Ülke Pazar Araştırmaları

İran İslam Cumhuriyeti

Genel Ekonomik Durum

Basra Körfezi’nden Hazar Denizi’ne oradan da Umman Denizine uzanan sahillerinin yanı sıra Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan ile uzun kara sınırlarına sahip bulunan İran’ın ekonomisi son 40 yıllık dönem boyunca daima ham petrol fiyatlarına bağlı bir performans sergilemiştir. OPEC üyesi ülkeler içerisinde ikinci büyük üretici olan İran, 97 milyar varil ile dünya petrol rezevlerinin yaklaşık %10’una sahiptir. Ayrıca doğalgaz rezevleri açısından da dünya ikinciliğini elinde bulundurduğunun tahmin edildiği çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Döviz girdilerinin %80’ini petrol ihracatından elde eden İran, bu haliyle petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı aşırı duyarlı halde bulunduğu için son yıllarda petrol dışı endüstrileri geliştirme programlarını yürürlüğe koymuş bulunmaktadir. Petrol fiyatlarının 90’lı yılların sonları boyunca düşüşü sırasında ülkenin kaybınının 6 milyar doları bulduğu ve bu rakamın bütçenin üçte biri düzeyinde olduğu göz önüne alınırsa petrol dışı endüstrilere yönelmenin önemi daha iyi anlaşılır. Ancak sözkonusu dönemde Tahran yönetimi, kaynak yetersizliği nedeniyle petrol dışı endüstrilere yönelik önemli bazı projeleri askıya almak zorunda kalmıştır.

Bu başarısızlığın ardında, gerek Irak ile yapılan savaşın ekonomik yapıda meydana getirdiği tahribat ve gerekse uzun yıllardır uygulanmaya çalışılan ve Türkiye ile ticareti de olumsuz yönde etkileyen aşırı merkezi planlamacı - ithal ikameci modelde israr edilmesi önemli rol oynamıştır.
Ham Petrol, İşlenmiş Petrol ve Doğal Gaz Üretimi (milyon varil)

 

  1997 1998 1999 2000
Ham Petrol  3,303 3,717 3,439 3,661
Rafine Petrol 974 1,338 1,361 1,316
Doğal Gaz (milyon m³) 47,000 50,000 56,755 60,147
Petrol Rezervi (varil) 92,600 93,700 93,100 99,530
Doğal Gaz Rezervi (milyar m³) 23,000 24,100 22,370 26,600


The Economist Intelligence Unit, Iran, Country Profile, 2003


2002 yılında yaklaşık 28,1 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatın sadece 4,5 milyar dolarının petrol-dışı ürünlerden elde edildiği göz önüne alınırsa bu ürünün sadece dış ticaretinde değil, genel ekonomik yapı üzerinde ne derece dominant olduğu daha iyi anlaşılır. (Kaynak: Bank Markazi / İran Merkez Bankası)
Dini lider Ayetullah Humeyni'nin ardından yönetime gelen ve 1989-1997 yılları arasında ülkeyi dünya ile yeniden entegre etme yolunda çaba gösteren Haşimi Rafsancani ile birlikte birtakım canlanma girişimlerine tanık olunmuş ve Cumhurbaşkanı S.Muhammed Hatemi'nin seçimleri kazanmasıyla olumlu beklentiler daha da artmıştır. Önemli ölçüde koşulların zorlaması karşısında 1990'ların başında yaşanan mali kriz nedeniyle 15 milyar dolar olan dış borçlar yeniden bir takvime bağlamak zorunda kalınmıştır. Ancak 1996 yılından itibaren petrol piyasasındaki olumlu gelişmeler İran üzerindeki mali baskıların aşılmasını kolaylaştırmıştır. Ülke ekonomisi 1997 yılında toparlanma eğilimini sürdürmekle birlikte 1998 yılında petrol fiyatlarının düşük seyri ekonominin tekrar bir kötüleşme sürecine girmesine neden olmuştur.

Tüm bu konjonktürel gelişmelere ilaveten, son yıllarda İran ekonomi yönetiminde yaşanan ve artık iç ve dış basından bile gizlenmesine gerek duyulmayan bazı idari hatalar da ekonomik performansındaki düşüşün bir diğer gerekçesidir. İran Merkez Bankası (Bank Markazi)'nın 1999 yılı boyunca 800 ayrı genelge yayımlayarak takibi mümkün olmayan bir kargaşaya yol açması ve 2000 yılı içerisinde iç fiyatları düşürmek için pek çok tarım ürününün ihracatının yasaklanması buna örnek olarak gösterilmektedir. Bürokratik aksaklıkların ekonomik performans üzerindeki olumsuz etkisi başta E.I.U. olmak üzere C.I.A. (Central Intelligence Agency, Economic Reports / www.cia.gov/economy) ve Tradepartners (www.tradepartners.gov.uk) gibi tüm uluslararası bilgi kaynaklarının raporlarında geçmektedir.

Devlet başkanı Hatemi'nin ekonomik alanda kararlı reform girişimleri Parlamento'daki muhafazakar muhalif kanadın sürekli engellemelerine takılmakta ve bu durum siyasi olduğu kadar ekonomik alanda da istikrarsızlığa yol açmaktadır.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, ekonomi 2002 yılında %7,6 gibi bir büyüme performansı yakalamıştır ve 2003 yılı için bu oranın %6'ya yakın tahakkuk etmesi beklenmektedir. Bu durum, her yıl işgücü piyasasına 1 milyondan fazla insanın çıktığı İran için yetersiz olsa da, beklentileri olumlu hale getirmiştir. Tahran yönetimi, bu moralin de etkisiyle 2003 ve 2004 yıllarında enflasyon ve işsizlik gibi rakamlarda iyileştirmeler sağlanabilmesini beklemektedir.

Ekonomik Gerçekleşme ve Tahminler
 

  2002 2003 2004²
Reel GSYİH Büyümesi 3,6 4,5 3,8
Petrol İhracatı (milyar $) 16,1 17,6 14,9
Tüketici Fiyatları Enflasyonu (%) 17,5 13,5 15,0
Yıllık Faiz Oranı 13 13 13,0
Kamu Açığı (/GSYİH) -3,5 -1,8 -3,1
Mal İhracatı (milyar$) 21,1 23,1 21,2
Mal İthalatı (milyar$) 18,3 19,6 25,3
Cari Denge (milyar$) 1,9 2,6 -5,5
Cari Denge (/GSYİH) 2,0 2,4 -4,1
Dış Borçlar (milyar$) (yılsonu) 8,4 9,1 11,4


¹ Gerçekleşme
²Tahmin
The Economist Intelligence Unit, Iran, Country Report, 2003


Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da petrol ihracatının toplam ihracat içerisindeki payının %80'ini aşacağı tahmin edilmektedir.
İran’da Ekonomik Yapıya Egemen Olan Politik Güçler

İran’da genel olarak ekonominin %40’ını devletin doğrudan, %45’ini ise “bonyad” olarak adlandırılan ve adeta devlet içinde devlet gibi davranan bir tür islami esaslı vakıflar aracılığı ile elinde tuttuğu söylenebilir. Kalan %15’lik kesim ise, siyasal yelpazede muhafazakar olarak tanımlanabilecek bir noktada duran İran özel sektörü (bazaar)’nün elindedir.
Parlamento (Majlis) : 290 üyeli İran Meclisi sadece bir yasama organı niteliğinde olmayıp devlet idaresinde önemli bir yer tutan ve “velayet-i fakih” olarak adlandırılan fetva istihsal organı olarak siyasi hayata hakimdir. Siyasal partilerin kurulmasının ve faaliyet göstermesinin yasak olduğu 1998 yılına kadar bu gücü tek başına elinde tutan Meclis, siyasal partilere müsade edilmesiyle birlikte yeni bir formasyon içine girmiştir. Parlementodaki başlıca partiler ; Anayasanın Hizmetkarları, Militan Mollalar Birliği, İslami İştirak Cephesi ve İslam Devrimi Mücahitleri olarak sıralanabilir. Ayrıca, Meclisten geçen tüm yasaların ve mevzuatın, anayasaya ve şeriat hükümlerine aykırı olup olmadığını denetleyen “Şuraye Negahban” olarak adlandırılan Anayasayı Koruyucular Konseyi bulunmakta, Meclisle Koruyucular Konseyi arasında gerektiğinde devreye giren, uzlaşma ve uyum sağlamak amacıyla kurulmuş bulunan ve eski Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin Başkanı olduğu “Macmae Tashkhise Maslahate Nezam” isimli Uzlaştırma Konseyi faaliyet göstermektedir.

Mollalar : Rejim içerisindeki en ciddi siyasi güç durumundadırlar. Aslında mollalar İslam devrimi öncesi Şah zamanında da halk arasında etkinliği olan bir sınıftı ancak devrimden bu yana siyasetteki tüm önemli mevkilere sadece kıdemli mollalar atanabilmektedir. Homojen bir yapısı olmayan ve genellikle ekonomide dışa açılmaya muhalif bir grup olarak bilinmektedirler.

İşadamları (“Bazargan”) : İslam devriminden önceki dönemlerden bu yana ülkede ihracat, ithalat, kambiyo ve sermaye piyasaları gibi yapıları elinde tutan ve ekonominin yaklaşık %15’lik bir bölümünü kontrol eden son derece etkili bir sınıftır. Siyasi bir güç olarak ilk sahneye çıkışları, 1978 yılı boyunca Şah Muhammed Rıza Pehlevi yönetimine karşı düzenlenen ve ekonomik yaşamı felce uğratan grevler serisini organize etmek biçiminde olmuştur. Daha o günlerde islami gruplarla sıcak ilişkiler içine giren bu grup şu anda da rejimin en yakın destekçileri arasındadır ve özellikle son 20 yıldır kapalı ekonominin yarattığı rantlarla beslendiği için ekonomide dışa açılma ve Rafsancani – Hatemi çizgisinin savunduğu dünya ile entegre olma gibi fikirlere kesinlikle karşıdır. Faizsiz kâr sisteminin geçerli olduğu İran’da resmi olmayan biçimde bankacılık sektörü olma fonksiyonunu da “bazaar” mensubu işadamları yürütmektedirler. Ayrıca, bunun dışında yurtdışında uzun süre yaşadıktan sonra İran’a geri dönen ve yurtdışında tahsil yapanların oluşturduğu batılı anlamda faaliyet gösteren özel sektör grubu da canlanma eğilimi göstermektedir.

Vakıflar (“bonyad”) : Özellikle Irak’la yapılan savaş sonrası dönemde savaşta can kayıpları veren ailelere yardım amacıyla faaliyete başlayan bu vakıflar, devasa parasal kaynakları ve muazzam işgücü katılımları ile son derece etkili bir hale gelmiş ve İran ekonomisinin %45’ini kontrol etmeye başlamışlardır. Vakıfların bu derece ciddi bir güce kavuşmalarında savaş sonrası dönemde ortaya çıkan sosyal tabloyu kendi lehlerine istismar etmiş olmalarının da payı olduğu söylenmektedir. Bu sayede geniş vergi muafiyetleri ve sübvansiyon imkanlarına kavuşan vakıflar, politik anlamda muhafazakarlara yakın durmaktadırlar. Bugün İran’da faaliyet gösteren en büyük vakfın (Bonyad-ı Mustafazan ve Canbazan) 12 milyar dolardan daha fazla bir mali güce sahip olduğu ve iştirakleri aracılığı ile 400 binden fazla insana doğrudan iş imkanı sağladığı tahmin edilmektedir ki bu vakıf ülkede faaliyet gösteren pek çok “bonyad” ar
asında sadece en büyük olması nedeniyle bir örnektir.
Sektörler İtibariyle İran Ekonomisi

Tarım

Tarım sektöründeki yatırımlarda bir artış söz konusudur. Tarımsal üretimindeki liberalleşme, paketleme ve pazarlama alanındaki gelişmeler yeni ihraç pazarlarının yaratılmasına olanak tanımaktadır. Geniş ölçekli sulama programlarıyla birlikte çiçek ve fıstık gibi ihracata yönelik tarımsal mal gruplarında artan üretim bu alanda İran'da hiçbir sektörde olmadığı kadar sağlıklı bir ekonomik yapı ortaya çıkarmıştır. Nitekim, son verilere göre tarım % 22 ile ülkede en yüksek istihdamın söz konusu olduğu sektördür.

İstatistikler İran'ın yıllık tarımsal üretiminin %30’ları aşan bölümünün ziyan olduğunu göstermektedir. Uygun işleme imkanlarının artırılmasıyla iç talebin sınırlılığı sebebiyle elde kalan ürünlerin ihraç edilmesi mümkün olacaktır.

İran’da sıklıkla uygulanan iç fiyatları düşürme amaçlı ve özellikle devletçe sübvanse edilen gıda mamulleri üzerindeki ihraç yasaklarına rağmen 2000 yılında tarımsal ürün ihracından 147.8 milyon dolarlık gelir elde edilmiştir.

Tarım Bakanlığı verileri İran'ın gıda ihtiyacının % 80'ine yakın bölümünün ülke içerisinde üretildiğini göstermektedir. İran'da yılda 62 milyon ton tarımsal ürün üretilmektedir. Bununla birlikte, gelecek 20 yılda bu rakamın iki katına çıkarılması planlanmaktadır.
Sanayi

İran'da devlet yatırımlarının büyük bir bölümü petrol sektörüne gitmektedir. Özelleştirme uygulamaları ve 1990'ların ortalarındaki yüksek dış borç giderlerinin ödenmesi sonucu petrol dışındaki sanayi sektörlerine yeterli düzeyde döviz rezervler aktarılamamış ve bunun sonucunda sözkonusu sektörler gelişmemiştir. Hizmet sektörü GSYİH içerisinde en yüksek paya sahiptir ve bu sektörde uzun vadeli bir gelişme söz konusudur. İran petrolden elde edilen gelirlerin bir kısmını petrokimya sanayi gibi diğer birtakım alanlara aktararak petrol sektörüne olan bağımlılığı azaltmaya çalışmaktadır. İran'ın sahip olduğu 11 petrokimya kompleksi Basra Körfezi'nin petrokimya üretiminin % 13'ünü gerçekleştirmektedir. Son yıllarda İran'ın petrol dışı gelirlerinde de bir artış göze çarpmaktadır.

İran'da 168 adet, 50'den fazla kişinin çalıştığı geniş ölçekli gıda işleme tesisleri bulunmaktadır. Bu tesislerde yıllık ortalama 9 milyar Riyal değerinde üretim gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte bu alanda ürün geliştirme faaliyetleri yetersiz seviyede kalmaktadır. Bugün sektör iç talebi karşılayacak seviyeye ulaşmıştır. Ancak ihracata yönelik üretim sınırlıdır.
Madencilik

Ekonomisi içerisinde ciddi bir yer tutmamasına rağmen İran sadece petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından değil aynı zamanda birçok maden bakımından da zengin bir ülkedir. İran dünyanın en büyük çinko rezervlerine sahiptir. Ayrıca dünyanın ikinci en büyük bakır rezervleri ve dokuzuncu büyük demir rezervleri İran'da bulunmaktadır. İran ; kromit, uranyum, kurşun, manganez, kömür ve altın rezervleri bakımından da avantajlı bir ülkedir.
İran’da Madencilik Üretimi (x000 ton)

 

  1996 1997 1998 1999 2000
Alüminyum (rafine) 80,2 92 62,4 130,0 131,0
Bakır 107,6 117,3 101,3 130,0 128,5
Kurşun 15,7 18,2 18,2 14,4 14,4
Çinko 76,3 76,5 76,5 60,0 60,0


The Economist Intelligence Unit, Iran, Country Profile 2003

Bununla birlikte, İran'da madencilik sektörünün yeterince geliştiği söylenemez. Maden yataklarının geliştirilmesi Hükümetin öncelikleri arasında yer almakta ve bu nedenle sektörde yatırımlar Hükümet tarafından teşvik edilmektedir. Ekipman, "know-how" ve yatırım imkanı sağlayan yabancı firmalar için önemli imkanların mevcudiyetinden söz edilebilir. Bu sektörden Maden ve Metaller Bakanlığı sorumludur ve birçok devlet ulusal şirketleri aracılığıyla faaliyet göstermektedir.

Önemli rezervlerin varlığına karşılık İran'ın dünya maden üretimindeki yeri % 1,5'in altındadır ve bu nedenle madeni varlıkların İran ekonomisine kazandırılabilmesi için yabancı teknoloji ve sermayeye duyulan gereksinim sadece yabancı değil, İran’lı otoritelerce de dile getirilmektedir. Yetkililer tarafından İran'ın dünya piyasalarında rekabet edebileceği ürünlerin ihracına yönelmesi gerektiği belirtilmektedir. 2000 yılında 7 milyon ton maden cevheri üreten İran bunun sadece % 4'ünü (30 milyon dolar) ihraç etmiştir. Bununla birlikte, İran'ın yılda 500 milyon dolarlık maden cevheri ihraç edebileceği ifade edilmektedir.
Yabancı Sermaye

İslam devrimi sonrasını izleyen 20 yıl boyunca hemen hemen hiç yabancı sermaye alamayan İran, 2000 yılı Mart ayında yürürlüğe konulan ve 2000-2005 yıllarını kapsayan Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı ile birlikte bu durumu değiştirmeyi ve yabancı yatırımlar için ülkede elverişli bir yatırım iklimi yaratmak suretiyle önemli miktarda yabancı yatırımı ülkeye çekmeyi beklemektedir. Bu çerçevede yabancı yatırımlar için sınırlamalar ve ithalat vergileri azaltılmakta, serbest ticaret bölgeleri yaratılmaktadır. Ülkede yatırımlar petrol ve doğal gaz ve madencilik sektöründe yoğunlaşmıştır.


İran Hükümeti özellikle petrol, doğal gaz ve petro-kimya sektörlerinde muhtemel dış yatırımlara önem vermektedir. Bu sektörlerin dışında kalan alanlarda ise dış yatırımlar nispeten küçük ölçeklidir. Ancak, Hükümetin yabancı yatırımlara ilişkin şüpheci yaklaşımı giderek değişmekte ve ülkenin sermaye ve teknolojik kaynaklara ulaşmasını imkan sağlayan yabancı yatırımlar ekonomik kalkınmanın bir parçası olarak görülmektedir. Yabancı yatırımlara yeni kolaylıklar ve teşvikler getirmeyi, sermaye ve kar transferlerini güvence altına almayı hedefleyen yeni Yabancı Sermaye Yasa Tasarısı İran Meclisince nihayet onaylanmıştır. Konu ile ilgili dokümanlar Merkezimizce elde edilmiştir.
Amerikan Yaptırımları

Amerikan Senatosu, 1996 yılında İran ve Libya'ya yönelik bir Yaptırım Yasası (ILSA) kabul ederek Amerikan şirketleri dışındaki şirketlerin İran'ın petrol ve doğal gaz sektörüne yıllık 20 milyon doların üzerinde yatırım yapmasınının önüne geçmiştir. Aynı şekilde, 1995 yılında Clinton Yönetimi bir düzenleme ile, Amerikan şirketlerinin ve yurtdışındaki kollarının İran ile iş yapmalarını ve İran'da bulunan petrol kaynaklarının geliştirilmesini finanse etmeye yönelik sözleşmeler imzalamalarını yasaklamıştır. Bunun sonucunda, bir Amerikan petrol şirketi, İran'ın offshore sahasındaki Sirri A ve E petrol ve doğalgaz sahalarının geliştirilmesine yönelik 550 milyon dolar değerindeki sözleşmeyi feshe zorlanmıştır. 19 Ağustos 1997'de yine bir Başkanlık kararı ile tüm Amerikan vatandaşlarının İran'da yatırım ve ticari faaliyetleri yasaklanmıştır.

ABD Devlet Başkanı G.W. Bush, 19 Nisan 2001 tarihinde, İran ve Libya'ya yönelik yaptırımlara son vermeyi düşünmediğini açıklamış ancak tüm yaptırım politikalarının etkin olup olmadığının gözden geçirilmesinin önemli olduğunu ifade etmiştir.

Son aylarda dünya genelindeki eğilim İran'da petrol sektörüne yatırım yapmak yönündedir ve 2002 yılında, ILSA yasasının kalkmasını beklenmektedir. Örneğin Japonya, Ağustos 2000'de, iki ülke arasındaki enerji alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde bulunmak üzere üst düzey bir heyeti İran'a göndermiştir. Ayrıca, Mart 2001'de Japon Ticaret Bakanlığı İran'da faaliyet gösteren Japon şirketlerinin uzun vadeli ticari sigortalarını yeniden başlatmıştır. Ambargonun en azından yumuşatılmasına yönelik İran tarafından da beyanlar gelmiş olmasına rağmen Amerikan Kongre'sinin 2001 yılı Ağustos ayında İran ve Libya'ya yönelik Yaptırımlar Yasası'nın süresini uzatması ve 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’nin New York ve Washington kentlerine düzenlenen saldırılar sonrasında Başkan G.W. Bush’un 2002 yılı Şubat ayında aralarında İran’ın da bulunduğu bazı ülkeleri “şer ekseni” (axis of evil) olarak nitelendirmesi, bu yaptırımların kısa dönemde ortadan kalkacağı beklentisini sona erdirmiştir.
 

kaynak: www.igeme.gov.tr


 |    E-Pazarlama - Elektronik Pazarlama   |   İhracat Hizmetleri   |   Dış Ticaret Hizmetleri   |   Tekstil İhracat Hizmetleri   | 
 |   Global Pazarlama Hizmetleri   |   İnternetle Pazarlama Hizmetleri   |   Ülke Pazar Araştırmaları    | 

© 2004 Copyright By ihracathizmetleri.com.  All rights reserved.
Web Tasarım Firması
 

Sirketimiz bir

ve üyesidir.