Ekonomik Yapı
ve Ekonomi Politikası
Hükümet 1980'li
yıllar öncesinde büyük ölçüde petrole dayalı olan ekonomik
yapıyı çeşitlendirmek amacıyla bir kaç ekonomik gelişim planı
uygulamaya koymuş; ancak bu planlar 1981'de başlayan gelir
düşüşü ve 1986'da petrol fiyatlarında yaşanan düşüş nedeni ile
işlerlik kazanmamıştır. Belirtilen süreçte, ekonominin gelişimi
ve serbestisi için bir dizi uygulamayı hayata geçiren hükümetin
bu girişimleri dönemsel duraklamalar ile kesintiye uğramış ve
istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır. Ancak ülke yine de;
hidrokarbonlar (petrol ürünleri ve türevleri) gibi stratejik
olarak görülen sektörlere yabancı sermaye yatırımlarını çekmeyi
başarmıştır. Bununla birlikte; yönetim, ağır sanayi ve turizm
alanında da direkt yabancı sermayeyi ülkeye çekmeyi
amaçlamaktadır.
Ülke ekonomisinde, hidrokarbonlar baskın bir yere sahiptir. Öyle
ki; tahminlere göre 2003 yılı toplam ihracatın % 92 sini, kamu
gelirlerinin ise % 78 ini sadece bu kalem oluşturmuştur. Ayrıca,
bahsedilen sektörün GSYİH'deki payı % 45 seviyesindedir. Sanayi
ve tarım sektörleri GSYİH'nin % 5 ile % 10'u arasında bir
büyüklüğe sahiptir. Petrole dayalı bir ekonomiye sahip olan
Libya, 1970'lerde ve 1980'lerde sanayi ve tarım sektörlerindeki
gelişimi hızlandırmaya yönelik girişimlerde bulunmuş, 1990'larda
ülke ekonomisinde yaşanan gerilemeler nedeniyle bu girişimler
neredeyse durma noktasına gelmiştir. Takip eden dönemlerde ise
petrol fiyatlarının iyileşmeye başlaması ve hidrokarbonlar ile
ilgili yatırımlara uygulanan uluslararası faiz oranlarının
düşmesi; sektörel çeşitlendirme yönündeki baskıların azalmasına
neden olmuştur. Ancak hükümet yine de, özellikle ağır sanayi
olmak üzere diğer sektörlere yabancı sermaye çekme konusunda
isteklidir.
Nüfus, tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği Akdeniz
kıyısında yoğunlaşmaktadır. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ne
göre; 2001 yılında işgücünün % 6'sı tarım sektöründe
çalışmaktadır. Petrol üretimi ise ülkenin doğusunda
yoğunlaşmaktadır. Geçmiş yıllarda güneybatı Fezzan bölgesinde
yeni petrol alanları açılmış olmasına rağmen, üretim Bingazi'nin
güneyindeki Sirte Havzası'nda yoğunlaşmaktadır.
Hükümet, petrol üretiminin 2005 yılında 250.000 varil/günlük
hedefine ulaşması için petrol aramalarına ayırdığı ödeneği
arttırmış ve üretime bir takım ayrıcalıklar tanımıştır.
Birleşmiş Milletler'in Eylül 2003'de Libya'ya uygulanmakta olan
yaptırımları kaldırması ise petrol firmalarının ülkedeki
çalışmalarına hız vermelerine neden olmuştur.
1992-1999 da uygulanan yaptırımlara rağmen; halkın yaşam
standardı bölge ülkelerine göre yüksektir. Hükümet,
hidrokarbonlardan elde ettiği gelir sayesinde gıda, eğitim,
sağlık ve yerleşim konularında halka bir takım destekler
sağlamaktadır.
Ekonomik
Performans
1992 yılında 7430
$ olan kişi başı nominal GSYİH, BM yaptırımları sonrasında düşüş
trendine girmiş ve 1999 yılında 5466 $ seviyesine inmiştir.
Gerçekleştirilmiş olan devalüasyonun kişi başı gelirde 1.094 $
lık bir düşüş yaşanmasına neden olmasına rağmen petrol
fiyatlarının iyileşmesi ve uygulanmakta olan yaptırımların
azaltılması kişi başı gelirde önemli bir artışa neden olmuştur.
Bu gelişmeler ise ekonominin neredeyse tamamen petrole dayalı
olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Libya ve ABD arasındaki ilişkilerin eskiye nazaran iyileşmiş
olması, ülkeyi Dünya Ticaret Örgütü üyeliği için yapacak olduğu
başvuruda umutlandırmaktadır. Ancak, Libya'nın bunun için bir
takım reformları yerine getirmesi gerektiği de açıktır.
Yaptırımlar
Terörizme destek
verdiği iddiası ile 1970'lerin sonunda Libya'ya askeri ekipman
ihracını yasaklayan ABD, ilerleyen yıllarda ise Libya'dan petrol
ithali ve ülke ile olan her türlü ekonomik ilişkinin kesilmesi
şeklinde bir takım sert önlemleri hayata geçirmiştir. Bu ise
Libya petrol piyasasında lider olan Amerikan şirketlerini ve
piyasayı ciddi şekilde etkilemiştir. 1988 yılında Lockerbie
üzerinde Pan Am jetine gerçekleştirilen saldırıdan ve 1989
yılında Nijer üzerinde UTA uçağının düşürülmesinden Libya
vatandaşlarının sorumlu tutulması; ülkenin uluslararası arenadan
izole olmasına neden olmuştur. Şüphelilerin Libya tarafından
yargılanmak üzere teslim edilmemesi üzerine; BM, ülkeye karşı
1992 yılında bir takım yaptırımlar uygulamaya başlamıştır.
Ancak; 1999 yılında Lockerbie davasında yargılanan iki Libyalı
şüphelinin Libya tarafından teslim edilmesi sonucunda BM, aynı
yılın Nisan ayında yaptırımları askıya almıştır. BM, son olarak;
Libya'ya karşı askıya aldığı bu yaptırımları 2003 yılının Eylül
ayında kaldırmıştır.
BM'nin yaptırımlarını askıya aldığı dönemde, ABD kendi
yaptırımlarını Ağustos 2001'e kadar sürdürme kararı almış ve o
tarihten itibaren 5 yıllık bir süre için tekrar uzatmıştır. Ocak
2001'de, Lockerbie davasındaki şüphelilerden biri suçlu bulunmuş
ve mahkumiyet kararı verilmiştir. Verilmiş olan bu mahkeme
kararına karşı yapılan temyiz başvurusu ise Mart 2002'de
reddedilmiştir. Libya ve Avrupa arasındaki ilişkiler, BM
yaptırımlarının askıya alınması ve Libya'nın Ağustos 2003'de
Lockerbie saldırısındaki sorumluluğu kabul ederek mağdurların
ailelerine 2,7 milyar $ tazminat ödemeyi kabul etmesiyle;
kademeli olarak iyileşmeye başlamıştır.
ABD'nin 1970'ler sonrasında Libya'ya karşı uygulamaya başladığı
ekonomik yaptırımlar, direkt olarak petrol piyasasını
hedeflemediği için ülkenin ekonomi politikasına olan etkisi
asgari düzeyde olmuştur. 1986 yılında ise ABD hükümeti, Amerikan
şirketlerinin Libya'daki faaliyetlerini azaltmaları yönündeki
yaptırımları hayata geçirmiştir. Petrol piyasasındaki
yatırımların anılan tarihten itibaren azalmış olması; 1988
yılında Trablus'u Avrupalı şirketler için üretimde yaşanan
kıtlığı telafi edilmesine imkan tanıyan, üretim-paylaşım
anlaşmaları sunan çekici bir kent haline getirmiştir. Libya'da
petrol alanında çalışma sürdüren 5 Amerikan şirketinin
faaliyetleri 1986 yılında dondurulmuş ve Libya Hükümeti ile
aralarında bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Libya
Hükümeti, bu şirketlere istedikleri zaman ülkeye dönebilecekleri
konusunda garanti vermiştir. Ancak, ABD'nin Ağustos 2001'de
yaptırımları yenilemesi üzerine, Libya Hükümeti anlaşma yaptığı
Amerikan şirketlerine bir yıl içinde ülkeye gelmezler ise
haklarını kaybedeceklerini bildirmiş; bununla beraber bir yıllık
süre geçmesine rağmen bunu uygulamaya koymamıştır.
ABD, Libya'ya karşı olan tutumunu, Devlet Başkanı Kaddafi'nin
kitle imha silahları programından vazgeçildiğini ve Amerikalı ve
İngiliz nükleer, kimyasal ve biyolojik silah denetmenlerine
tanınacak denetim izninin arttırılacağını belirttiği tarih olan,
Aralık 2003'e kadar değiştirmemiştir. Londra ve Washington
tarafından diplomatik zafer olarak değerlendirilen bu
gelişmelerin ardından, Libya ile ilişkiler geliştirilmiş, ABD
ambargoların gözden geçirileceğini belirtmiş ve Nisan 2004'de
ticari ambargoları kaldırarak; ikili ticari ve finansal
faaliyetlere izin vermiştir.
Devlet Kontrolü
ve Özel Sektör
Devlet Başkanı
Muammer Kaddafi'nin yönetime geldiği yıllarda benimsemiş olduğu
bir takım kurallar doğrultusunda hükümet yabancı yatırımlara ek
olarak ağır sanayi, tarımsal alanlar, bankalar, sigorta
şirketleri ve hizmet firmalarını özelleştirmiştir. 1977 yılında
çıkartılan ek bir yasa ile yukarıda sayılanlar dışında kalan tüm
ekonomik faaliyetlerin devlet kontrolü altına alınması
kararlaştırılmıştır. Bu uygulamalar sonucu ülkede bir takım
ekonomik zorluklar ile karşılaşılmış hatta yiyecek kıtlığı baş
göstermiştir. Sadece 1988 yılında, petrol fiyatlarındaki ani
düşüş ve ABD yaptırımlarının etkisi ile hükümet ekonomide özel
mülkiyete yönelik bir takım imtiyazlar vermiştir. Özel sektörün
serbestleştirilmesine yönelik çalışmalar; 1996 yılının
ortalarında, yolsuzlukla mücadele ve ticari hayatı düzenleme
gibi görevler ile hükümet tarafından kurulan komitenin
uygulamaları ile aniden kesilmiştir. Bu kapsamda, ithal ürün
satan pek çok işyeri kapatılmış, işyeri sahipleri mahkum edilmiş
ve hükümetteki bakanların faaliyetleri inceleme altına
alınmıştır. Fakat, daha sonra bu komitenin kendisi yolsuzlukla
suçlanmış ve hükümet tarafından lağvedilmiştir. 1999 dan beri
ise, özel sektörün gelişimi için ticaret ve ithalat ile ilgili
bir takım kanunlar çıkartılmıştır. Devlet Başkanı Kaddafi'nin
oğlu olan Ekonomi ve Finans Bakanı Sayf Al-İslam Kaddafi
tarafından 2002 yılında, hedeflerinin özelleştirme ve
serbestleşme ile pazar ekonomisine doğru bir değişimin olduğu
açıklanmıştır. Aynı açıklamalar, Haziran 2003'de Devlet Başkanı
Kaddafi'nin Genel Halk Kongresi'nde gerçekleştirdiği konuşmada
da tekrarlamıştır.
Devlet Bütçesi
ve Maliye Politikası
Libya'da var olan
bütçe kanununa göre, bütçenin dengede olması gerekmektedir.
Dahası, anılan bütçe kuralları petrol gelirlerinin sabit bir
oranının (%5) borç servisine, geri kalan %95'lik bölümün ise
harcamalara ayrılmasını zorunlu kılmaktadır.
Ülkenin bütçesi, idari ve yatırım olmak üzere iki temel bütçeden
oluşmaktadır. İdari bütçe; ücretler ve maaşlar gibi devletin
temel cari harcamaları, mal ve hizmet alımları, tarım destekleri
ve devletin diğer transferlerinden oluşmaktadır. Yatırım bütçesi
ise yıl içerisinde gerçekleştirilecek projelere ilişkin
harcamalardan oluşmaktadır. Genel bütçe içerisinde idari
bütçenin büyüklüğü %30 iken, yatırım bütçesinin büyüklüğü
%70'dir.
Ülkenin sahip olduğu petrol ihraç potansiyeli, mali durumuna da
yansımakta ve bütçesinin fazla vermesini sağlamaktadır. Ancak
mali yapının bu denli petrole dayalı olması da bir takım
olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Örnek olarak; 1998
yılında petrol fiyatlarında yaşanan küçük fiyat değişimleri
hükümeti 1999 ve 2000 yıllarında sıkı bütçe uygulama kararı
almaya itmiş; ancak bu dönemde petrol fiyatlarının yükselmesi
sonucu bu kararda yumuşamaya gidilmiştir. 2001'den 2003 yılı
sonuna kadar petrol fiyatlarında yaşanan fiyat artışları,
devletin rekor seviyede döviz rezervine ulaşmasını sağlamıştır.
Hükümet bütçe ile ilgili olarak oldukça az bilgi vermektedir.
Ancak 1996 yılından beri bütçenin denk olduğu konusunda bir
açıklama yapılmıştır. 2004 yılı bütçesi Mart ayında açıklanmış;
ancak yine bütçe kalemleri hakkında sınırlı bilgiler
verilmiştir. Özellikle harcama kalemleri ile ilgili bilgilere
yer verilmiş olup açıklanan rakamların bir önceki seneye göre %
19 arttığı görülmüştür. 2004 yılı bütçesinde, ülkenin gelişimini
sağlayacak olan değişik yatırım projelerine ayrılan kaynaklar
arttırılmıştır. Bu projeleri gerçekleştirmek üzere ise deniz
aşırı ülke fonlarının ülkeye büyük bir girişi söz konusu
olmuştur. Askeri gücünü artırmak isteyen ülke; ayrıca savunma
harcamalarına da ağırlık vermiştir.
İthalat miktarını artıran kalkınma projelerindeki yoğunlaşmanın,
hükümetin gerçekleştirdiği harcamaları arttırması
beklenmektedir. Tekrarlanan harcamaların 2004 yılında az da olsa
yükselmesi (8,2 milyar LD : 6,3 milyar $), idari giderlerin ve
bütçe dışı ödemelerin ve sermaye harcamalarının artması ve
kalkınma projerine ayrılan ödeneklerin iki katına
çıkartılmasıyla toplam harcamaların %26 artarak, 14,1 LD'ye
ulaşması beklenmektedir. OPEC üyesi ülkelerin uluslararası
petrol talebini karşılamak amacıyla petrol üretimini artırma
kararı alması, ülkenin petrol gelirlerine ilişkin 2003 yılı
tahminlerinin %28 artmasına neden olacaktır. Vergi
gelirlerindeki artışın da katkısı ile birlikte ise; 2004 yılı
toplam gelirlerinin %29 artışla 17,1 milyar LD seviyelerine
ulaşması beklenmektedir.
Devlet
Bütçesine İlişkin Rakamlar (LD milyon)
|
|
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
2003a |
|
Gelirler |
5.623 |
7.384 |
7.590 |
11.362 |
13.290 |
|
Giderler |
4.848 |
5.720 |
7.643 |
10.423 |
10.162 |
|
Denge |
775 |
1.664 |
-53 |
939 |
3.128 |
a Economist
Intelligence Unit tahmini Kaynak: IMF
Para Politikası
Libya, makro
ekonomik yönetiminin parçası olarak etkin bir para politikasına
sahip değildir. Yukarıda da değinildiği gibi, döviz kurları
üzerinde sıkı bir resmi kontrol bulunmaktadır ve ülke bu
politikayı sürdürmek için gerekli olan döviz rezervine sahiptir.
Ülkede serbest piyasa ekonomisi olmadığı için, faiz
oranlarındaki yapılacak değişimler ile talep yönetimini
gerçekleştirme imkanı sınırlıdır. 1998 yılından bu yana ilk kez
Mart ayında, iskonto oranları % 5 den % 4'e düşürülmüştür. Bu
girişim ise, bundan sonraki dönemde Merkez Bankası'nın para
politikasında daha etkin bir rol üstleneceğinin göstergesi
olarak algılanabilir.
Döviz Kurları
Libya'nın geçmiş
dönemde uyguladığı çoklu kur politikası, BM yaptırımları
süresince uygulanan sıkı döviz kontrolünün etkisi ile ortaya
çıkmıştır. Yaptırımlar askıya alındıktan sonra ise resmi, ticari
ve kara borsa kurları arasındaki açıklığın düşürülmesi yönünde
çalışma başlatılmıştır. 2001 yılı sonunda, Libya Merkez Bankası
tarafından gerçekleştirilen %51'lik devalüasyon bunun en büyük
adımı olarak görülmüştür. Devalüasyonun halk üzerindeki etkisi
sınırlı olmuştur. Çünkü; çok az kişiye resmi kurdan döviz alma
hakkı verilmiş aynı zamanda, çoğu devlet kurumları tarafından
ithal edilmekte olan ürünlerden alınan gümrük vergileri %50 ye
varan oranlarda düşürülmüştür.
Daha önce uygulanmakta olan çoklu kur sistemi Haziran 2003'de
tekli hale getirilmiş ve yeni sisteme göre; dinarın %15'lik bir
bantta dalgalanması kabul edilmiştir. Kurdaki istikrarın
korunması için Dinar, IMF'in Özel Çekme Hakkı'na (SDR)
sabitlenecektir. (Bu kapsamda dinarın 2004 ve 2005'de ABD Doları
karşısında 1,37 seviyesinde olması beklenmektedir - 1ABD $: 1,37
LD) Ülkenin sahip olduğu 19,8 milyar ABD $'lık döviz rezervi
(ülkenin 32 haftalık ithalatını karşılamaya yetmektedir) ise;
döviz kurunun istikrarının korunması için oldukça önemlidir.
Enflasyon
Enflasyon
Verileri (yıllık % değişim)
|
|
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
2003 |
|
Tüketici Fiyatları |
3,7 |
2,6 |
-2,9 |
-8,8 |
-9,8 |
2,8 |
Kaynak: IMF,
EIU Tahmini
Ülkede yurtiçi
fiyat değişimleri gösteren güvenilir veriler olmadığı için
enflasyon oranlarının belirlenmesi oldukça güçtür. 1990'lı
yıllar öncesinde belirlenmiş olan enflasyon oranları dışında her
hangi bir resmi kayıt bulunmamaktadır. Ancak, yaptırımların
askıya alınması arz yönlü darboğazları kademeli olarak azaltmış
ve çoğu tüketici ürünleri fiyatlarının düşmesine neden olmuştur.
2001 yılının sonunda yaşanan devalüasyonun fiyatlara etkisi
oldukça az olmuş, temelde sadece ülkenin ithal maliyetlerini
etkilemiştir. Sonuç olarak; enflasyonda çok büyük yükselme
olmamıştır.
IMF'ye göre; geçmiş dönemde ülkede görülen deflasyona, döviz
kurlarında yaşanmış olan değer artışı neden olmuştur. Döviz
kurlarında yapılan düzenlemeyle ise bu ana neden ortadan
kalkmıştır. Bununla birlikte, ticari serbestleşme ve resmi kurun
2001 sonunda devalüe edilmesinden sonra kamu kuruluşlarının
vergi/gümrük vergisinden muaf olmasının yaratmış olduğu
deflasyonist etki de etkisini yitirmiştir. Fakat; kamu
sektöründeki ücretlerin sabit olması ve Dinarın istikrarlı bir
seyir izlemesi nedeni ile enflasyondan kaynaklanan ithal maliyet
artışlarının; kamu kuruluşları tarafından üretilen mal ve
hizmetlerinin fiyatlarını yükseltmemesi beklenmemektedir.
Fiyatların 2004'de % 2,9'luk hafif bir artışa tanık olması
beklenmektedir. 2005'de yatırım artışının neden olacağı likidite
ile ise, oranın %3,2 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Ancak, artan kamu harcamalarının ve ev edinme ile ilgili kanunda
yaşanan gevşemenin enflasyonist etkiye neden olabileceği
düşünülmektedir.
Ücretler
Kamu
çalışanlarının ücretlerinde 1981'den beri süreklilik arz eden
bir ayarlama yapılmamıştır. 2003 yılına kadar özel sektörde
uygulanmakta olan ortalama haftalık ücret 250 LD (190 $)
dolaylarındadır. Ancak bu ücretler 120 LD ve 450 LD aralığında
dalgalanmaktadır. Ücretlerdeki tatminsizlik, süreklilik arz eden
tarzda işe devamsızlık sorunlarının ortaya çıkmasına ve
ihmallerin yaşanmasına katkıda bulunmaktadır. Fakat, geçmişte
verilen yüksek yardımlar ve yakın zamanda düşen fiyatlar nedeni
ile yaşam standardında önemli bir değişim olmamıştır. Aynı
zamanda, kamu sektöründe çalışanların ev ve araç edinmelerine
yönelik bir takım yardımlarda da bulunulmuştur.
İşsizlik
Herhangi resmi bir
rakam olmamakla birlikte özellikle genç nüfusta işsizlik
yüksektir. Halihazırda bir işte çalışan ancak normalden daha az
hizmet üreten gizli işsizler ile toplam işsizlik oranının en az
%30 olduğu tahmin edilmektedir. Yine de, diğer petrol zengini
ülkelerde olduğu gibi Libya da yabancı işçi çalıştırmaktadır.
Yerel halkın isteksiz ya da işe uygun niteliklere sahip olmaması
ülkede yabancı işçi istihdamını zorunlu kılmaktadır. Tahminen 1
milyon yabancı işçinin varlığı, yerli halk üzerinde de bir
noktada baskı oluşturmakta ve gerilimlerin yaşanmasına neden
olmaktadır. Örneğin, ülkede 2000 yılında yaşanan karışıklıkta en
az 50 Afrikalı göçmen işçi öldürülmüştür.
Ekonomideki
Sektörler
Hidrokarbonlar
dışında herhangi bir sektörel çeşitlendirmeye gidilememesi ve
yerli halkın yaşamakta olduğu işsizlik sorununa rağmen göçmen
işçi istihdamı; petrol zengini olan ekonominin klasik
problemlerindendir. Petrol fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerin
sonrasında yatırım projelerine ayrılan ödeneklerin artırılması,
fiyatların düştüğü dönemlerde ise bütçe kısıtlamaları nedeniyle
bu projelere ara veriliyor olması; yatırım boyutunda ekonominin
yaşadığı sıkıntıları göstermektedir.
Hükümet tarafından belirlenen ekonomi politikasının ve yatırım
programlarının ortak amacı, bahsedilen bu petrole dayalı yapının
çeşitlendirilmesi olmuş; ancak arzulanan seviyeye
ulaşılamamıştır. 1980'lerin ortalarına kadar tarım ve sanayi
sektörleri toplam yatırım bütçesinden, düzenli olarak, sırasıyla
%20 ve % 14 pay almıştır. 1998'de ve 1999'un başlarında;
petrolde yaşanan fiyat düşüşleri, yetkilileri tekrar sektörel
çeşitlendirmeye gitme kararı almaya itmiş, yaptırımlardaki
yumuşama sonrasında ise hükümet alt yapı, telekomünikasyon ve
turizm gibi çeşitli alanlarda yabancı sermaye girişini sağlamak
üzere tanıtıma hız vermiştir.
GSYİH'nın
Sektörel Dağılımı, 2001
|
Sektörler |
Toplamın % si |
|
Tarım,balıkçılık ve hayvancılık |
8,7 |
|
Petrol ve gaz |
29,5 |
|
İmalat |
5,9 |
|
İnşaat |
2,1 |
|
Enerji ve su |
9,2 |
|
Hizmetler |
44,7 |
Kaynak: The EIU
Country Report, April 2004
Tarım,
Hayvancılık ve Balıkçılık
Tarım
Libya eskiden beri
tarımda kendine yeterliliğe çok önem vermektedir ama doğal
kısıtlamalar nedeniyle bunun mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Tarımın gelişmesi için 1988 sonrası özel tarım teşvik edilmiş
ama tarım, hayvancılık ve balıkçığın payı 2001 verilerine göre
GSMH'nın % 8.7'sini oluşturmuştu. Libya gıda ihtiyacının %
80'ini ithal etmek zorundadır. FAO verilerine göre 2002'de Libya
ancak 217,950 ton hububat (iç talebin % 15-20'si)
üretebilmiştir.
Libya'nın %90'ını oluşturan çöl nedeniyle tarıma elverişli alan
% 1.7 ile sınırlıdır. Ülkede tarıma elverişli iki bölge vardır.
Kuzey doğuda kıyıya paralel, ağaçlı yüksek Jabel Akhdar
platosunda tarım ürünleri, özellikle zeytin ve üzüm
yetiştirilmektedir. İkinci alan kuzey batıdaki kıyı bölgesidir
ve hurma, zeytin, portakal ve badem yetişir. İç bölgelerdeki
alanlarda otlatma yapılır ve arpa ile buğday yetiştirilir. Bu
bölgelerde bol sulama isteyen domates ve karpuz gibi ürünler
yerine başka ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmektedir.
Kırsal bölgelerden kentlere göç eden işgücünün yarattığı
eksiklik Afrika ve özellikle Mısır'dan gelen ucuz işgücü ile
çözülmeye çalışılmaktadır. Kıyı bölgelerindeki su kaynaklarının
aşırı kullanımı ve gübre kullanımındaki dikkatsizlikler de
tarıma zarar vermektedir. Great Man-made River (GMR) projesi de
tarıma beklenen katkıyı yapamamıştır. Proje tarıma su kaynağı
yaratmak için yola çıkmış ancak şehirlere içme suyu sağlama
nedeniyle istenen katkıyı sağlayamamıştır.
Hayvancılık
Hayvan çiftlikleri
Libya tarımının en büyük temellerindendir ancak Libya'ya
uygulanan yaptırımlar sonrası yatırım ve teşviklerdeki devlet
desteği azalmıştır. Canlı hayvan sektörü sübvanse edilen hayvan
yemine bağlıdır. 1992 sonrası büyükbaş hayvan, koyun ve keçi
sayısı artmamış hatta azalmıştır.
Balıkçılık
Büyük potansiyeli
olmasına rağmen Libya balıkçılık kaynaklarını kullanamamaktadır.
1.685 km olan kıyı hattında tonbalığı ve sardunya boldur. Ancak
işleme tesisleri ve limanlar yetersizdir. Ülkede sadece bir
tonbalığı fabrikası (Zanzur'da) ve iki sardunya konservesi yapma
tesisi (Zuwara ve Khums) vardır. Hükümetin bu alanda 24 yeni
balıkçılık limanı yapma projesi vardır ama uygulamada ilerleme
yoktur.
Madencilik ve
Yarı İşlenmiş Madenler
Petrol Üretimi
ve Petrol Piyasası
Ekonomideki diğer
sektörlerin aksine petrol piyasasında basiretli bir yönetim
anlayışı benimsenmiştir. Libya geçmişte sahip olduğu bir takım
politik düşüncelere rağmen, petrol piyasasının gelişimi için
yabancı yatırımların ve desteklerin oldukça önemli olduğu görüşü
ile hareket etmiş ve yabancı petrol şirketlerine yapılacak
ödemelerin ertelenmesinden kaçınmıştır.
Libya'da diğer OPEC üyesi ülkeler gibi 1970'ler öncesinde petrol
şirketlerini millileştirme yoluna gitmiş ve 1973'e gelindiğinde
Ulusal Petrol Şirketi bütün petrol şirketlerinin çoğunluk
hissesine sahip olmuştur. Fakat, Libya diğer OPEC üyesi
ülkelerin aksine, yabancı petrol şirketlerinin tamamının
millileştirilmesi yoluna gitmemiştir. 1974 yılında ise bu
şirketlere petrol arama ve üretimi paylaşma anlaşmaları (EPSAs)
teklif etmiştir. Bu anlaşmalar 1988 yılından beri büyük bir
hızla artmış ve yabancı yatırımcılar tarafından tercih edilir
olmuştur. Bu anlaşmaların, şirketlerin yapmış oldukları
harcamaları, üretim başladıktan sonra ödenmesine imkan tanıması;
özellikle BM yaptırımları döneminde ülkede var olan politik ve
finansal riskin yabancı firmalar tarafından üstlenilmemesi
anlamına geldiği için avantaj olarak değerlendirilmiştir.
Ham ve Rafine
Petrol Ürünleri; Üretimi, Tüketimi, İhracatı (.000 varil/günlük)
|
|
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
|
Ham Petrol Üretimi |
1.449 |
1.287 |
1.347 |
1.324 |
1.200 |
|
Rafine Petrol Ürünleri |
317,5 |
324,9 |
337,8 |
341,5 |
369,8 |
|
Rafine Petrol Ürünleri Tüketimi |
170,8 |
167,8 |
155,5 |
159,7 |
172,3 |
|
Ham Petrol İhracatı |
1.161 |
992 |
1.005 |
988 |
922 |
|
Rafine Petrol Ürünleri İhracatı |
167 |
201 |
237 |
225 |
221 |
Kaynak: OPEC,
Statistical Bulletin
Madencilik
sanayiindeki en önemli bölüm ham petrol çıkartılmasıdır. Libya
dünyadaki en iyi petrol araştırma alanlarından biridir. Sirte
havzası geleneksel olarak neredeyse tüm ham petrolün
çıkartıldığı alandır. İlaveten Murzuq havzasında da 10 milyar
varil henüz keşfedilmemiş ham petrol rezervi olduğu tahmin
edilmektedir. Bu rakam bilinen kaynaklarla beraber 16.5 milyar
varile ulaşmaktadır. Bu kaynakların geliştirilmesinden Ulusal
Petrol Şirketi (NOC) sorumludur. NOC'un petrol çıkarma
alanlarını işlenmek üzere yabancı şirketleri çekmek için daha
çabuk ihaleye çıkartması beklenmektedir.
Libya'nın günlük kotası 2002'de 116 milyon varil iken 2003'ün
ilk aylarında 1.31 milyon varile yükseltilmiştir. Libya
yapılacak yeni yatırımlarla yeni kaynakların çıkartılabileceğini
planlayarak 2006'ya kadar kota seviyesinin aşamalı olarak
artırılmasını istemiştir. Gelecek 15 yılda ham petrol çıktısını
günlük 3 milyon varile çıkarmayı amaçlamaktadırlar. Hükümet
petrol ve gaz sektörüne 2010'a kadar 23 milyar doları rafineri
yatırımına gidecek 30 milyar dolarlık yabancı sermaye çekmeyi
hedeflemektedir.
Geçmiş dönemde süresi uzatılan BM yaptırımları petrol sektörünü
de etkilemiştir. BM 1999'da yaptırımları askıya alınca Avrupalı
firmaların girişi hızlanmıştır. 1986'da ülkeden çıkmaya zorlanan
ABD'li firmaların tesisleri Waha Oil Company tarafından
işletilmiş ancak yatırım eksikliği nedeniyle günlük üretim
miktarlarında üçte birlik, dörtte birlik azalmalar yaşamıştır.
Petrol
Rafinerileri
öngören NOC rafineri tesislerini yenileme ve genişletmede
isteklidir. Bu amaçla önemli rafinelerin işleme kapasitelerinin
artırılması ve yeni bir rafineri kurulmasını kapsayan 3.5 milyar
dolarlık yatırım başlatılmıştır. Avrupa Birliği'nin petrol
üretiminde çevre koşullarına dikkat etme ile ilgili kurallarının
yürürlüğe gireceği 2005 yılı Libya için önemlidir. Libya'nın
mevcut üretiminin ancak % 50'si bu koşullara uygundur. Ancak NOC
petrolden elde edilen gelirleri yeni yatırımlara aktarmak için
1988'de kurduğu Oilinvest ve ona bağlı Tamoil aracılığıyla
İtalya'da, İsviçre'de ve Mısır'da tamamen veya kısmen
rafinerilere sahip olmuştur.
Doğal Gaz
1970'lerden beri
üretim ve ihracat yapılsa da Libya'nın doğal gazda dünya payı
yaklaşık %1'dir. İç tüketim ve ihracat için doğal gaz arama ve
bulma işine yönelik bir dizi önemli proje başlatılmıştır. Gaz
sektörünü geliştirmek için NOC petrol üretimi ve paylaşımı
anlaşmalarını (EPSAs) revize etmeyi önermiştir. 2002 yılı
sonunda West Libya gaz projesinde İtalyan ENI ve NOC'un ortak
yatırımı olan Agip Gas firması mühendislik, tedarik ve inşaat
sözleşmelerini kazanmıştır. Bu proje; Wafa'da kıyıda olan gaz
alanından çıkan gazı ve denizde Bouri'de çıkan gazı Melitah'daki
işleme tesisinde birleştirmeyi ve buradan 540 km'lik deniz altı
boru hattıyla Sicilya'daki Gela'ya taşıma işini kapsamaktadır.
Diğer Madenler
Önemli tek maden
demir madeni cevheridir. 1974'de Libya'nın güneyinde Wadi
Shatti'de bulunan bu madeni, kıyı bölgesindeki Misurata'daki
demir ve çelik tesislerine taşımak için 900 km uzunluğunda
demiryolu yapılması gerekmektedir. Bu tesis kendi üretimi için
demir madeni cevherini ithal etmektedir. Libya bu yatırım için
yabancılardan finansman desteği aramaktadır. Bu yol yapılıncaya
kadar en önemli diğer maden tuz olarak kalacaktır. Bingazi ve
Tripoli'deki tuz alanlarından yılda 30,000 ton tuz
çıkarılmaktadır. Bunun dışında inşaatçılık için kireçtaşı, kil
ve taş çıkartılmaktadır. Ayrıca yılda 4,000 ton alçıtaşı
işlenmektedir.
İmalat
1970'lerde
devletin önceliği olan imalat sanayiinin gelişimi 1980'lerde
petrol gelirlerindeki düşüş ve hükümetin desteklediği projelere
aktarılan fonlardaki azalma nedeniyle duraklamıştır. Devlet
desteği daha çok ülkenin ucuz enerji ve gaz stokundan
yararlanacak ağır sanayi projelerine verilmiştir. Sirte'deki
gübre fabrikası ve Zuwara'daki alüminyum eritme kompleksi gibi
pek çok büyük proje kaynak yetersizliğinden tamamlanamamıştır.
Çalışmakta olan sanayi tesislerinde ise bakım yetersizliği ve
yedek parça eksikliği yaşanmaktadır. BM ambargosunun kalkması
ile birlikte Libya Yabancı Yatırımlar Kurulu (Libyan Foreign
Investment Board) dört çimento fabrikası, bir dizi elektrik
fabrikası ve Misurat'daki ülkenin ana demir ve çelik fabrikasını
yenilemek için yabancıları ortak yatırımlara davet etmektedir.
Prefabrik binalar, madeni yağ, petrol artığı ürünlerin işlenmesi
gibi bazı tesislere Avrupalı firmalardan yatırım için ilgi
gösterilmiştir. Ancak halen, değişik alanlardan devlet
mülkiyetindeki 50'ye yakın firma için yatırım teklifi
beklenmekte olup, bunlarla ilgili bilgiye Libya Yabancı
Yatırımlar Kurulu (Libyan Foreign Investment Board) http://www.investinlibya.com
web sitesinden ulaşmak mümkündür.
İnşaat
İnşaat sektöründe
çok büyük ve maliyetli GMR (Great-man Made River) projeleri
yürütülmektedir. 1984 yılında başlatılan bu büyük proje dört
aşamada ülkenin güney doğusundaki yer altı su kaynaklarının
kuzeydeki şehirlere ve tarım alanlarına aktaracak boru
hatlarının inşaatını öngörmekteydi. Bugüne kadar 20 milyar dolar
yatırım yapılmış olmasına rağmen teknik ve mali sorunlar
projenin planlanan zamandan ve kapasiteden geride olmasına yol
açmıştır.
Hidrokarbonlar sektöründeki yeni projeler de inşaat sektörüne
hız vermektedir. Gelecek üç yılda West Libya gaz projesinin
inşaat sektörünü canlandırması beklenmektedir. Planlanan bir
demiryolu ağı ve otel yapımı programı başlarsa bunun da olumlu
etkisi olacaktır.
Gelişmeler olmasına rağmen inşaat sektöründe ödemelerin
düzensizliği problemi vardır. Türkiye, Hindistan, Almanya,
Japonya ve Güney Kore firmaları alacaklarını tahsilatta sıkıntı
yaşamıştır. Hatta bazı durumlarda petrol barter anlaşmaları
yapılmıştır.
Bankacılık
Bankacılık
sisteminde merkezi bir yapı söz konusudur ve devletin tüm
bankaları millileştirdiği 1970'den beri işlemler devlet kontrolü
altındadır. Merkez Bankasına ek olarak ülkede sekiz tane daha
önemli finansal kurum bulunmaktadır. Önde gelen bu kurumları şu
şekilde sıralamak mümkündür: Agriculture Bank; Libyan Arab
Foreign Bank (LAFB- Libya Arap Dış Bankası); National Commercial
Bank; Republic Bank; Sahara Bank; Savings and Real Estate
Investment Bank; Umma Bank; ve Unity Bank. Sayılan bu
bankalardan en büyük olan iki tanesi - Libya Arap Dış Bankası ve
Sahara Bank'dır. Dünya bankalar sıralamasında ise bu iki banka
sırası ile 449 ve 455.dir. (Kaynak: : Financial Times, The
Banker)
Libya'daki başlıca bankalar ve finansal kurumları şu şekilde
özetlemek mümkündür:
o Altı tane ticari yada mevduat bankası (the Jumhuriyya Bank,
the Sahara Bank, the Ummah Bank, the Wahda Bank, the National
Commercial Bank ve the Bank of Commerce and Development);
o Üç tane uzmanlaşmış banka (the Agricultural Bank, the
Development Bank, ve the Saving and Estate Investment Bank)
o İki tane devletin mülkiyetinde yabancı yatırım ve bankacılık
kurumu ( the Libyan Arab Foreign Bank (LAFB) and the Libyan Arab
Foreign Investment Company (Lafico).
Ayrıca, 2003 yılında hükümet ve özel sektör, özel ve kamu
sektörü tarafından gerçekleştirilecek turizm projelerini
desteklemeyi amaçlayan Turizm Kalkınma Bankası'nı kurmuşlardır.
Yukarıda da belirtildiği gibi; Libya bankacılık sektörü, Merkez
Bankası, devletin mülkiyetindeki ticari bankalar, bir kaç özel
banka ve yine devlete ait az sayıdaki kalkınma bankasından
oluşmaktadır. Devlet mülkiyetindeki ticari bankaların tamamı
Merkez Bankası'nın denetimine tabidir. Ülkedeki bankacılık
sektöründe, gerek bankacılık uygulamaları gerekse şeffaflık
konularında ise bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Hükümetin konu
ile ilgili modernizasyon çalışmaları ise şimdiye kadar istenilen
sonuçları vermemiştir. Devlet bankalarının bir kısmı ise ağır
borç yükü altındadır.
Libya Merkez Bankası, ilk olarak 1955 yılında kurulmuş ve
1956'da faaliyetlerine başlamıştır. İlk olarak; Libya Ulusal
Bankası adı ile kurulan kurum, 1969 yılında bugünkü adı alarak
faaliyetlerine devam etmiştir. Rezervler, likidite ve sektör ile
ilgili çeşitli raporlama çalışmalarını yapan Banka; aynı zamanda
çoğunluk hissesine sahip olduğu ticari bankaların işleyişinden
ve denetiminden de sorumludur. Banka ayrıca; Bahlyren merkezli
Arab Banking Corporation'ın en önemli üç hissedarından bir
tanesidir.
Hükümet, 1993 yılının Mart ayında çıkarmış olduğu bir kanunla
ülkede özel bankaların da kurulmasının önünü açmıştır. Özel
bankalardan en başarılısı ise 1996 yılında açılan, bireysel ve
kurumsal bankacılık hizmetleri veren "Bank of Commerce and
Development"dır. Yapılmış olan yasal değişiklikler ile yabancı
bankaların da ülkede şube açmalarına izin verilmiştir. Açılacak
şubelere ilişkin izinler ise Merkez Bankası tarafından
verilmektedir. Trablus'da temsilcili bulunan yabancı bankalar
ise şunlardır: Arab Banking Corporation, Bank of Valetta (Malta)
ve Suez Bank (Mısır). Yetkililer, 2002 yılında yaptıkları
açıklamalarda, bankacılık sektöründe özelleştirmeye
gidileceğini, belirtmişler ancak hali hazırda bu yönde herhangi
bir çalışma yapılmamıştır.
Turizm
Libya uzun yıllar
süren izolasyon ve ülkenin imajının yetersiz olması nedeniyle az
turist çeken bir ülke olmuştur. 1995'de 85.000 olan turist
sayısı 2002'de BM ambargosunun durdurulması nedeniyle 200.000'e
ulaşmıştır. Bu rakam çöl ve kültür turizmine bağlıdır. 13 adet
tarihi Roma ve Grek kenti turistlerin ilgisini çekmektedir.
Libya Foreign Investment Board (LFIB) web sitesinde ülkenin
turizm yatırımlarına açık yapısı anlatılmaktadır. Çöl turizmi,
kumsal turizmi, skuba-dalış, kaplıca, din, kültür ve genel
turizm yatırımları özendirilmeye çalışılmaktadır. Genel olarak
otel, lokanta ve sahil tesisleri yetersizdir. Siyasi gevşeme ve
hükümetin sıkı alkol yasağını kaldıracağını duyurması ile
paralel olarak güney Akdeniz'de yeni bir turizm merkezi oluşması
beklenmektedir.
Enerji Temini
Enerji üretim ve
dağıtımı ülkedeki mevcut talebin karşılanması için yeterlidir.
2001 yılındaki 2650 mw lık talebin 2010 yılında 5000mw'a
çıkacağı yönündeki beklentiler, ülkedeki tek elektrik
tedarikçisi olan devlet şirketinin 3,5 milyar $ lık bir yatırıma
başlamasına neden olmuştur. Bu yatırım ile; Bingazi, Sirte,
Trablus ve Zawiya'daki enerji istasyonlarının kapasitesinin
arttırılması kararı da alınmıştır. Anılan şirket bu yatırım için
Kuveyt temelli olan "Arap Ekonomik ve Sosyal Fonu"ndan toplam
olarak 174 milyon $ kredi almış ve bunu Bingazi ve Zawiya
İstasyonlarının kapasite arttırımı için kullanmıştır.
Şirket aynı zamanda, ülkede elektrik üretim ve dağıtım ağının
genişletilmesi için küçük ölçekli santraller kurulmasını
amaçlamış, bunun için ülkeye yap-işlet-devret modeli ile yabancı
yatırım çekilmeyi planlamış; ancak, 2003 yılına kadar bu yönde
herhangi bir girişim olmamıştır.