haziran 2003'de Devlet Başkanı Kaddafi'nin Genel Halk Kongresi'nde gerçekleştirdiği konuşmada da tekrarlamıştır.
Devlet Bütçesi ve Maliye Politikası

Libya'da var olan bütçe kanununa göre, bütçenin dengede olması gerekmektedir. Dahası, anılan bütçe kuralları petrol gelirlerinin sabit bir oranının (%5) borç servisine, geri kalan %95'lik bölümün ise harcamalara ayrılmasını zorunlu kılmaktadır.

Ülkenin bütçesi, idari ve yatırım olmak üzere iki temel bütçeden oluşmaktadır. İdari bütçe; ücretler ve maaşlar gibi devletin temel cari harcamaları, mal ve hizmet alımları, tarım destekleri ve devletin diğer transferlerinden oluşmaktadır. Yatırım bütçesi ise yıl içerisinde gerçekleştirilecek projelere ilişkin harcamalardan oluşmaktadır. Genel bütçe içerisinde idari bütçenin büyüklüğü %30 iken, yatırım bütçesinin büyüklüğü %70'dir.

Ülkenin sahip olduğu petrol ihraç potansiyeli, mali durumuna da yansımakta ve bütçesinin fazla vermesini sağlamaktadır. Ancak mali yapının bu denli petrole dayalı olması da bir takım olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Örnek olarak; 1998 yılında petrol fiyatlarında yaşanan küçük fiyat değişimleri hükümeti 1999 ve 2000 yıllarında sıkı bütçe uygulama kararı almaya itmiş; ancak bu dönemde petrol fiyatlarının yükselmesi sonucu bu kararda yumuşamaya gidilmiştir. 2001'den 2003 yılı sonuna kadar petrol fiyatlarında yaşanan fiyat artışları, devletin rekor seviyede döviz rezervine ulaşmasını sağlamıştır.

Hükümet bütçe ile ilgili olarak oldukça az bilgi vermektedir. Ancak 1996 yılından beri bütçenin denk olduğu konusunda bir açıklama yapılmıştır. 2004 yılı bütçesi Mart ayında açıklanmış; ancak yine bütçe kalemleri hakkında sınırlı bilgiler verilmiştir. Özellikle harcama kalemleri ile ilgili bilgilere yer verilmiş olup açıklanan rakamların bir önceki seneye göre % 19 arttığı görülmüştür. 2004 yılı bütçesinde, ülkenin gelişimini sağlayacak olan değişik yatırım projelerine ayrılan kaynaklar arttırılmıştır. Bu projeleri gerçekleştirmek üzere ise deniz aşırı ülke fonlarının ülkeye büyük bir girişi söz konusu olmuştur. Askeri gücünü artırmak isteyen ülke; ayrıca savunma harcamalarına da ağırlık vermiştir.

İthalat miktarını artıran kalkınma projelerindeki yoğunlaşmanın, hükümetin gerçekleştirdiği harcamaları arttırması beklenmektedir. Tekrarlanan harcamaların 2004 yılında az da olsa yükselmesi (8,2 milyar LD : 6,3 milyar $), idari giderlerin ve bütçe dışı ödemelerin ve sermaye harcamalarının artması ve kalkınma projerine ayrılan ödeneklerin iki katına çıkartılmasıyla toplam harcamaların %26 artarak, 14,1 LD'ye ulaşması beklenmektedir. OPEC üyesi ülkelerin uluslararası petrol talebini karşılamak amacıyla petrol üretimini artırma kararı alması, ülkenin petrol gelirlerine ilişkin 2003 yılı tahminlerinin %28 artmasına neden olacaktır. Vergi gelirlerindeki artışın da katkısı ile birlikte ise; 2004 yılı toplam gelirlerinin %29 artışla 17,1 milyar LD seviyelerine ulaşması beklenmektedir.
Devlet Bütçesine İlişkin Rakamlar (LD milyon)

 

 

1999

2000

2001

2002

2003a

Gelirler

5.623

7.384

7.590

11.362

13.290

Giderler

4.848

5.720

7.643

10.423

10.162

Denge

775

1.664

-53

939

3.128


a Economist Intelligence Unit tahmini Kaynak: IMF

Para Politikası

Libya, makro ekonomik yönetiminin parçası olarak etkin bir para politikasına sahip değildir. Yukarıda da değinildiği gibi, döviz kurları üzerinde sıkı bir resmi kontrol bulunmaktadır ve ülke bu politikayı sürdürmek için gerekli olan döviz rezervine sahiptir. Ülkede serbest piyasa ekonomisi olmadığı için, faiz oranlarındaki yapılacak değişimler ile talep yönetimini gerçekleştirme imkanı sınırlıdır. 1998 yılından bu yana ilk kez Mart ayında, iskonto oranları % 5 den % 4'e düşürülmüştür. Bu girişim ise, bundan sonraki dönemde Merkez Bankası'nın para politikasında daha etkin bir rol üstleneceğinin göstergesi olarak algılanabilir.
Döviz Kurları

Libya'nın geçmiş dönemde uyguladığı çoklu kur politikası, BM yaptırımları süresince uygulanan sıkı döviz kontrolünün etkisi ile ortaya çıkmıştır. Yaptırımlar askıya alındıktan sonra ise resmi, ticari ve kara borsa kurları arasındaki açıklığın düşürülmesi yönünde çalışma başlatılmıştır. 2001 yılı sonunda, Libya Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen %51'lik devalüasyon bunun en büyük adımı olarak görülmüştür. Devalüasyonun halk üzerindeki etkisi sınırlı olmuştur. Çünkü; çok az kişiye resmi kurdan döviz alma hakkı verilmiş aynı zamanda, çoğu devlet kurumları tarafından ithal edilmekte olan ürünlerden alınan gümrük vergileri %50 ye varan oranlarda düşürülmüştür.

Daha önce uygulanmakta olan çoklu kur sistemi Haziran 2003'de tekli hale getirilmiş ve yeni sisteme göre; dinarın %15'lik bir bantta dalgalanması kabul edilmiştir. Kurdaki istikrarın korunması için Dinar, IMF'in Özel Çekme Hakkı'na (SDR) sabitlenecektir. (Bu kapsamda dinarın 2004 ve 2005'de ABD Doları karşısında 1,37 seviyesinde olması beklenmektedir - 1ABD $: 1,37 LD) Ülkenin sahip olduğu 19,8 milyar ABD $'lık döviz rezervi (ülkenin 32 haftalık ithalatını karşılamaya yetmektedir) ise; döviz kurunun istikrarının korunması için oldukça önemlidir.
Enflasyon

Enflasyon Verileri (yıllık % değişim)

 

 

1998

1999

2000

2001

2002

2003

Tüketici Fiyatları

3,7

2,6

-2,9

-8,8

-9,8

2,8


Kaynak: IMF, EIU Tahmini

Ülkede yurtiçi fiyat değişimleri gösteren güvenilir veriler olmadığı için enflasyon oranlarının belirlenmesi oldukça güçtür. 1990'lı yıllar öncesinde belirlenmiş olan enflasyon oranları dışında her hangi bir resmi kayıt bulunmamaktadır. Ancak, yaptırımların askıya alınması arz yönlü darboğazları kademeli olarak azaltmış ve çoğu tüketici ürünleri fiyatlarının düşmesine neden olmuştur. 2001 yılının sonunda yaşanan devalüasyonun fiyatlara etkisi oldukça az olmuş, temelde sadece ülkenin ithal maliyetlerini etkilemiştir. Sonuç olarak; enflasyonda çok büyük yükselme olmamıştır.

IMF'ye göre; geçmiş dönemde ülkede görülen deflasyona, döviz kurlarında yaşanmış olan değer artışı neden olmuştur. Döviz kurlarında yapılan düzenlemeyle ise bu ana neden ortadan kalkmıştır. Bununla birlikte, ticari serbestleşme ve resmi kurun 2001 sonunda devalüe edilmesinden sonra kamu kuruluşlarının vergi/gümrük vergisinden muaf olmasının yaratmış olduğu deflasyonist etki de etkisini yitirmiştir. Fakat; kamu sektöründeki ücretlerin sabit olması ve Dinarın istikrarlı bir seyir izlemesi nedeni ile enflasyondan kaynaklanan ithal maliyet artışlarının; kamu kuruluşları tarafından üretilen mal ve hizmetlerinin fiyatlarını yükseltmemesi beklenmemektedir. Fiyatların 2004'de % 2,9'luk hafif bir artışa tanık olması beklenmektedir. 2005'de yatırım artışının neden olacağı likidite ile ise, oranın %3,2 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Ancak, artan kamu harcamalarının ve ev edinme ile ilgili kanunda yaşanan gevşemenin enflasyonist etkiye neden olabileceği düşünülmektedir.
Ücretler

Kamu çalışanlarının ücretlerinde 1981'den beri süreklilik arz eden bir ayarlama yapılmamıştır. 2003 yılına kadar özel sektörde uygulanmakta olan ortalama haftalık ücret 250 LD (190 $) dolaylarındadır. Ancak bu ücretler 120 LD ve 450 LD aralığında dalgalanmaktadır. Ücretlerdeki tatminsizlik, süreklilik arz eden tarzda işe devamsızlık sorunlarının ortaya çıkmasına ve ihmallerin yaşanmasına katkıda bulunmaktadır. Fakat, geçmişte verilen yüksek yardımlar ve yakın zamanda düşen fiyatlar nedeni ile yaşam standardında önemli bir değişim olmamıştır. Aynı zamanda, kamu sektöründe çalışanların ev ve araç edinmelerine yönelik bir takım yardımlarda da bulunulmuştur.
İşsizlik

Herhangi resmi bir rakam olmamakla birlikte özellikle genç nüfusta işsizlik yüksektir. Halihazırda bir işte çalışan ancak normalden daha az hizmet üreten gizli işsizler ile toplam işsizlik oranının en az %30 olduğu tahmin edilmektedir. Yine de, diğer petrol zengini ülkelerde olduğu gibi Libya da yabancı işçi çalıştırmaktadır. Yerel halkın isteksiz ya da işe uygun niteliklere sahip olmaması ülkede yabancı işçi istihdamını zorunlu kılmaktadır. Tahminen 1 milyon yabancı işçinin varlığı, yerli halk üzerinde de bir noktada baskı oluşturmakta ve gerilimlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Örneğin, ülkede 2000 yılında yaşanan karışıklıkta en az 50 Afrikalı göçmen işçi öldürülmüştür.
Ekonomideki Sektörler

Hidrokarbonlar dışında herhangi bir sektörel çeşitlendirmeye gidilememesi ve yerli halkın yaşamakta olduğu işsizlik sorununa rağmen göçmen işçi istihdamı; petrol zengini olan ekonominin klasik problemlerindendir. Petrol fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerin sonrasında yatırım projelerine ayrılan ödeneklerin artırılması, fiyatların düştüğü dönemlerde ise bütçe kısıtlamaları nedeniyle bu projelere ara veriliyor olması; yatırım boyutunda ekonominin yaşadığı sıkıntıları göstermektedir.

Hükümet tarafından belirlenen ekonomi politikasının ve yatırım programlarının ortak amacı, bahsedilen bu petrole dayalı yapının çeşitlendirilmesi olmuş; ancak arzulanan seviyeye ulaşılamamıştır. 1980'lerin ortalarına kadar tarım ve sanayi sektörleri toplam yatırım bütçesinden, düzenli olarak, sırasıyla %20 ve % 14 pay almıştır. 1998'de ve 1999'un başlarında; petrolde yaşanan fiyat düşüşleri, yetkilileri tekrar sektörel çeşitlendirmeye gitme kararı almaya itmiş, yaptırımlardaki yumuşama sonrasında ise hükümet alt yapı, telekomünikasyon ve turizm gibi çeşitli alanlarda yabancı sermaye girişini sağlamak üzere tanıtıma hız vermiştir.
GSYİH'nın Sektörel Dağılımı, 2001

 

Sektörler

Toplamın % si

Tarım,balıkçılık ve hayvancılık

8,7

Petrol ve gaz

29,5

İmalat

5,9

İnşaat

2,1

Enerji ve su

9,2

Hizmetler

44,7


Kaynak: The EIU Country Report, April 2004

Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık

Tarım

Libya eskiden beri tarımda kendine yeterliliğe çok önem vermektedir ama doğal kısıtlamalar nedeniyle bunun mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Tarımın gelişmesi için 1988 sonrası özel tarım teşvik edilmiş ama tarım, hayvancılık ve balıkçığın payı 2001 verilerine göre GSMH'nın % 8.7'sini oluşturmuştu. Libya gıda ihtiyacının % 80'ini ithal etmek zorundadır. FAO verilerine göre 2002'de Libya ancak 217,950 ton hububat (iç talebin % 15-20'si) üretebilmiştir.

Libya'nın %90'ını oluşturan çöl nedeniyle tarıma elverişli alan % 1.7 ile sınırlıdır. Ülkede tarıma elverişli iki bölge vardır. Kuzey doğuda kıyıya paralel, ağaçlı yüksek Jabel Akhdar platosunda tarım ürünleri, özellikle zeytin ve üzüm yetiştirilmektedir. İkinci alan kuzey batıdaki kıyı bölgesidir ve hurma, zeytin, portakal ve badem yetişir. İç bölgelerdeki alanlarda otlatma yapılır ve arpa ile buğday yetiştirilir. Bu bölgelerde bol sulama isteyen domates ve karpuz gibi ürünler yerine başka ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmektedir. Kırsal bölgelerden kentlere göç eden işgücünün yarattığı eksiklik Afrika ve özellikle Mısır'dan gelen ucuz işgücü ile çözülmeye çalışılmaktadır. Kıyı bölgelerindeki su kaynaklarının aşırı kullanımı ve gübre kullanımındaki dikkatsizlikler de tarıma zarar vermektedir. Great Man-made River (GMR) projesi de tarıma beklenen katkıyı yapamamıştır. Proje tarıma su kaynağı yaratmak için yola çıkmış ancak şehirlere içme suyu sağlama nedeniyle istenen katkıyı sağlayamamıştır.
Hayvancılık

Hayvan çiftlikleri Libya tarımının en büyük temellerindendir ancak Libya'ya uygulanan yaptırımlar sonrası yatırım ve teşviklerdeki devlet desteği azalmıştır. Canlı hayvan sektörü sübvanse edilen hayvan yemine bağlıdır. 1992 sonrası büyükbaş hayvan, koyun ve keçi sayısı artmamış hatta azalmıştır.
Balıkçılık

Büyük potansiyeli olmasına rağmen Libya balıkçılık kaynaklarını kullanamamaktadır. 1.685 km olan kıyı hattında tonbalığı ve sardunya boldur. Ancak işleme tesisleri ve limanlar yetersizdir. Ülkede sadece bir tonbalığı fabrikası (Zanzur'da) ve iki sardunya konservesi yapma tesisi (Zuwara ve Khums) vardır. Hükümetin bu alanda 24 yeni balıkçılık limanı yapma projesi vardır ama uygulamada ilerleme yoktur. Madencilik ve Yarı İşlenmiş Madenler

Petrol Üretimi ve Petrol Piyasası

Ekonomideki diğer sektörlerin aksine petrol piyasasında basiretli bir yönetim anlayışı benimsenmiştir. Libya geçmişte sahip olduğu bir takım politik düşüncelere rağmen, petrol piyasasının gelişimi için yabancı yatırımların ve desteklerin oldukça önemli olduğu görüşü ile hareket etmiş ve yabancı petrol şirketlerine yapılacak ödemelerin ertelenmesinden kaçınmıştır.

Libya'da diğer OPEC üyesi ülkeler gibi 1970'ler öncesinde petrol şirketlerini millileştirme yoluna gitmiş ve 1973'e gelindiğinde Ulusal Petrol Şirketi bütün petrol şirketlerinin çoğunluk hissesine sahip olmuştur. Fakat, Libya diğer OPEC üyesi ülkelerin aksine, yabancı petrol şirketlerinin tamamının millileştirilmesi yoluna gitmemiştir. 1974 yılında ise bu şirketlere petrol arama ve üretimi paylaşma anlaşmaları (EPSAs) teklif etmiştir. Bu anlaşmalar 1988 yılından beri büyük bir hızla artmış ve yabancı yatırımcılar tarafından tercih edilir olmuştur. Bu anlaşmaların, şirketlerin yapmış oldukları harcamaları, üretim başladıktan sonra ödenmesine imkan tanıması; özellikle BM yaptırımları döneminde ülkede var olan politik ve finansal riskin yabancı firmalar tarafından üstlenilmemesi anlamına geldiği için avantaj olarak değerlendirilmiştir.
Ham ve Rafine Petrol Ürünleri; Üretimi, Tüketimi, İhracatı (.000 varil/günlük)

 

 

1998

1999

2000

2001

2002

Ham Petrol Üretimi

1.449

1.287

1.347

1.324

1.200

Rafine Petrol Ürünleri

317,5

324,9

337,8

341,5

369,8

Rafine Petrol Ürünleri Tüketimi

170,8

167,8

155,5

159,7

172,3

Ham Petrol İhracatı

1.161

992

1.005

988

922

Rafine Petrol Ürünleri İhracatı

167

201

237

225

221


Kaynak: OPEC, Statistical Bulletin

Madencilik sanayiindeki en önemli bölüm ham petrol çıkartılmasıdır. Libya dünyadaki en iyi petrol araştırma alanlarından biridir. Sirte havzası geleneksel olarak neredeyse tüm ham petrolün çıkartıldığı alandır. İlaveten Murzuq havzasında da 10 milyar varil henüz keşfedilmemiş ham petrol rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam bilinen kaynaklarla beraber 16.5 milyar varile ulaşmaktadır. Bu kaynakların geliştirilmesinden Ulusal Petrol Şirketi (NOC) sorumludur. NOC'un petrol çıkarma alanlarını işlenmek üzere yabancı şirketleri çekmek için daha çabuk ihaleye çıkartması beklenmektedir.

Libya'nın günlük kotası 2002'de 116 milyon varil iken 2003'ün ilk aylarında 1.31 milyon varile yükseltilmiştir. Libya yapılacak yeni yatırımlarla yeni kaynakların çıkartılabileceğini planlayarak 2006'ya kadar kota seviyesinin aşamalı olarak artırılmasını istemiştir. Gelecek 15 yılda ham petrol çıktısını günlük 3 milyon varile çıkarmayı amaçlamaktadırlar. Hükümet petrol ve gaz sektörüne 2010'a kadar 23 milyar doları rafineri yatırımına gidecek 30 milyar dolarlık yabancı sermaye çekmeyi hedeflemektedir.

Geçmiş dönemde süresi uzatılan BM yaptırımları petrol sektörünü de etkilemiştir. BM 1999'da yaptırımları askıya alınca Avrupalı firmaların girişi hızlanmıştır. 1986'da ülkeden çıkmaya zorlanan ABD'li firmaların tesisleri Waha Oil Company tarafından işletilmiş ancak yatırım eksikliği nedeniyle günlük üretim miktarlarında üçte birlik, dörtte birlik azalmalar yaşamıştır.
Petrol Rafinerileri öngören NOC rafineri tesislerini yenileme ve genişletmede isteklidir. Bu amaçla önemli rafinelerin işleme kapasitelerinin artırılması ve yeni bir rafineri kurulmasını kapsayan 3.5 milyar dolarlık yatırım başlatılmıştır. Avrupa Birliği'nin petrol üretiminde çevre koşullarına dikkat etme ile ilgili kurallarının yürürlüğe gireceği 2005 yılı Libya için önemlidir. Libya'nın mevcut üretiminin ancak % 50'si bu koşullara uygundur. Ancak NOC petrolden elde edilen gelirleri yeni yatırımlara aktarmak için 1988'de kurduğu Oilinvest ve ona bağlı Tamoil aracılığıyla İtalya'da, İsviçre'de ve Mısır'da tamamen veya kısmen rafinerilere sahip olmuştur.
Doğal Gaz

1970'lerden beri üretim ve ihracat yapılsa da Libya'nın doğal gazda dünya payı yaklaşık %1'dir. İç tüketim ve ihracat için doğal gaz arama ve bulma işine yönelik bir dizi önemli proje başlatılmıştır. Gaz sektörünü geliştirmek için NOC petrol üretimi ve paylaşımı anlaşmalarını (EPSAs) revize etmeyi önermiştir. 2002 yılı sonunda West Libya gaz projesinde İtalyan ENI ve NOC'un ortak yatırımı olan Agip Gas firması mühendislik, tedarik ve inşaat sözleşmelerini kazanmıştır. Bu proje; Wafa'da kıyıda olan gaz alanından çıkan gazı ve denizde Bouri'de çıkan gazı Melitah'daki işleme tesisinde birleştirmeyi ve buradan 540 km'lik deniz altı boru hattıyla Sicilya'daki Gela'ya taşıma işini kapsamaktadır.
Diğer Madenler

Önemli tek maden demir madeni cevheridir. 1974'de Libya'nın güneyinde Wadi Shatti'de bulunan bu madeni, kıyı bölgesindeki Misurata'daki demir ve çelik tesislerine taşımak için 900 km uzunluğunda demiryolu yapılması gerekmektedir. Bu tesis kendi üretimi için demir madeni cevherini ithal etmektedir. Libya bu yatırım için yabancılardan finansman desteği aramaktadır. Bu yol yapılıncaya kadar en önemli diğer maden tuz olarak kalacaktır. Bingazi ve Tripoli'deki tuz alanlarından yılda 30,000 ton tuz çıkarılmaktadır. Bunun dışında inşaatçılık için kireçtaşı, kil ve taş çıkartılmaktadır. Ayrıca yılda 4,000 ton alçıtaşı işlenmektedir.
İmalat

1970'lerde devletin önceliği olan imalat sanayiinin gelişimi 1980'lerde petrol gelirlerindeki düşüş ve hükümetin desteklediği projelere aktarılan fonlardaki azalma nedeniyle duraklamıştır. Devlet desteği daha çok ülkenin ucuz enerji ve gaz stokundan yararlanacak ağır sanayi projelerine verilmiştir. Sirte'deki gübre fabrikası ve Zuwara'daki alüminyum eritme kompleksi gibi pek çok büyük proje kaynak yetersizliğinden tamamlanamamıştır.

Çalışmakta olan sanayi tesislerinde ise bakım yetersizliği ve yedek parça eksikliği yaşanmaktadır. BM ambargosunun kalkması ile birlikte Libya Yabancı Yatırımlar Kurulu (Libyan Foreign Investment Board) dört çimento fabrikası, bir dizi elektrik fabrikası ve Misurat'daki ülkenin ana demir ve çelik fabrikasını yenilemek için yabancıları ortak yatırımlara davet etmektedir. Prefabrik binalar, madeni yağ, petrol artığı ürünlerin işlenmesi gibi bazı tesislere Avrupalı firmalardan yatırım için ilgi gösterilmiştir. Ancak halen, değişik alanlardan devlet mülkiyetindeki 50'ye yakın firma için yatırım teklifi beklenmekte olup, bunlarla ilgili bilgiye Libya Yabancı Yatırımlar Kurulu (Libyan Foreign Investment Board) http://www.investinlibya.com web sitesinden ulaşmak mümkündür.
İnşaat

İnşaat sektöründe çok büyük ve maliyetli GMR (Great-man Made River) projeleri yürütülmektedir. 1984 yılında başlatılan bu büyük proje dört aşamada ülkenin güney doğusundaki yer altı su kaynaklarının kuzeydeki şehirlere ve tarım alanlarına aktaracak boru hatlarının inşaatını öngörmekteydi. Bugüne kadar 20 milyar dolar yatırım yapılmış olmasına rağmen teknik ve mali sorunlar projenin planlanan zamandan ve kapasiteden geride olmasına yol açmıştır.

Hidrokarbonlar sektöründeki yeni projeler de inşaat sektörüne hız vermektedir. Gelecek üç yılda West Libya gaz projesinin inşaat sektörünü canlandırması beklenmektedir. Planlanan bir demiryolu ağı ve otel yapımı programı başlarsa bunun da olumlu etkisi olacaktır.

Gelişmeler olmasına rağmen inşaat sektöründe ödemelerin düzensizliği problemi vardır. Türkiye, Hindistan, Almanya, Japonya ve Güney Kore firmaları alacaklarını tahsilatta sıkıntı yaşamıştır. Hatta bazı durumlarda petrol barter anlaşmaları yapılmıştır.
Bankacılık

Bankacılık sisteminde merkezi bir yapı söz konusudur ve devletin tüm bankaları millileştirdiği 1970'den beri işlemler devlet kontrolü altındadır. Merkez Bankasına ek olarak ülkede sekiz tane daha önemli finansal kurum bulunmaktadır. Önde gelen bu kurumları şu şekilde sıralamak mümkündür: Agriculture Bank; Libyan Arab Foreign Bank (LAFB- Libya Arap Dış Bankası); National Commercial Bank; Republic Bank; Sahara Bank; Savings and Real Estate Investment Bank; Umma Bank; ve Unity Bank. Sayılan bu bankalardan en büyük olan iki tanesi - Libya Arap Dış Bankası ve Sahara Bank'dır. Dünya bankalar sıralamasında ise bu iki banka sırası ile 449 ve 455.dir. (Kaynak: : Financial Times, The Banker)

Libya'daki başlıca bankalar ve finansal kurumları şu şekilde özetlemek mümkündür:

o Altı tane ticari yada mevduat bankası (the Jumhuriyya Bank, the Sahara Bank, the Ummah Bank, the Wahda Bank, the National Commercial Bank ve the Bank of Commerce and Development);

o Üç tane uzmanlaşmış banka (the Agricultural Bank, the Development Bank, ve the Saving and Estate Investment Bank)

o İki tane devletin mülkiyetinde yabancı yatırım ve bankacılık kurumu ( the Libyan Arab Foreign Bank (LAFB) and the Libyan Arab Foreign Investment Company (Lafico).

Ayrıca, 2003 yılında hükümet ve özel sektör, özel ve kamu sektörü tarafından gerçekleştirilecek turizm projelerini desteklemeyi amaçlayan Turizm Kalkınma Bankası'nı kurmuşlardır.

Yukarıda da belirtildiği gibi; Libya bankacılık sektörü, Merkez Bankası, devletin mülkiyetindeki ticari bankalar, bir kaç özel banka ve yine devlete ait az sayıdaki kalkınma bankasından oluşmaktadır. Devlet mülkiyetindeki ticari bankaların tamamı Merkez Bankası'nın denetimine tabidir. Ülkedeki bankacılık sektöründe, gerek bankacılık uygulamaları gerekse şeffaflık konularında ise bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Hükümetin konu ile ilgili modernizasyon çalışmaları ise şimdiye kadar istenilen sonuçları vermemiştir. Devlet bankalarının bir kısmı ise ağır borç yükü altındadır.

Libya Merkez Bankası, ilk olarak 1955 yılında kurulmuş ve 1956'da faaliyetlerine başlamıştır. İlk olarak; Libya Ulusal Bankası adı ile kurulan kurum, 1969 yılında bugünkü adı alarak faaliyetlerine devam etmiştir. Rezervler, likidite ve sektör ile ilgili çeşitli raporlama çalışmalarını yapan Banka; aynı zamanda çoğunluk hissesine sahip olduğu ticari bankaların işleyişinden ve denetiminden de sorumludur. Banka ayrıca; Bahlyren merkezli Arab Banking Corporation'ın en önemli üç hissedarından bir tanesidir.

Hükümet, 1993 yılının Mart ayında çıkarmış olduğu bir kanunla ülkede özel bankaların da kurulmasının önünü açmıştır. Özel bankalardan en başarılısı ise 1996 yılında açılan, bireysel ve kurumsal bankacılık hizmetleri veren "Bank of Commerce and Development"dır. Yapılmış olan yasal değişiklikler ile yabancı bankaların da ülkede şube açmalarına izin verilmiştir. Açılacak şubelere ilişkin izinler ise Merkez Bankası tarafından verilmektedir. Trablus'da temsilcili bulunan yabancı bankalar ise şunlardır: Arab Banking Corporation, Bank of Valetta (Malta) ve Suez Bank (Mısır). Yetkililer, 2002 yılında yaptıkları açıklamalarda, bankacılık sektöründe özelleştirmeye gidileceğini, belirtmişler ancak hali hazırda bu yönde herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
Turizm

Libya uzun yıllar süren izolasyon ve ülkenin imajının yetersiz olması nedeniyle az turist çeken bir ülke olmuştur. 1995'de 85.000 olan turist sayısı 2002'de BM ambargosunun durdurulması nedeniyle 200.000'e ulaşmıştır. Bu rakam çöl ve kültür turizmine bağlıdır. 13 adet tarihi Roma ve Grek kenti turistlerin ilgisini çekmektedir.
Libya Foreign Investment Board (LFIB) web sitesinde ülkenin turizm yatırımlarına açık yapısı anlatılmaktadır. Çöl turizmi, kumsal turizmi, skuba-dalış, kaplıca, din, kültür ve genel turizm yatırımları özendirilmeye çalışılmaktadır. Genel olarak otel, lokanta ve sahil tesisleri yetersizdir. Siyasi gevşeme ve hükümetin sıkı alkol yasağını kaldıracağını duyurması ile paralel olarak güney Akdeniz'de yeni bir turizm merkezi oluşması beklenmektedir.
Enerji Temini

Enerji üretim ve dağıtımı ülkedeki mevcut talebin karşılanması için yeterlidir. 2001 yılındaki 2650 mw lık talebin 2010 yılında 5000mw'a çıkacağı yönündeki beklentiler, ülkedeki tek elektrik tedarikçisi olan devlet şirketinin 3,5 milyar $ lık bir yatırıma başlamasına neden olmuştur. Bu yatırım ile; Bingazi, Sirte, Trablus ve Zawiya'daki enerji istasyonlarının kapasitesinin arttırılması kararı da alınmıştır. Anılan şirket bu yatırım için Kuveyt temelli olan "Arap Ekonomik ve Sosyal Fonu"ndan toplam olarak 174 milyon $ kredi almış ve bunu Bingazi ve Zawiya İstasyonlarının kapasite arttırımı için kullanmıştır.

Şirket aynı zamanda, ülkede elektrik üretim ve dağıtım ağının genişletilmesi için küçük ölçekli santraller kurulmasını amaçlamış, bunun için ülkeye yap-işlet-devret modeli ile yabancı yatırım çekilmeyi planlamış; ancak, 2003 yılına kadar bu yönde herhangi bir girişim olmamıştır.
 

 

kaynak: www.igeme.gov.tr


 |    E-Pazarlama - Elektronik Pazarlama   |   İhracat Hizmetleri   |   Dış Ticaret Hizmetleri   |   Tekstil İhracat Hizmetleri   | 
 |   Global Pazarlama Hizmetleri   |   İnternetle Pazarlama Hizmetleri   |   Ülke Pazar Araştırmaları    | 

© 2004 Copyright By ihracathizmetleri.com.  All rights reserved.
Web Tasarım Firması