Ülke Pazar Araştırmaları

Çin

Genel Ekonomik Durum

Giris

ÇHC 1949 yılından bu yana Çin Komünist Partisi tarafından yönetilmektedir. 7 üyeden oluşan, Başkanlığını ve Genel Sekreterliğini Hu Jintao’nun yaptığı Polit Büro Daimi Komitesi ülkedeki en yüksek yönetim organıdır. Hu Jintao aynı zamanda Devlet Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

Bununla birlikte Çin’in 5000 yıla kadar uzanan köklü bir tarihi geçmişi vardır. Çin uygarlığı tarih boyunca gözle görünür bir devamlılık sergilemiştir. Bu bölgede, bir imparator etrafında bilinen en büyük siyasi birleşme M.Ö. 221 yılında Qin Hanedanı imparator Qin Shi Huang Di zamanında gerçekleşmiştir.

Tarih boyunca pek çok birleşme, bölünme ve hanedan çatışmalarına sahne olan Çin’de imparatorluk sistemi 1911’de sona ermiştir. 1911- 1949 dönemini içine alan siyasi güç çatışmaları, Mao Zetung’un 1 Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmesi ile son bulmuştur. 1949-1976 döneminde ülkede Mao Zetung’un mutlak siyasi hakimiyeti ekonomik ve sosyal gelişmelerde etkili olmuştur.

Mao 1976 yılında ölmüştür. Bunu izleyen 80’li yıllar boyunca ülkede siyasi tutuculuk devam etse de ekonomik olarak dışa açılma çabaları başlatılmıştır. 1989 yılındaki Tiananmen Meydanı olayları, 1991 yılı sonunda Sovyetler Birliği’nin sona ermesi ve dünya ekonomik konjontüründe güçlenen “serbest piyasa anlayışı” Çin’i kendi bünyesinde bazı reformlar yapmaya zorlamıştır. Bu çerçevede 1992 yılında Çin Komünist Partisi’nin 14. Ulusal Kongresi’nde ülkede “Sosyalist Piyasa Ekonomisi” tesis edilmesi kabul edilmiştir.

Ayrıca 1 Temmuz 1997 tarihindan itibaren Hong Kong’un ÇHC’ye dahil olması ve bu ülke bünyesinde “Özel İdari Bölge” statüsü kazanması Çin’in bölgedeki önemini bir kat daha artırmaktadır.

Bugün Çin, Dünya ekonomik sistemine entegre olmak üzere çaba göstermektedir. GATT/WTO- Dünya Ticaret Örgütü’nün 1947’deki kurucusu ve fikir babalarından biri olan Çin, 1950’de ayrıldığı sisteme 11 Kasım 2001 tarihinde geri dönmüş bulunmaktadır. Çin’nin GATT/WTO sistemine dönmesi hem kendisi hem de uluslararası alanda partnerleri açısından önemli avantajlar doğuracak ülke ekonomisinin daha da güçlenmesine katkıda bulunacaktır.

Özetle, Çin Halk Cumhuriyeti dışa açılma ve piyasa ekonomisine geçiş yönünde önemli ve ihtiyatlı adımlar atmaktadır. Ülkenin 21. yüzyılın en önemli ekonomik güçlerinden biri olacağına kesin bir gözle bakılmaktadır
Genel Ekonomik Durum

Temel Ekonomik Göstergeler /1998-2002

 

  1998 1999 2000 2001a 2002a
GSYIH (milyar US$) 954,0 999,6 1 080,6a 1 179,9 1315,5
Büyüme (%) 7,8 7,1 8,0 7,3 8.0
Enflasyon (%) -0,8 -1,3 0,4 0,7 -0,8
Nüfus (milyar) 1,24 1,25 1,26a 1,27 1,3
Ihracat (milyar US$) 183,5 194,7 249,1 266,2 322,3
Ithalat (milyar US$) 136,9 158,7 214,7 233,8 280,6
Döviz kuru ort:Rmb:US$ 8,28 8,28 8,28 8,28 8,28


a: tahmini
Kaynak EIU, Country Report Haziran 2003

Karşılaştırmalı Ekonomik Göstergeler/ 2000
 

  Çin Hindistan Almanya ABD Japonya
GSYIH (milyar US$) 1099 469 1 877 9 963 4 753
Kişi başına GSYİH (US$) 870 468 22 845 35 352 37 558
Enflasyon(%) 0,4 4,0 2,0 3,4 -0,7
ödemeler dengesi (milyar US$) 10,2 -5,1 -21,2 -435,4 116,9
GSYİH’nın %’si 0,9 -1,1 -1,1 -4,4 2,5
ihracat(milyar US$) 292,2 42,4 548,6 775,7 459,5
ithalat(milyar US$) 216,1 53,5 502,8 1 222,8 342,8


Kaynak EIU, Country Report Haziran 2003

Ekonomi Politikası
Çin her ne kadar dünya ekonomik konjontürünü kendine uyarlamaya çalışıp “sosyalist piyasa ekonomisi”ni benimsemiş olsa da devlet sektörü ekonominin temel direği olmayı sürdürmektedir. Ancak Çin ekonomisinin dinamizmi özel, kollektif ve yabancı sermayeli girişimlerden kaynaklanmaktadır.

Çin yabancı sermayeyi çekme konusunda çok başarılı olmuştur. 1990’ların başından itibaren gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımların başında Çin yer almıştır. Yabancı fonların yarısından fazlası Hong Kong kaynaklı olmuştur. İkinci en büyük yatırımcı ülke Tayvandır. Çin’e yapılan yatırımların genel olarak ABD, Kanada, Tayland ve Avustralya’da yaşayan Çin kökenliler tarafından yapıldığı gözlenmektedir Çin hükümeti bundan böyle yabancı yatırımlara ayrıcalıklı muamele yerine ülkenin bu anlamda bir doyuma ulaştığı düşüncesi ile yerli ve yabancı yatırımlara eşit muamele anlamına gelen uluslararası kabul görmüş, “Milli Muamele” ilkesini uygulama yönünde çalışmalara başlamıştır. Halihazırda Shenzhen bölgesinde bu ilke uygulanmaktadır. Bununla birlikte altyapının zayıf olduğu batı ve iç bölgelerde özellikle uzun vadeli projeler için bazı özel teşvikler düşünülmektedir.

Diğer taraftan yetkililerin nihai hedefi olmasına rağmen, Çin para birimi Renminbi henüz tam konvertibl değildir. Mali sistem ve para politikasındaki reform çalışmalarına devam edilmektedir.

Ticaret Politikası: WTO- Dünya Ticaret Örgütü üyeliği öncesi gerçekleşen değişiklikler

Dış Ticaret Kanunu 1995’te yürürlüğe girmiştir. Dış Ticaret, yabancı sermayeli kuruluşlar istisna tutulmak üzere, ticaret planlama mekanizması ilkeleri çerçevesinde Dış Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Bakanlığı ( MOFTEC) tarafından yürütülmektedir. Dış ticaret, ulusal ve bölgesel düzeyde örgütlenmiş Dış Ticaret Şirketleri (FTC) yoluyla gerçekleştirilmektedir. İhracata ilişkin zorunlu planlama kaldırılmakla birlikte bazı ürünler üzerindeki lisans uygulaması devam etmektedir. Ancak ithalatta “plan” yerli üretimi korumak ve döviz rezervini kontrol etmek amacı ile önemini sürdürmektedir.

WTO- Dünya Ticaret Örgütü üyeliği ile birlikte beklenen değişiklikler

Dünya Ticaret Örgütü’nün 11.11.2001 tarihinde Katar’ın Doha kentinde yapılan toplantısında ÇHC’nin üyelik başvurusu oylanarak kabul edildi ve Çin delegasyonu, 11.11.2001 tarihinde WTO üyelik anlaşmasını imzaladı.

ÇHC’nin üyeliği girişini müteakip Tayvan’da ayrı bir gümrük bölgesi olarak Çin ile beraber bir WTO üyesi olarak kabul edildi.

ÇHC’nin WTO’ya kabulünün dünya ticareti açısından önemli etkileri olması beklenmektedir. WTO üyesi ülkeler açısından ele alındığında, ÇHC’nin örgüte girmesi öncelikle Çin pazarının serbestleşmesi neticesinde ortaya çıkacak yeni olanaklar açısında önemlidir. İçlerinde Türkiye’nin de bulunduğu WTO üyesi ülkelerin çoğunun bir çok konuda ÇHC’ne zaten en çok kayrılan ülke prensibini uyguluyor olması, Çin ürünlerinin bu ülke pazarlarına kolay girmesine imkan veriyordu. Ancak sınırlı sayıda ürün grubu için Çin ürünlerine uygulanan kısıtlamalar bulunmaktaydı. Buna karşın ÇHC kendi pazarını yabancı ürün ve hizmetlere karşı yüksek koruma oranları ile korumakta olduğundan, WTO sonrasında beklenen serbestleşmenin öncelikle ÇHC tarafında verilen tavizlerden kaynaklanması beklenmektedir.

Bununla birlikte ÇHC’nin WTO üyeliğinden başlıca beklentisi yabancı sermaye girişinde yaşanması beklenen artıştır. Zira, WTO’ya girişle birlikte yabancı sermaye firmalarının faaliyetlerini sektörel ve coğrafi olarak sınırlandıran bir çok kısıtlama kaldırılacaktır. D
iğer yandan, imalat ve hizmetlerde korumacılığın azalmasıyla dışarıdan gelecek rekabet özellikle kısa vadede yerli imalatçı ve hizmet sağlayıcıları olumsuz yönde etkileyecektir.

15 yıl süren üyelik müzakerelerinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkan en önemli soru işareti bir çok eyalet, otonom bölge ve merkeze bağlı belediyeden oluşan ÇHC’nin WTO kurallarını ne derece etkin olarak uygulayabileceğidir. Bir çok sektörde, 5 yıllık bir geçiş dönemi öngörülmüş olmasına rağmen, uygulama aşamasında yerel hükümetlerin, özellikle işsizliği önlemek amacıyla bölgesel korumacılığı devam ettirme eğilimine girmesi muhtemel gözükmektedir. Bu nedenle, ÇHC pazarının WTO kuralları çerçevesinde serbestleşmesinin zaman alacağı düşünülmekte olup, bu durum ilk aşamada aşırı beklenti içerisine girmiş olan bir çok batılı firma için hayal kırıklığı yaratacaktır.

ÇHC’nin, WTO’ya giriş anlaşması kapsamında, mal ve hizmetlerde pazara giriş ve fikri mülkiyet hakları gibi konularda vermiş olduğu başlıca tavizler şunlardır;

· WTO üyesi tüm ülkelere eşit muamele sağlanacaktır. Tüm yabancı kişi ve kuruluşlar ticaret hakları açısından eşit olacaktır. Hali hazırdaki uygulamada, yabancı sermayeli kuruluşlar ancak ÇHC’nde ürettikleri ürünlerin iç ve dış ticaretini yapabilmekte olup, sadece iç veya dış ticaret ile iştigal eden yabancı sermayeli firma kurulamamaktadır.

· İç pazar ve ihracat için üretilen ürünler için iki fiyat uygulaması ve diğer ayrımcı uygulamalar kaldırılacaktır.

· Üç yıl içerisinde tüm işletmeler çok kısıtlı sınırlamalar dışında tüm ürünlerin ithalat ve ihracatını ve iç ticaretini yapabilecektir.

· Bazı madenler, tütün, tahıllar ve akaryakıt gibi belirli ürünlerde devlet monopolü devam ederken hali hazırda yabancılara kapalı olan diğer alanlar açılacaktır.

· Fikri mülkiyet hakları açısından Üyeliğe geçiş ile birlikte TRIPS anlaşması uygulanmaya başlanacaktır.

· Üyeliği takip eden ilk 12 yıl içerisinde Çin menşeli ürünlerin WTO üyesi ülkelerden herhangi birinin iç pazarına zarar vermesi veya zarar verme tehlikesi doğurması durumunda özel geçiş dönemi koruma tedbirleri ilgili ülkelerce uygulanabilecektir.

· Gümrük tarifeleri belirli bir takvime göre azaltılacaktır. İndirimlerin büyük bir bölümü, 2004’e kadar, diğerleri ise 2010’a kadar yapılacak olup, tüm tavizlerin tamamlanmasından sonra tarım ürünlerinde ortalama vergi %15’e, sanayi ürünlerinde ise %8,9’a düşecektir.

· Çin tarım ürünlerine ihracat sübvansiyonu vermeyecektir. Diğer sübvansiyonlarda ürün değerinin %8,5’ini geçmeyecektir.

· Tekstil sektöründe 31.12.2004 tarihinde tüm WTO üyesi ülkelerin kotaları kaldırmaları ile beraber Çin’ uygulanan kotalarda kaldırılacak ancak, 2008’e kadar WTO üyesi ülkelerde Çin menşeli ürünlerin zarara neden olması durumunda özel önlemler uygulanabilecektir.

· Hizmet ticaretinde verilen tavizlerin en önemlileri, telekom, bankacılık ve sigortacılık sektörlerindedir.

· Telekom hizmetlerinde, üyeliği takiben yabancı servis sağlayıcı firmalar Çin firmaları ile ortak yatırım yapabileceklerdir. Ancak yabancı hisseleri %25’i geçmeyecektir. Üyeli takiben ilk yıl içerisinde bu oran %35’e çıkartılacak ve servis verilebilecek şehir sayısı arttırılacaktır. 4. yıl içerisinde yabancı sermaye payı %49’ çıkabilecek ve 5. yıl içerisinde servis alanlarını sınırlayan tüm coğrafi sınırlamalar kaldırılacaktır.

· Bankacılık hizmetlerinde, üyeliğin ilk yıllarında yabancı finans kuruluşları müşteri kısıtlaması olmaksızın döviz ile işlem yapabileceklerdir. İkinci yıl içerisin
de yabancı kuruluşlar Çin kurumlarına RMB işlemi de yapabileceklerdir. 5. yıl içerisinde yabancı bankalar Çin vatandaşlarına gerek döviz gerekse RMB servisi verebileceklerdir.

· Sigortacılık hizmetlerinde,hayat sigortası dışındaki sigorta çeşitlerinde %51’e varan yabancı hisseli ortaklık kurulabilecektir. Üyelikten iki yıl sonra yabancılar %100 hisseye sahip olabileceklerdir. Yabancı hayat sigortası şirketleri üyeliğe geçiş ile birlikte %50 hisseli ortaklıklar kurabileceklerdir. Büyük finansal riskler, reasürans ve navlun sigortalarında üyelikle birlikte %50 ortaklık kurulabilecek, 3. yıl içerisinde %51, 5. yıl içerisinde %100 yabancı sermaye olabilecektir.

· Turizm, eğlence ve taşımacılık hizmetlerinde üyeliği takip eden 3 ila 5. yıllar içerisinde % 100 yabancı sermayeli firmaların kurulmasına izin verilecektir.

Nüfus
Çin, dünya toplam nüfusunun % 22’sine sahiptir. Ülke nüfusunun 1,2 milyar düzeyinde tutulması için çeşitli politikalar yürütülmektedir. Nitekim nufus azalarak da olsa artmaya devam etmektedir. Ailelerin tek çocuk sahibi olmaları teşvik edilmektedir. Yüksek nüfus, Çin için en büyük sorunlardan birisini teşkil etmenin yanısıra büyük bir ekonomik güç kaynağı olma niteliğindedir. 1990’lı yıllar boyunca yıl bazında yaklaşık yedi milyon kişinin iş gücüne katılacağı öngörülmüştür. Bu kitlenin yarattığı baskının Çin ekonomisi için yüksek büyüme oranlarını önümüzdeki dönemde de zorunlu kılacağı düşünülmektedir. Çin’in gelişme yolunda önündeki en büyük engellerinden birisi bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak altyapının olmayışıdır. Bu eksikliğin giderilmesi amacı ile yoğun yatırımlar yapılmaktadır. Madenler ve Doğal Kaynaklar
Çin, maden ve mineraller yönünden zengin bir ülkedir. Aralarında demir, demir alaşımlı metal cevherleri, fosfat, tungsten, molibden ve titanyumun bulunduğu yaklaşık 17 maden ve mineral türünde dünya lideri konumunda bulunmaktadır. Bu arada Çin, uzay teknolojisi ve elektronik alanında kullanılan bazı ender bulunan madenlerin de artan orandaki üretici ve ihracatçısı durumunda bulunmaktadır. Rusya ve Kanada’dan sonra yüzölçümü en geniş ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti, sahip olduğu hidroelektrik güç potansiyeli ve kömür rezervleri açısından da dünya birincisidir. Ancak yer yer karşılaşılan enerji darboğazları ülke ekonomik gelişmesinin en önemli engellerinden biri olarak görülmektedir.

Halihazırda toplam enerji ihtiyacının % 70’i kömürden elde edilmektedir. Çin bir hampetrol ithalatçısı ülkedir. Ülkenin güneyinde bulunan doğal gaz rezervleri henüz işler hale getirilememiştir.

Ekonomik Altyapı
Altyapıda en büyük eksiklik ulaşım ve haberleşmede duyulmaktadır. Çin’de, halihazırdaki ulaşım altyapısının, talebin ancak % 60’ına cevap verebildiği tahmin edilmektedir. Limanlar ve demiryolları talebe cevap verememektedir. Havayolu taşımacılığı, malzeme, ileri teknoloji ve eğitimli personel eksikliği içindedir. 8 ve 9’uncu Beş Yıllık Kalkınma Planlarında yatırım önceliği altyapı yatırımlarına verilmiştir. Enerji yetersizliği diğer önemli bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda yabancı ortaklı sanayi tesisleri de dahil olmak üzere, bilhassa elektrik enerjisi eksikliği nedeniyle, sanayi üretiminde kesintilere neden olmaktadır. Başlıca Sektörler
Tarım ve Hayvancılık

Yüzölçümü 9,561 milyon km² olan Çin’de bu alanın % 10’u ekilebilmektedir. Buralarda pirinç, buğday, jüt, şeker kamışı ve bazı tropikal ürünler üretilmektedir. Büyük bir tarım ülkesi olan Çin, ilk defa 1994 ve 1995 yıllarında önemli miktarlarda hububat -buğday ve pirinç- ithal etmek zorunda kalmıştır. Bu konuda yapılan tahminlerde, 2010 yılında Çin’in ithal etme ihtiyacı göstereceği hububat miktarı kadar, ihraç edilebilecek hububatın dünyada henüz üretilmediği ifade edilmektedir. Uzun vadede Çin’de hububatın yanısıra diğer gıda maddeleri arzında da problemler yaşanması beklenmektedir. Diğer taraftan, Çin’in tarımsal üretiminde kendi kendine yeterliliği hususunda endişeye gerek olmadığı, normal şartlarda hububat ithalatının, toplam tüketiminin % 5’ini geçmeyeceği belirtilmektedir.

Çin’de tarımsal üretim teknikleri gelişmiştir. Özellikle seracılık bütün ülke genelinde oldukça yaygın olup, güney bölgelerinde hububat tarımı yılda iki mahsul alacak şekilde gerçekleştirilmektedir. Ülkede hayvancılık, özellikle balıkçılık yaygındır. Tarımsal üretim tekniklerinde ve tarımda kullanılan makinaların teknolojik seviyelerinde önemli iyileştirmeler sağlanmıştır.

En önemli tarımsal ürünler; hububat, yağlı tohumlar-yer fıstığı,kolza tohumu- pamuk, jüt ve kenevir, şeker kamışı, şeker pancarı, tütün (kuru), çay, meyvalar, domuz, inek, koyun eti, inek sütü, koyun yünü, ipek kozası, küçük ve büyükbaş hayvanlar olarak sayılabilir.
Sanayi
Son yıllarda toplam sanayi çıktısında çok büyük artışlar gözlenmiştir. 1980’li yıllar boyunca sanayideki üretim artışı yıllık ortalama %12.6 olmuştur. Bu üretim öncelikle köy ve kasaba işletmeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Dolayısı ile yerel tarımsal artık değer düşük teknolojili emek yoğun imalat sanayi yatırımları olarak vücut bulmuştur. 1990’lı yıllarda özellikle 1992’den itibaren aralarında sayısı hızla artan yabancı sermayeli kuruluşların da katkıda bulunduğu önemli ölçüde bir üretim artışı gözlenmektedir.

Çin ekonomisi pek çok sanayi alanında yetkinliğe ulaşmış durumdadır. Modern metalurji, madencilik ve enerji ekipmanları, uçak yapımı, otomobil üretimi, büyük makina parçaları, döküm, uzay sanayi, büyük enerji devreleri, elektronik, iletişim ekipmanları, ölçüm araçları gibi alanlar, son dönemde Çin ekonomisinin faaliyet gösterdiği başlıca alanlar arasında sayılmaktadır. Çin, halen madencilik, enerji santrali, metalurji, akaryakıt, kimyasallar, otomotiv ve gemi yapımı konularında tamamen kendi teknik imkanlarına dayanmaktadır.

Madencilik
Ülkedeki madenlerin %60’ı devlet tarafından işletilmektedir. Özellikle kömür madenlerinin çok kötü koşullarda olduğundan söz edilmektedir. Kömür fiyatlarının çok düşük olması bu alandaki yatırımları özendirmekten uzaktır.

Ülkede Tayvan ve Hong Kong’daki diğer etnik Çin toplulukları kadar olmasa da potansiyel altın tüketim talebi oldukça yüksektir.

İnşaat Sektörü ve 2008 Pekin Olimpiyatları
Kasım 1997 tarihinde Çin İnşaat Bakanı önümüzdeki 5 yıl boyunca Çin’de kentsel kesimde 1,65 milyar metrekare, kırsal kesimde 6,5 milyar metrekare konut, buna ek olarak 2,9 milyar metrekare konut onarımı yapılmasının öngörüldüğünü belirtmiştir.

Her yıl sadece Pekin’de 8 milyon metrekare konut inşa edilmektedir. Bakanlık önümüzdeki 5 ila 7 yıl içinde, ülke çapında yıllık 3 milyar metrekare konut inşa edilmesine ihtiyaç olduğunu bildirmiştir.

Resmi rakamlara göre, 1995-2000 yılları arasında Çin emlak sanayi yıllık ortalama %18 oranında büyümüştür. Bu her yıl, kentlerde ve kırsal kesimde yaklaşık olarak 150 ila 180 milyon metrekarelik yeni apartman inşaatının tamamlandığını göstermektedir. Bu çerçevede 100 milyon metrekare seramik karo ve kiremite ihtiyaç duyulmuştur. İstatistiklere göre eski evlerin iç dekorasyonu için harcanan para 50 milyar Rmb’yi geçmiştir. İnşaat malzemelerine olan talebin giderek büyüdüğü kırsal kesimde bu alanda büyük bir potansiyelin varlığı gözlenmektedir.

Olimpiyatlar vesilesi ile Pekin yerel hükümeti, 180 milyar yuanlık (yaklaşık 22 milyar dolarlık) bir yatırım gerçekleştirecektir. Önümüzdeki 5 yılda Pekin’de 9 milyon metrekare eski ev yenilenecek ve kişi başına yaşama alanı 18 metrekareye çıkacaktır. Pekin Belediye Başkanı Liu Qi Olimpiyatların Pekin’de olmasının sadece Pekin değil ülkenin Batı kesimleri de dahil olmak üzere ülke çapında büyük bir yarar sağlayacağını söylemiştir. Çin ekonomisindeki hızlı büyüme, kentlerde yaşam düzeyinin iyileşmesi, yüksek kalitede enerji hizmetleri ile birlikte ev aletlerine olan talebi de artırmaktadır. Diğer taraftan son dönemde Çin, ev aletleri ve ampul gibi enerji tüketen araçların üretiminde de dünya ölçeğinde ön sıralara gelmektedir.

Çin’in 11 Kasım 2001 tarihinde WTO’ya girişi ile birlikte Çin’deki yatırım ortamı gelişecektir. Uluslararası sermayenin girişi Çin İnşaat Malzemeleri Sektörü’ne mükemmel bir gelişme fırsatı verecektir.

Çin inşaat malzemeleri pazarını yabancı yatırımcılara açılacaktır. Yabancı direkt yatırımlar ya da işletme hakkının devrine sehir içi ulaştırması, çöp işleme, gaz, su, ısıtma arzı gibi alanlarda izin verilecektir. Çin konut inşaatlarının finansmanı alanında yabancı finansman kuruluşları ile işbirliğine girmek istemektedir.

Şu anda yabancılar inşaat sanayi alanında ülkede yatırım yapmaya ve konut inşa ve onarım çalışmalarına katılmaları yönünde Çin’e davet edilmektedir. Çin’deki inşaat faaliyetleri konusunda yetkili kuruluş olan CCPIT, İnşaat Malzemeleri Alt Konseyi, Çin’in bu alandaki ticaret ve yatırımlarının geliştirilmesi ve uluslararası ilişkilerin kurulması yönünde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kuruluş inşaat malzemeleri ithalat ve ihracatı, yabancı sermaye, teknik işbirliği, diğer ülkelerle ticari ve teknik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda hizmet vermektedir.

Ülke istatistikleri bu alanda üretime yönelik olan ve olmayan olarak ikiye ayrılmaktadır. “Üretime yönelik” kabul edilen; altyapı projelerine öncelik verilmektedir.

Diğer taraftan nüfusun önemli bir yüzdesinin şehirlerde yaşayacağı tahmin edilen 2000’li yıllardaki barınma ihtiyacını karşılayabilmek için Çin’in 3 Milyar m² kapalı alan inşa etmesi gerekmektedir. Halihazırda Çin’de, ABD, Japonya, Güney Kore, Almanya, İtalya, İngiltere, Kanada, Avustralya, Danimarka, Malezya, Hong Kong, Tayvan ve Macao’lu müteahhitlik firmaları faaliyette bulunmaktadır.
 

kaynak: www.igeme.gov.tr


 |    E-Pazarlama - Elektronik Pazarlama   |   İhracat Hizmetleri   |   Dış Ticaret Hizmetleri   |   Tekstil İhracat Hizmetleri   | 
 |   Global Pazarlama Hizmetleri   |   İnternetle Pazarlama Hizmetleri   |   Ülke Pazar Araştırmaları    | 

© 2004 Copyright By ihracathizmetleri.com.  All rights reserved.
Web Tasarım Firması